top of page

Tarihselcilerin ve Modernistlerin Anlamak İstemediği: Hukukun Güçle Olan Bağı

Modern insan anlamıyor... Recep Tayyip Erdoğan'ın tıpkı bir ilah gibi evliliği yasaklamasını doğal bulurken fıtrata uygun kanunları çirkin görebiliyor. Zira güç kimde ise haklı olan odur. Hukuk duygusallık kabul etmez. Hukukta güç meselesi bizzat hukukun da konusudur.



Akıl En Büyük Peygamberdir
Tarihselcilerin ve Modernistlerin Anlamak İstemediği: Hukukun Güçle Olan Bağı

İslam'a yaklaşımda modernist (başlıca temilcisi: Mustafa İslamoğlu, Hüseyin Atay gibi) ve tarihselciler (başlıca temsilcisi: Mustafa Öztürk) birbirlerine eleştiriler yöneltseler de ittifak halinde şunu söylüyorlar: "Modern çağ, her ne kadar eleştirilecek hususlar olsa bile insanlığın ortak değerleri açısından (kadın ve erkek eşitliği gibi) kabul edilmesi gereken bir sürece işaret eder. İslam sorun çözmek için vardır. İnsanlığın ortak yürüyüşüne katkı yapabilmek adına Kur'an ve İslam'ın temel kaidelerinden yola çıkarak çağın ve çağ içerisinde yalpalayan müslümanların sorununu çözebiliriz." Çözdüler de ne oldu? Zihinlerindeki akaid darmadağın oldu. İhsan Eliaçık, "Allah'a inanmak şart değil" zırvasıyla her gün TV'lerde. Mustafa İslamoğlu, artık dini bile tanımıyor. Mustafa Öztürk, "Kur'an Allah'ın kelamı değil" noktasına geldi. Aslında yakından bakmanıza gerek yok... Modernist ve tarihselciler, müslüman değiller. Buna rağmen İslam ve müslümanların sorunlarıyla ilgilenmeleri gözyaşartıcı...

Neyse biz konumuza dönelim.

"Kadın dövmek İslam'da yoktur.", "Kadına mirasta eşit pay verilmelidir." İhsan Fazlıoğlu bu konuda kararlı, Allah'ın ayetlerine "ulan" diyecek kadar çılgın. "Birden çok kadınla evlenmek haramdır." "Tabii ki faiz helaldir." "18 yaş altındaki kadınla evlenmek yasaktır." "Hırsızın eli kesilemez, cezaevi en güzel çözümdür." Ne demek istediğimizi somutlaştıralım...


Biliyorsunuz Recep Tayyip Erdoğan, 18 yaş altı genç kızla evliliği yasaklayarak cezasının ise 16 yıl hapis cezası olarak uygun gördü. Bu noktada bir problem çıkmaktadır. Modernistlerin deyimi ile "klasik fıkıh"kitaplarında akıl-baliğ olan genç kız, evlenebilir. Lakin fıkıh kitaplarının insanlara verdiği bu özgürlükten yararlanmak isteyen delikanlı, akıl-baliğ genç kızla evlendiği zaman direk hapishaneye yollanıyor. Halbuki problem Recep Tayyip Erdoğan'ın haklı olmasından kaynaklanmıyor. Zira bazıları kızacak ama Recep Tayyip Erdoğan, Allah değil. İnsanlar üzerinde normalde müstakil bir kanun koyamaz. Helal ve haramı tayin edemez. Ama aydınlanma felsefesi ona bu hakkı vermiş. Bu meselenin bir yanı... Ayrıca kanun fıtrata da aykırı... Sevenlerin arasına da girilmiş oluyor. Kaldı ki Recep Tayyip Erdoğan bu kanunda tek. Ne tarihte ne de günümüzde evlenen insanlara hapis cezası veren lider yok. Adem (as)'dan bu yana hiç kimse evlenmeyi yasaklamadı, yasakladıysa bile hapis cezası vermedi. Bu noktada haklı olup olmadığınızın pek bir önemi yok... Evlenen insanlar hapse girecekler... Fıtrata aykırı yasa yüzünden zamanla insanlar doğal olarak hapse girmek istemediklerinden erken yaşta evlenmeyecekler. Flört edecekler, korunarak cinsi ilişki kuracaklar ama asla evlenmeyecekler. Sonuçta belli bir zaman sonra insanlar evlenmemeye alışacaklar. İşin tam bu noktasında modernist ve tarihselci kahramanlar, "erken yaşta evlenmek iyi değil. Zaten evliliğe de hazır değiller evlenmek isteyenler. Klasik kitaplarda geçen evliliğe izin fetvaları boşluktadır, anlamsızdır." Burada bir uyanıklıkta gerçekleşir. Mesela Ali Bulaç'a göre klasik fıkıh kitaplarındaki evliliğe izin fetvaları, Allah ve Resulünden bağımsızdır. O'na göre Allah'ın böyle bir izni yok. Ali Bulaç, direk Allah'ı eleştirse tepki göreceğini bilir.


Bir de genel hükümler veya kavaid veya maslahat üzerine hüküm bina etmeleri var modernistlerin... Hâlbuki genel kaideler üzerine bırakın herhangi bir hüküm bina etmeyi bu kavaid ile ictihad bile yapamazsınız. Adı üstünde Kavaidi Fıkhiyye zaten bir sonuçtur ve sonuç üzerine yeni bir sonuç yazmak saçmalık olacağı gibi insanın “ e o zaman biz neden Demokratik-Laik Meclislerin çıkarttığı kanunları reddediyoruz” diyesi geliyor. “Âlemin ve devletin menfaat ve düzeni için” laflarıyla başlayıp tamamen izafi sözlerle istediğiniz her şeye helal veya haram demeniz mümkün.


Şimdi İslam'daki problem denilen şeylerin aslında güçle alakalı olduğu hususuna kısaca temas edelim. İslami bir iktidar, Allah'ın izni çerçevesinde "erken yaşta evlilik serbesttir" diye kanunu yürürlüğe soktu diyelim. Bu kanundan sonra eğitim sistemi, hukuk, sosyal hayat hemen değişecektir.


Hırsızın eli kesilmesi... Kanun uygulanmaya sokulduğu an hırsızlar ellerine sahip çıkmak zorunda kalacak...


Miras'ta kadına bir erkeğe iki hükmü uygulandığı an sosyal hayat derhal değişecek, müşterek hayat safsatası sona erecek ve erkek ailesinin nafakasını temin ile sorumlu tutulacak...


Modern insan anlamıyor... Recep Tayyip Erdoğan'ın tıpkı bir ilah gibi evliliği yasaklamasını doğal bulurken fıtrata uygun kanunları çirkin görebiliyor. Zira güç kimde ise haklı olan odur. Hukuk duygusallık kabul etmez. Hukukta güç meselesi bizzat hukukun da konusudur. Hanefi Mezhebi'nde kafirler, bir müslüman beldesine egemen olurlarsa hukuken de o beldenin sahibi olurlar. Kısaca güç kimde ise problemleri üreten de çözebilecek kaabiliyette olan da odur. Modernist ve tarihselciler; müslümanların ayak altından çekilmeleri ve asla güç sahibi olmamaları için şeytan tarafından piyasaya sürülmüş sürülerden başka bir şey değil.


İslam Fıkhına iman edenler gevezelik edip boş problemleri kendilerine sorun edinirlerse sadece hukuklarını değil imanlarını da kaybederler.


İnsanın hakikati bulma süreci şöyle gelişir. Önce gördükleri varlıklara bakarak gördüklerinin sonradan olduğunu akıl eder. Bu akıl etmenin zaruri neticesi olarak Allah'a inanır ve daha sonra "mucize" vasıtasıyla Peygambere inanır ve daha sonra da gücü yettiği oranıyla dinin hükümlerini hayatında tatbik eder.


Fıkıh,hukuk, dinin hükümleri meselesi sadece aklın konusu olamaz. Aslında insanın hayatına düzen koymaya çalışan hiçbir kanun sadece aklın konusu olamaz. Zira kanunlar, aklı aşan bir karmaşıklığın eseridir. Psikoloji, sosyal hayat, ikili ilişkiler, kanunun gelecekte insana vereceği zarar veya fayda... Kanunun insan gelişimine etkisi, hürriyet problemi, özgürlüklerin sınırlandırılması,çevre... Yüzlerce binlerce etki... Bu yüzden mevcut olan her kanunu aklen, mantık kullanarak, zekanızla, duygusal önermelerle eleştirmeniz veya kabul etmeniz mümkün. Mesela Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çıkmasına öncülük ettiği kanuna göre zinayı helal (serbest) ve 18 yaş altı genç evliliği de haram (yasak) kılmıştır. Recep Tayyip Erdoğan'ın çıkartmış olduğu kanunları aklen, mantık kullanarak, zekanızla, duygusal önermelerle desteklemeniz mümkündür ve desteğiniz bu saydığım argümanlarla asla çürütülemez, mahkum edilemez. Aksi de geçerlidir; asla kanunun mutlak iyi olduğunu ispatlayamazsınız hatta Recep Tayyip Erdoğan da ispatlayamaz ve kanunun ileride yol açacağı durumlar hakkında kesin sonuçları bilemez.


İslam Fıkhındaki kanunları da psikolojik, aklen, mantıkla, zekayla, sosyal hayata etkisiyle 2x2 kesinliğinde doğruluğunu, şartlara uygunluğunu vs ispatlayamaz veya reddedemezsiniz. Aslında kanun koymak kelimenin tam manasıyla insanı aşan bir durumdur. Bu sebeple müslümanlar, İslam fıkhındaki kanunları sorgulamak yerine; a- Kanunu doğru anlamak b- Doğru anladığı kanunun hikmetlerini araştırırlar. Zira bilirler ki kanunu koyan Allah'tır ve kanun bu yapısı ile asla yanlış olamaz, akla aykırı kesinlikle olmaz, sosyal hayata ve insana hiçbir şekilde zarar vermez. Evli iken zina edene recm cezası iyi mi kötü mü sorusunu sormaz müslüman... Veya kadına mirastan 1 erkeğe 2 taksimini yanlış - doğru cetveline havale etmez. Buluğ çağına eren bir kızla evlenmeyi yanlış bulmaz. Dahası kanunları bu açıdan değerlendirmez bile. Tek kaygısı vardır... Kanunu doğru anlıyor muyum... Mesele sadece teknik bir meseledir, asla felsefi bir yönü yoktur.


Recep Tayyip Erdoğan'ın "İslam'ın güncellenmesi," teklifi de bu manada anlamsız. İslam fıkhı kendisinin ne kadar güncellenmesine razı? Takdir edersiniz ki bu da tamamen teknik bir sorudur. Hakimiyet kime aittir, hüküm nedir, ictihad nedir soruları çerçevesinde değerlendirilir. Buluğ çağa giren bir kızla evlenmek İslam'da helal ise mesele yoktur, evlenebilirsiniz... Dörde kadar evlenmek helal ise yine mesele yoktur, evlenebilirsiniz. Laik algının, tarihselcilerin ve modernistlerin bu kanunları küçümsemesinin zerre miktarı değeri yoktur.


Aslında demek istediğim şudur... Müslümansanız, İslam'ın kanunlarına bakış tarzınız otomatik olarak İslam kanunları kesinlikle (aklen) doğrudur inancıdır. İsterse tüm insanlık size karşı çıksın. Aynı inanç karşı taraf için de geçerlidir. Onlar da meclislerinde çıkarttığı kanunlara duygusal inançla sarılırlar.

Comments


bottom of page