Tarık Buğra



Küçük Ağa

Ölümsüz yazar Tarık Buğra’nın en tanınmış eserlerinden olan Küçük Ağa, Milli Mücadele yıllarını çarpıcı bir hikayeyle ele alıyor. Roman, aynı dönem için yazılan birçok eserden farklı olarak küçük bir kasabayı merkez ediniyor. Bunun yanı sıra Milli Mücadele’ye yerel direnişçi ve çetelerin bakış açısını da ekliyor. Eser söz konusu dönemin bir yansıması olarak, farklı iç gruplar arasındaki fikir ayrılıklarını tema olarak işliyor. Ve bu yönüyle tarihe ışık tutan en değerli Türk romanları arasında gösteriliyor.

Tarihi Roman Türünün En İyi Örneklerinden Biri

İlk olarak 1963 yılında yayımlanan roman, döneminde “tarihi roman” türüne yeni bir yaklaşım getirmesiyle dikkat çekiyor. Kahramanlığı konu edinen diğer tarihi romanlara kıyasla destansı üslubu reddeden eser, 60’lı yılların toplumsal gerçekçilik akımını etkili bir şekilde yansıtıyor. İlahi bakış açısıyla kaleme alınan eserde okur, romanda gerçekleşen tüm olaylara üstten bir gözle hakim oluyor.

Küçük Ağa romanında başkahraman olarak, okurun karşısına İstanbul’dan gelen bir aydın çıkıyor. Üstelik kahraman, Anadolu insanına karşı kötümser düşünceleri yerine benimseyici yaklaşımıyla öne çıkıyor. Eser, farklı görüşleri ele almasının yanı sıra bunu tarafların bakış açısına göre de okuruna aktarıyor.

Milli Mücadele’nin Öteki Mücadele’si

Küçük Ağa, Akşehir’de İstanbullu Hoca adıyla bilinen Mehmet Reşit Efendi adlı bir adamın fikri dönüşümünü ele alıyor. Akşehir’e imam olarak gönderilen İstanbullu Hoca’nın baştaki asıl amacını, halkı Osmanlı tarafında tutmak oluşturuyor. Ancak olayların seyri Hoca’yı daha değişik yollara sürüklüyor.

Kuva-yi Milliyeciler tarafından yakalanmak istenen Hoca, kaçarak yaşamına eşkıya olarak devam ediyor. Ve bundan sonra Küçük Ağa olarak anılmaya başlıyor. Kuva-yi Milliyecilerden kaçma süreci boyunca düşünce olarak da bir yolculuğa çıkan Küçük Ağa, sonrasında ise mücadelesine çok daha farklı bir saftan devam ediyor.

En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!

Tarık Buğra’nın unutulmaz eseri Küçük Ağa, Milli Mücadele yıllarına farklı bir pencereden bakmanızı sağlayacak. Bu kitabı hala okumadıysanız hemen şimdi sipariş verin, Tarık Buğra’nın kaleminden tarihsel bir yolculuğa çıkmanın ayrıcalığını siz de yaşayın. Yazarın diğer eserleri ve çok daha fazlası için ise Roman kategorisine göz atmayı unutmayın!


Firavun İmanı'nda Tarık Buğra, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet'in kuruluşu sorunsalını bu kez Sakarya Savaşı arefesi ve hemen ertesi dönem bağlamında romanlaştırıyor. Kahramanları yine "sıradan" halk veya dönemin ikinci, üçüncü plandaki kişilerin temsil eden tipler. Roman Mustafa Kemal'in tartışılmaz liderliği etrafında şekillenen Cumhuriyet'in kurucu kadrosu ve onun iradesine karşı, bizzat Kuvayi Milliye hareketi içinden şekillenmekte olan milli-muhafazakar hoşnutsuzluk, tepki ve muhalefetin şekillenişini konu alıyor. Bu tepki ve muhalefetin sonraki yıllarda Mustafa Kemal'i ve onun "devrimlerini" doğrudan karşısına almak yerine bunu bir anti-komünizm edebiyatı içine yerleştirilmiş imalarla ifade eden bir politik söylem tutturduğu bilinir. Bu bakımdan Firavun İmanı'nda milli-muhafazakar tepki ve muhalefetin 1920'lerin Sovyetçi ve komünist sıfatla tiplerine yönelik ve onların üzerinden ifade ediliyor olması, Cumhuriyet'in daha sonraki yıllarını haber veriyor.


"Osmanlı'nın sırrı nedir" sorusunun cevabını arayan yazarın Osmanlı kuruluş döneminin dinamiklerini ve felsefesini bugünkü dille inşa ettiği romandır. Duvarları süsleyen "Ey Osmancık; beğsin. Bundan sonra öfke bize, uysallık sana; güceniklik bize, gönül alma sana; suçlama bizde, katlanma sende; bundan böyle, yanılgı bize, hoş görmek sana; aciz bize, yardım sana; geçimsizlikler, uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adalet sana; kötü göz bize, şom ağız bize, haksız yorum bize, bağışlama sana. Ey Osmancık bundan böyle, bölmek bize, bütünlemek sana; üşengenlik bize, gayret sana; uyuşukluk bize, rahat bize, uyarmak şevklendirmek, gayretlendirmek sana" gibi sözler bu kitabın eseridir.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana, ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu. Babam "İnatsın inat... İnatçı adamın saçı yatma

Saatleri Ayarlama Enstitüsü İmparatorluktan cumhuriyete geçiş döneminde Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük şair ve yazarlardan olan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı eseri, moder

Merhamet zulmün merhemi olamaz! İstanbul’un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin’e gider. Onun, önce sevdaya son