top of page

"Tanrı Devlet" veya Leviathan

Tanrı Devlet; kamu düzenini sağlamak, yurttaşlarına bir takım davranış modelleri kazandırmak, varlığını meşrulaştırmak için eğitimi yani "yapay insan" yapma mekanizmalarını hayati derecede önemli görür. Okullar, insan yapma tezgâhlarıdır.


Akıl En Büyük Peygamberdir
"Tanrı Devlet" veya Leviathan

“Hani Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar; “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz” demişler, Allah da “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” demişti.” (Bakara Suresi: 30)

İnsan kendi haline bırakılırsa insanların birbirleriyle aralarını bozarak iktidarı almak ve iktidarını ayakta tutmak için kan dökmek tabiatındadır. PKK Örgütünün yöneticisi Abdullah Öcalan’ı dinleyelim: “Yeni insanı yaratma konusunda, Ben tanrıdan daha fazla değiştirip dönüştürme gücüne sahibim. Kürtler için en etkili eğitim yöntemi, benim bulduğum yöntemdir. Ben öyle güçsüz ve sizlere muhtaç değilim, bana muhtaç olan sizsiniz.” Abdullah Öcalan sadece “kendini yaratmıyor” başkalarını da “yaratıyor” ve elbette can veren can da alır: “Can sizin değil, can PKK’nındır. Kimse “Bu can benimdir” diye canını istediği gibi kullanamaz.” Önderlik dediğiniz sorgulanamaz tanrılık. Biliyor musunuz “insanlar bozguncu ve kan dökücü” derken Melekler, sonuna kadar haklı idi. Hiç olmazsa hayvanlarda içgüdü var, hakikate karşı bağımsızlık ilan eden insanda içgüdü de yok. Her türlü cinayeti bekleyin ondan, “bebek katili” nitelemesi onun için ar değil, övünç kaynağı. İnsanı var eden dışarıdan aldığı kelimeler (ilim ve hakikat) ve kırmızıçizgileri; kendi kendisine tapan insan ise şeytanı yanına çırak olarak bile alabilir. Emine Ayla’nın “Apo”nun bastığı toprakları poşetlere koyup dağıtmasının anlamı ne? Mam’dır Önderlik… Mam; anadır, babadır, acımasız tanrıdır.

İnsanın yaratılış icabı bencil ve kavgacı olduğu realitesinden yola çıkan İngiliz Filozof Thomas Hobbes, herkesin birbiriyle kıyasıya mücadele ettiği bir ortamda toplumsal barışı sağlamanın tek koşulunun devlete boyun eğmek olduğunu ifade eder. Herkes tüm yetkilerini doğal olarak devlete devretmeli ve devlette elindeki güçle insanları hizaya sokmalı.


Aydınlanma Devrinin ürünü olan "Tanrı Devlet", yaratıcının tüm haklarını devlette var sayar. Laik Devlet yeni tanrıdır. Devlete itaat, tanrıya itaattir. Eğer Laik Devlete itaat etmeyen birileri varsa toplum veya millet adına hüküm verdiği farzedilen mahkemeler derhal itaatsizlik eden kimseyi yok etmelidir. Devlet; ahlaklı ve adil olmak zorunda değildir çünkü ahlak ve adaletin ölçüsü de devlet ve onun kanunlarıdır.



Tanrı Devlet veya Laik Devlet egemenliğini sürdürebilmek için tüm toplumu ortak bir ülkü ve değerler etrafında birleştirmek veya demokratik devletlerde olduğu gibi toplumu ayrıştırmak zorundadır. Öncelikle devlet, "resmi ideoloji" icat etmek zorundadır. Tüm toplumsal ilişkiler aile, din, hukuk, eğitim resmi ideoloji tarafından yeniden şekillenir. İdeolojik Demokrasinin egemen olduğu bir ülkede de insanlar, Muhafazakâr, Solcu, Sağcı diye suni bölümlere ayrılarak devlete karşı birleşmesi engellenir. Lakin insanlar suni olarak bölünmüş olsa da hepsinden istenen "Yerli ve Milli" olmalarıdır.


İnsanların "yerli ve milli" olmaları yani Laik Devlet veya Tanrı Devleti benimsemeleri için "Zorunlu Temel Eğitim" zaruri bir yer işgal eder. Tanrı Devlet; kamu düzenini sağlamak, yurttaşlarına bir takım davranış modelleri kazandırmak, varlığını meşrulaştırmak için eğitimi yani "yapay insan" yapma mekanizmalarını hayati derecede önemli görür. Okullar, insan yapma tezgâhlarıdır. Göklere çıkarılan Finlandiya Eğitim Sisteminin de "insan yapmak" için tasarlanan saçma sapan bir model olduğunu da parantez içinde zikredelim.



Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana eğitime her şeyden çok önem vermiştir. Tevhid-i Tedrisat Kanunu istisnasız tüm vatandaşların, "Tanrı Devlete" uygun olarak yetişmesini hedeflemiştir. Köylere kadar inen okullar, köylülerin bile "eğitimden" uzak kalmamasını hedeflemiştir. AK Parti, 12 yıllık kesintisiz eğitimi, Tanrı Devletin otoritesini perçinlemek için gerçekleştirmiştir. Yine zorunlu askerlik kurumu, askerlik eğitiminden çok tüm vatandaşların "Tanrı Devlete" boyun eğmesi için eğitmek için kullanılmıştır.


TANRI DEVLET ve ALLAH


Öncelikle Allah, insanoğlunu hukuki bir kişilik olarak kabul etmiş ve onlarla ruhlar âleminde sözleşme yapmıştır. Dünya hayatında da insanlara şöyle buyurmuştur:

"Ey insanlar!.. Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, korunasınız." (Bakara Suresi: 20) Öncelikle ayetteki iki vurguya dikkat. Allah'a ibadet edin, niçin? Beni ve benden önceki insanları yarattığı için. Allah'a ibadet edin, niçin? Dünya ve ahiretin sıkıntılarından korunmak için. Allah, insana direk ibadet edin dememiş bize niçin ibadet etmemiz gerektiğini de açıklamış. Ayetin devamında şöyle buyrulur: "O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a ortaklar koşmayın."

Yer döşek, gök bina... Gökten su iniyor ve onunla besleniyoruz... Bu ayete "hürriyet" ayeti denilmiştir. İnsanların hayatta kalmak, menfaatlerini temin etmek için hiçbir zorba güce boyun eğmeye ihtiyaçları yok. Devlet, Allah'a boyun eğiyorsa anlamlıdır. Allah'a boyun eğmeyen "Tanrı Devletler"i mahkûm etmeden hürriyete ulaşmayız.

Bình luận


bottom of page