Salgın Hastalık Tahvilleri: Milyonların ölümünden zengin olmak

Corona virüs salgını sırasında halkı korumak için maske ve solunum cihazı bulamayan ülkelerin, piyasaları kurtarmak için tahvil alma programlarına trilyonlar akıtması da gerçekten garip. Kaç para?



Mehmet Yılmaz

Derin Düşünce


  • Can çekişen insanların ölümü üzerine bahse girip para kazanıldığını biliyor muydunuz? Corona Virüs salgınında özellikle İtalya, ABD ve İngiltere’nin ağır kayıp vermesini hangi finansal aktörler, neden istiyor?

  • Genel olarak “felaket senetleri” olarak bilinen bu ürünler ilk bakışta reasürans kontratlarına benziyor. Nedir? Deprem, sel gibi büyük felâketler bir şehri hatta bir ülkeyi yıktığı zaman, küçük sigorta şirketleri iflas edebilir. Haliyle insanlar sigortadan para alamaz. Çare?

  • Küçük sigorta şirketlerini sigorta eden küresel bir şirket, normal zamanda her ülkeden reasürans primi yani “ufak” bir para toplar. Bir ülkede ulusal çapta bir yıkım olsa bile, küresel şirket diğer ülkelerdeki kârlı yatırımlardan gelen para sayesinde mağdur ülkenin yaralarını sarabilir.

  • Tabi bildiğiniz gibi sigorta tazminatının ödenmesini sağlayacak şey kaza/felâketin kendisi değil kaza/felâketin devlet gibi bir otorite tarafından resmen kabul edilmesi. Polis tutanağı, tamir faturası, devletin o şehri “felâket bölgesi” ilân etmesi…

  • Deprem sigortası ve depremi kapsayan reasürans için Richter ölçeğine göre bir sınır konabilir. Binaların yıkılmaya başladığı 6 Richter için vaad edilen azamî tazminatın %25’i, 6-6.5 arası için %50’si, üzeri olursa %100 ödenir. “Hakem” olarak Kandilli Rasathanesi verileri konabilir.

  • Buraya kadar meşru görünen bu sistemi “biraz” eğip bükmüşler. Nasıl? Bu felâket tahvilleri, sigortanın borsa şekli. Felâkete kadar yatırımcı biriken paradan faiz ve kâr payı alıyor. Felâket olunca anapara bile gidebilir. Açalım.

  • Florida’da meydana gelen kasırgaların tazminat riskini felâket tahviline aktaran bir reasürans şirketini düşünelim. Bu şemada ilk 500 milyon $ sigorta şirketinin omuzlarında. Üzeri, reasürans şirketinden. Ama hasar 1 milyar $ üzerine çıkarsa tahvil alan yatırımcıların cebinden gidiyor.



  • Bunun için özel bir fon kuruluyor. Fonun yöneticisi, reasürans şirketi olabilir. Fonda toplanan para, farklı yatırımlarla işletiliyor. Fonun hisseleri genelde 3 yıl olan vade dolmadan satılabilir ve felâketlerin gerçekleşme ihtimaline göre spekülatif kâr yapılabilir.

  • Felâket tahvilleri, Hedge Funds (riskten korunma fonları) ve emekli sandıkları için ilginç. Zira deprem, kasırga, salgın hastalık gibi olaylar, borsa endeksi veya küresel ekonomik durgunlukla doğrudan korelasyon arz etmiyor. Yani portföyün riskini dağıtmak için kullanışlı.

  • Corona virüs için de felaket tahvilleri var. “3 sene boyunca küresel salgın olmaz” diye bahse giriyorsunuz. Vade dolunca toplu para + faiz cebe. İnsanların can çekişmesi üzerine bahse girmek size iğrenç gelebilir ama böyle işleyen 1000’den fazla finansal ürün var. 1990’larda başlamış.

  • Peki salgın hastalıkta ölçü ne? Tabi ki ölü sayısı. Ama tek bir sınır yok. Aynı ülkede 2000 ölü olursa toplam paranın %15’i, 5000 ölü olursa %25’i. İlk salgın hastalık tahvilini İsviçreli bir reasürans şirketi icad etmiş: Swiss-Re. Toplam gelir 400 milyon $; sene 2003.

  • Tamam da… deprem sigortasındaki Richter ölçeği yerine ne koymuşlar? 5 “özel” ülkede yıllık ölüm endeksinin % 130’u aşması. Hangi ülkeler? ABD, İngiltere, Fransa, İsviçre ve İtalya! Swiss-Re’den sonra 30’a yakın pandemik tahvil piyasaya sürülmüş ama küresel salgın olmadığı için tetiklenen yok.

  • Bizi ilgilendiren salgın tahvilleri Dünya Bankası’nın meşhur PEF’i: Pandemic Emergency Financing Facility. Reasürans ve fon yönetimi yine Swiss-Re; ortağı Munich Re. Fon sağlayıcı Almanya ve Japonya. Salgın riski olan düşük gelirli ülkelere verilen borcun bir kısmı tahvil olarak yatırımcılara satılmış. Sonra?


  • Verilen sürede salgın olursa yatırımcının parası kısmen/tamamen yanar; salgın olmazsa vade doluyor; yatırımcı anaparayı ve ümid ettiği rantı alıyor. Gariptir; ebola salgınında Kongo’ya 5 kuruş gitmemiş. Neden? “Salgın küresel değil” demişler. Az kişi ölmüş; az ülke vs.

  • O dönemde Dünya Bankası’nın başkanı olan Jim Yong Kim, PEF’i tanıtırken şöyle diyor: “Eğer 2014’teki ebola salgınında PEF olsaydı, elimizde 100 milyon $ olurdu. Artık PEF var ve piyasalardan 450 milyon $ topladık”. Seyirciler de alkışlıyor filan… Bildiğin tombalacı yani.

  • Aslında acı olan şu: Dünya Bankası’nın PEF şartnamesi neredeyse 400 sayfa. Mağdur olan ülkelerin tazmin edilmesi için o kadar çok şart gerekiyor ki Afrikalıları yüzüstü bırakmak için bin tane bahane bulabilirler.

  • Aynı zamanda PEF teknik olarak da çok sakat bir yaklaşım. Dünya Bankası’nca “salgına karşı tedbir” gibi gösteriliyor ama yayılma hızı, toplam ölüm, toplam bulaşma gibi şartların gerçekleşmesi ve ölçülmesi için en az 90 gün gerek. Yani hasta öldükten sonra ambülans gönderiyorlar……

  • Bu arada, PEF’in kapsamında Corona Virüs ailesi var. Tahvillerin vadesi Haziran 2020’de doluyor. Yani sanki birileri ABD, İngiltere, Fransa, İsviçre ve İtalya’da hastalığın yayılma hızını, ölüm oranını filan çok başarılı şekilde 2017’de hesap etmiş gibi. Gerçekten garip.

  • Corona virüs salgını sırasında halkı korumak için maske ve solunum cihazı bulamayan ülkelerin, piyasaları kurtarmak için tahvil alma programlarına trilyonlar akıtması da gerçekten garip. Kaç para?

  • Avrupa Merkez Bankası 750 milyar €,

  • Bank of England 200 milyar £,

  • Amerikan FED 700 milyar $

  • Bank of Japan 1.3 trilyon Yen (11.7 milyar $)



Site Yaptırmak mı İstiyorsunuz

Kurumsal ve e- ticaret siteleri için doğru yerdesiniz

Kurumsal Site: 890 TL

E- Ticaret Sitesi: 1490

Bilgisayar Ekranları

Mesai Saatlerimiz

Hafta İçi 09-17 Arası

Yerimiz

Akyol mahallesi, Atatürk Bulvarı No: 111/B Şahinbey - Gaziantep

bilgi@mirkitap.com

5539207655

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter