Ara

Saflık

Çağdaş Amerikan edebiyatının en önemli temsilcilerinden ödüllü yazar Jonathan Franzen, Düzeltmeler ve Özgürlük’ün ardından bir kez daha “büyük roman” geleneğine bağlı kalarak modern bir klasik yaratıyor.  Bir anne ve kızın “tuhaf” ilişkisiyle başlayan olayların üzerindeki perde kalktıkça sınırları aşan ve yıllara uzanan girift bir ilişkiler sarmalı açığa çıkıyor. Tatminsiz bir aşk yoldan çıkmaya, bir sırrın ağırlığı kontrolü kaybetmeye, intikamın çürütücü hazzı ise yeni krizlere yol açarken doğru ve yanlış, iyi ve kötü, haklı ve haksız arasındaki çizgiler bulanıklaşıyor. Dünyadaki tüm dengelerin değiştiği, Doğu Almanya’nın ilkel fişleme yöntemlerinin yerini dijital casusluğa bıraktığı, yıkılan duvarların doyumsuzluk da dahil yeni sınırlar inşa ettiği uzun bir kesitte, değişmeyen nadir olgulardan birini; aile kurumunun çöküşünü de incelikle örüyor Franzen.  Başarılı olay örgüsü, derinlikli karakterleri ve sorgulatan bakış açısıyla Saflık uzun yıllar akıldan çıkmayacak, etkileyici bir roman. 


Kitap Alıntısı

“Ah kuzum, sesini duyduğuma öyle sevindim ki,” dedi annesinin telefondan gelen sesi. “Bedenim gene ihanet ediyor bana. Hayatım bedenimin süregiden ihanetlerinden ibaretmiş gibi geliyor bazen.”



"Herkesin hayatı öyle değil mi ki?” dedi Pip adlı kız. Annesini Yenilenebilir Çözümler’deki öğle arasının ortasında aramaya başlamıştı. Bu telefonlar yaptığı işe uygun olmadığı, zaten kimsenin uygun olamayacağı bir işi olduğu veya hiçbir işe uygun olmayan birisi olduğuna dair duygunun biraz azalmasını sağlıyordu. Yirmi dakika geçtikten sonra da işe dönmesi gerektiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirdi.

“Sol gözkapağım düşüyor,” diye açıkladı annesi. “Sanırsın bir ağırlık aşağı çekiyor, sanki ufak bir balıkçı oltasının kurşunu...”

“Şu an mı?”

“Ara ara. Bell paralizisi geçiriyor olabilir miyim acaba?”

“Bell paralizisi her neyse, sende olmadığına eminim.”

“E ne olduğunu bilmiyorsan nasıl bu kadar eminsin, kuzum?”

“Bilmem. Toksik guatr, hipertiroidi ya da melanoma da olmadığın için olabilir mi?”

Pip tabii ki annesiyle alay etmekten zevk almıyordu. Gelgelelim ahlaki tehlike ilişkilerinin tamamını lekeliyordu – bu kullanışlı tabiri üniversitedeki ekonomi dersinde öğrenmişti. Annesinin ekonomisinde batamayacak kadar büyük bir banka, olumsuz davranış yüzünden kovulamayacak kadar değerli bir eleman gibiydi Pip. Oakland’da bazı arkadaşlarının anne babaları da sorunlu insanlardı, buna rağmen yersiz bir gariplik yaşamadan her gün onlarla görüşebiliyorlardı; çünkü içlerinde en sorunlu olanın bile tüm variyeti bir çocuktan ibaret değildi. Pip ise annesi için tekti.

Derin Bakış