Ramazan Kurtoğlu


Biyo-Politik Savaşlar

ABD başkanı seçilen Trump, ilk iş olarak Paris İklim Anlaşması’nı neden iptal etti?

Su ve gıda savaşları sebebiyle aç susuz kalacak olan milyarlarca insanın küresel göçünün sonuçları ne olacak?

Yeryüzündeki su ve gıda zincirinin sadece on uluslarüstü şirket tarafından kontrol edilmesine kim dur diyecek?

Küresel elitler neden yeryüzünde ulus devletler üstü iklim yönetim şekli bir zarurettir diyorlar?

“Dünya nüfusunu 300 milyona indirelim” kıyamet söylemi kim tarafından dile getiriliyor?

ABD Başkanı Trump’ın küresel iklim değişikliğine karşı “alternatif bilim” diye ortaya attığı doktrin nedir?

Türk tarımını ABD’nin GDO’lu tarım ürünlerinin, İsrail menşeli tohumlarının istilası altına kim sokmuştur?

Küresel iklim değişikliğinin IMF-BM destekli Küresel İklim Yönetimi’ne yönelik manipülasyonlarına bir tek tanımlama yapılabilir: ekolojik emperyalizm ya da biyo-politik kaos.

Adına kısaca biyo-politik savaşlar diyebileceğimiz iklim bağlantılı su, GDO’lu yiyecekler ve bunların sebep olduğu kitlesel hastalıklar gerek insanlık için gerek milli seviyede sağlık istihbaratını, en önemli genetik ve biyo-politik savaşların unsuru haline getirecek.

Yirmi birinci yüzyılın en temel ticari malları maalesef insanların en hayati-insani ihtiyaçları olacak:

Su

Gıda

Sağlık/İnsan Ticareti


Nörofinans

“Küresel para savaşları”, 2008 Wall Street merkezli küresel mali krizin küresel ekonomiyi getirdiği noktayı en iyi anlatan tanım. Amerikan ordusu Mart 2009’dan itibaren 60 ekonomi ve finans uzmanının rehberliğinde küresel finans savaşı tatbikatı yapıyor. Gelecek yirmi yılda önce kur savaşları, ticaret savaşları ve topyekûn küresel bir finans savaşıyla birlikte konvansiyonel silahların kullanıldığı bir savaş ihtimali hayli yüksek.

Vahiy dinleri, mitolojik dinler ve seküler dinlerin inananları ütopik “yeni dünya düzeni” projesi için para oyunlarıyla dönüştürülmeye çalışılıyor. Bilime dayandıkları iddiasındaki komünizm ve Nazizm ile başarılamayan, dünyanın tek bir yönetim biçimi ve ekonomik düzende –evrensel demokrasi ya da küresel serbest piyasa– birleşeceğini öne süren –soldan sağa evrilen– yeni muhafazakâr teorilerle varlığını sürdürüyor. John Gray’in dediği gibi:

“İnsanlığın yeni bir çağın eşiğinde olduğu yolundaki bu inanç, her ne kadar sosyal bilimler kisvesi altında sunulduysa da, basbayağı çok eski çağlara dayanan apokaliptik inançların en son biçimidir.”

Açıkçası “finansal Armagedon” ile post-apokaliptik bir cennet vaat ediliyor.


Tapınak Şövalyeleri Ve Nöro-Mesih

İslam dünyası 8. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar tam manasıyla bir altın çağ yaşamıştır. İlim ve bilimde şartsız dünyaya hâkimdir. 13. yüzyıldan bu tarafaysa hem ilim hem de bilim alanında yetimdir. Bunun bir numaralı sebebi ezoterizm bataklığına sürüklenmiş bir kısım tarikat ve cemaatlerdir. Aklı vestiyere asan biatçılıktır. Bunların pek çoğu Yeni Dünya Düzeni ütopyasının kurucu babalarının arzu ettiği Tek Dünya Dini yani Panteist-Kabalist, Varlıkta Birlikçi, senkretik, Hz. Peygamber’siz bir İslam’a hizmet etmektedirler. Bazıları bunun farkında bile olmayabilir.


İslam dünyası dahil, küresel anlamda gerek semavi, gerek felsefi dinler parayla gnostikleştirilmiştir. Din ve para siyasetin temel enstrümanlarıdır. Din-para-siyaset üçgeninde ilim, bilim, teknoloji Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’nın kutuplarının kontrolündedir. Her din ve inançtan insanlık sesli ve sessiz silahlarla mankurtlaştırılmaktadır.


Artık her dinden her inançtan insanlar bir kurtarıcıyı, Mesih ve Mehdi’yi bekliyor. Ortada çok sayıda Mesih ve Mehdi dolaştığı için yakında her inanca uygun, uzaydan teknoloji marifetiyle, holografik Nöro-Mesih insanlığa görünecek.


Bu çalışma ile Tapınak Şövalyeleri Tarikatı’ndan bugüne insanlığın nasıl dönüştürüldüğünü belgelerle göstermeye çalıştık. Elinizdeki kitabın satırlarında gezindikçe Kuran ve sahih hadisler dışında bir tarikat ve cemaat İslam’ının 13. yüzyıldan beri İslam’ın içini boşalttığını görecek, ah çekecek ve ağlayacaksınız...


Babilden Günümüze İsrail-Amerikan Kehanetleri

umhuriyet Türkiyesi, 10 Kasım 1938’den beri sistemli bir şekilde irtifa kaybetti, günümüzde Osmanlı Türkiyesi’nin 1838-1918 şartlarını yaşıyor.

Milli güvenliğimizin can damarlarından Türk tarımı çökertildi. Stratejik önemi haiz şirketler, limanlar ve müesseseler çok kolay ve pırasa fiyatına elden çıkarıldı. Türk bankacılık sistemi yabancıların eline geçmek üzere. Sigorta şirketlerimizin sermaye paylarının çoğunluğu ellerine geçti bile. TÜİK’in Aralık 2018 verilerine göre 4,5 milyon Türk işsiz. İşsizlerimizin dörtte biri üniversite mezunu.

Türk milleti karnını doyurmanın derdine düşürüldü.

Yabancılara toprak satışı, başta GAP bölgesinde üçüncü şahıslar üzerinden İsrail’in aldığı 450 bin dönüm olmak üzere artık Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit etmektedir.

Eskiden sağcı veya solcu tanımlaması içerisinde suni bir ayrıma tabi tutulmuş, milli düşünen, önce vatan ve Türk milleti diyen aydınlar paranoyak olmakla suçlanmakta, türlü komplolarla yıldırılmaya çalışılmaktadır.

Büyük çoğunluğu Türk milliyetçisi-dindar olan milletimizin gönlünden Türklük ve vatan sevgisi sökülmeye çalışılmakta, dindarlığı da “dinci” seviyesine indirgenmek istenmektedir. FETÖ ve benzeri tarikat/cemaatler İslam’a ve Türk milletine ihanet etmişler-etmektedirler. Pek çok tarikat ve cemaat etnik çentikli tabana yaslanmakta ve/veya benzer zihniyet tarafından kullanılmaktadır. Türk vatanının parçalanması için Evanjelist-Kabalist USA, İsrail, AB ve içerideki “ceberutlar” el ele, her Türk’ün korumakla mükellef olduğu, şeref ve namusumuz olan Cumhuriyet Türkiyesi’ni yıkmak istiyorlar. İslamcı geçinenler şirketlerinin CEO’luğuna dün bol bol sövdükleri Yahudileri getirmekten çekinmiyorlar. Varlığımız büyük bir kuşatma altında ve bunun çıkış yolu da ancak ve ancak silkelenip kendimize gelmemizle mümkün!


Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Dünyadaki siyasi ve ekonomik çatışmaların merkezinde daima 3 Din bulunur: İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlık. Seküler-Laik kesimler ise sadece bu üç din mensuplarının çatışması ekseninde faaliyet göste

Allahû Teâla (cc)’nın mülkünde, O’nun verdiği rızıklarla hayatını devam ettiren her insanın, O’nun razı olacağı amelleri edâ etmesi gerekir. Bunun gerçekleşmesi için insanın lehinde ve aleyhindeki hük

Ateşten Gömlek Türk edebiyatının önemli yazarlarından Halide Edip Adıvar, Kurtuluş Savaşı yıllarını Ateşten Gömlek ile günümüze taşıyor. Adıvar, Kurtuluş Savaşı mücadelesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün