Porto Riko’dan Özgün Bir Ses: Uyuyor Diyorlar

Kardeşlik, şiddet ve ruhsal kurtuluş üzerine, hayat ve ölüm arasındaki belirsiz konumumuzu sorgulatan eşsiz bir roman var elimizde. Negron mükemmel bir hikâye anlatıcısı. Kendi ellerimizle kurduğumuz şiddet dolu dünyaların sınırlarını sonuna kadar sorgulatıyor.


Serkan Parlak

Kitap Haber

Porto Riko’nun genç yazarlarından Sergio Gutierrez Negron; ilk romanı “Saray: Kısa roman” ile 2011’de önemli ödüller aldı. Serdar Çelik’in yetkin çevirisiyle dilimize kazandırılan “Uyuyor Diyorlar” yazarın ikinci romanı. Cumartesi Kitaplığı’nın Dünya Edebiyatı Atlası serisinden nitelikli romanlar yayımlanıyor. “Uyuyor Diyorlar” Latin Amerika’nın farklı bir kalemini tanımak için iyi bir fırsat olabilir.



Roman, anlatıcı kadının ağabeyinin otomobiliyle trafik ışıklarında beklerken yanına yaklaşan Siyah Civic’ten yaylım ateşine tutulmasıyla başlıyor. Sorun şu ki ağabey yanlış kişidir. Ölmez ama dört yıl komada kalır. Hafızasının tamamen geri gelmesi için vakit gerekmektedir. Ağabey, sürekli çizimler yapar. Özellikle bir dolu gergi telleri olan bir köprü üzerine çalışır. Eve dönüş yolunda “Bana ne oldu? Niçin o kadar zaman hastanede kaldım? Niçin bana altı el ateş ettiler?” diye sorar kız kardeşine. Parka giderler. Çocukluk anılarını hatırlanır. Önce uzun yıllar yaşadıkları evlerine, ardından ağabeyin evine giderler. Ergenlik dönemi çağrışımlarla canlanır. “O zaman anladım ki aylar, yıllar, onlarca yıllar geçse de ve ben sana ne kadar bizden bahsetsem de, o şiddet anının öncesini ve sonrasını sana ne kadar anlatsam da hiçbir zaman bizi tekrar bir araya getiremedim, birleştiremedim, yapıştıramadım, bağdaştıramadım. Hiçbir zaman yeniden olması gerektiği gibi olamadık. Hiçbir zaman yeniden olamadığımız şey buydu; kardeş.” der anlatıcı romanın sonunda. Ağabeyin ismini öğreniriz. Kardeşiyle, ailesiyle ve nişanlısıyla olan ilişkisindeki değişimleri izleriz. Sonunda ağabey; kendisine ateş edeni, bu kişiye emir vereni, kazara kendisine isabet eden kurşunların aslında kimi hedef aldığını ve Siyah Civic’i bulmak için harekete geçer. Bu noktadan sonra şiddetin farklı yüzleri görünür olmaya başlar.

Anlatıcının ağabeyi, ağabeyinin sevgilisi ve anne-babasıyla olan ilişkilerinin geçmişine ve kaza sonrasına bakıyoruz. Ağabey komadan çıkıp geri döndüğünden beri yaşantılarını çocukluk anekdotları üzerine kurmuş gibiler. Hatıralar geçmişe götürüyor, anlatıcı kendi bildiklerini ve ortak anıları ağabeyinin anlattıklarını yeniden kurguluyor. Anlatıcının uzun monologları var, ağabeyi sanki karşısındaymış gibi anlatıyor. Zamanla her şey değişmeye, şiddete doğru evrilmeye başlıyor, işte bu değişimin hikâyelerini de okuyor, kardeş olmanın anlamı üzerine düşünüyoruz.

Romanın dil ve anlatım açısından en dikkat çeken niteliği olan şiirsellik; benzetmeler, rüyalar, metaforlar -rüya ve köprü-, devrik cümleler ve yalın anlatım üzerinden görünür oluyor. Romanın dikkat çeken öteki özelliği ise anlatıcı konumu… İkinci tekil kişi üzerinden sen dili kullanılmış. Araya giren dört yıl, anlatıcının kardeşiyle geçmişteki ilişkilerine, ortak geçmişe belli bir mesafeden bakmasını gerektiriyor. Bu açıdan bakıldığında yazar tarafından üzerine düşünülmüş, etkili bir çözüm olanağı olarak başarılı bir seçim olmuş. Anlatıcı konumu, konuya ve soruna uygun olarak bilinçli biçimde belirlenmiş. Hafızada kalan anıların yoğun, billur halinin yeniden düzenlenmesi, geniş zaman aralığının geçmiş ve şimdiden parçalarla ekonomik anlatımı söz konusu çünkü.

Kardeşlik, şiddet ve ruhsal kurtuluş üzerine, hayat ve ölüm arasındaki belirsiz konumumuzu sorgulatan eşsiz bir roman var elimizde. Negron mükemmel bir hikâye anlatıcısı. Kendi ellerimizle kurduğumuz şiddet dolu dünyaların sınırlarını sonuna kadar sorgulatıyor.



Site Yaptırmak mı İstiyorsunuz

Kurumsal ve e- ticaret siteleri için doğru yerdesiniz

Bilgisayar Ekranları

Mesai Saatlerimiz

Hafta İçi 09-17 Arası

Yerimiz

Akyol mahallesi, Atatürk Bulvarı No: 111/B Şahinbey - Gaziantep

bilgi@mirkitap.com

5539207655

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter