top of page

Orhan Pamuk

Güncelleme tarihi: 4 Ağu 2022



Kırmızı Saçlı Kadın

Türkiye’nin yetiştirdiği en başarılı yazarlardan biri olan Orhan Pamuk, 2016 yılında yayımlanan Kırmızı Saçlı Kadın romanı ile kaleminin gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. Klasik Orhan Pamuk üslubunun hissedildiği roman, sade dili ve zengin teknik anlatımı ile okurlarına incelikli bir keyif sunuyor. Romanın kurgusu, Pamuk’un birçok yapıtında olduğu gibi tarihi motiflerle kaynaşmış bir şekilde ilerleyerek esere farklı bir derinlik katıyor. Zarif ve akıcı anlatımının yanı sıra ilgi çekici öyküsüyle bu roman, size de kahramanlarından biri olduğunuzu hissettirecek!

Kader Çemberinde Dönen Bir Yaşam

Kırmızı Saçlı Kadın romanında, okuru ilk olarak 1980’li yılların İstanbul yaşamı karşılıyor. Romanın başkahramanını ise ailesinin tek çocuğu olarak büyüyen Cem adlı bir genç oluşturuyor. Cem’in babası, geçimini eczacı olarak sağlamasının yanı sıra birtakım siyasi oluşumların içerisinde de yer alıyor. Ve bir gün asla geri dönmemek üzere ortadan kayboluyor. Bunun üzerine Cem ve annesi, bir müddet İstanbul’da geçinmeye çalışıyor. Bu esnada Cem de kitapçıda çalışarak edebiyata ilgi duymaya başlıyor. Ancak ilerleyen yaşamında onu bambaşka sürprizler ve kırılma noktaları bekliyor.

Cem ve annesi, maddi sorunlarından dolayı Adapazarı’na yerleşmek durumunda kalıyor. Romanın odak noktasını oluşturan olaylar ise burada başlıyor. Şehre geldikten sonra para kazanmak amacıyla bir kuyucu ustasının yanında çalışmaya başlayan Cem, iş için gittikleri Öngören kasabasında bir tiyatro ekibi ile karşılaşıyor. Ekip arasında ise en çok kırmızı saçlı bir kadın dikkatini çekiyor. Daha sonra onunla tanışmak için büyük bir fırsat yaratan Cem, çok geçmeden Kırmızı Saçlı Kadın ile yakınlaşıyor. Aralarındaki ilişki bir defalığına mahsus olsa da genç adam, Kırmızı Saçlı Kadın’ı hayatı boyunca zihninde yaşatıyor. Ancak bu yaşanmışlıktan kalan tek hatıra, Kırmızı Saçlı Kadın’ın hayali olarak kalmıyor.

En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!

Türkiye’nin en çok konuşulan yazarlarından Orhan Pamuk, Kırmızı Saçlı Kadın romanında mitoloji ve efsanelerle dolu zengin bir okuma keyfi sunuyor. Eşsiz bir teknik birikimin ürünü olan bu eser, Pamuk’un sadeliği benimsediği yeni dönem yapıtları arasında yer alıyor. Bu kitabı hala kütüphanenize eklemediyseniz hemen şimdi sipariş verin, sepete özel avantajlardan yararlanmaya siz de başlayın!


Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un 1990 yılında yayınlanmış kitabı birçok dile çevrilmiş ve yazarın uluslararası boyuttaki ününü arttırmıştır.


Bir İngiliz edebiyat eleştirmeninin kitap hakkında son derece ilginç bir yorumu olmuştur. Eleştirmen, böyle sıkıcı bir kitabın ancak Fransızlar tarafından sevilebileceğini ve İsveçlilerin de yazara o meşhur Nobel Ödülü’nü vereceğini dile getirmiştir. İngiliz eleştirmenin bu kehaneti doğrulanmıştır ve kitabı gerçekten de Fransızlar sevmiştir ve daha sonra yazar, Nobel Ödülü kazanmıştır.


Romanın ana karakteri Galip, İstanbul’da yaşayan ve kimliğinden memnun olmayan bir avukattır. Bir gün karısı Rüya’nın küçük bir not bırakarak onu terk ettiğini öğrenir. Galip, eşini bulmak amacıyla sıradışı bir eyleme kalkışır.


Galip; eşi Rüya’nın, bir gazetede köşe yazarlığı yapan kardeşi Celal’e kaçtığını düşünür. Bu sıralarda Celal’in de kayıp olduğunu öğrenir. Galip, kardeşi ve eşinin izini bulmak için Celal gibi yaşamaya başlar, Celal’in kimliğini ele geçirir. Bunu yaparak Celal gibi düşünebileceğini ve dolayısıyla kardeşi ve eşinin nerede olduğunu bulabileceğine inanmaya başlar.


Roman, bireyin kimlik sorununu ele almasının yanında batı ve doğu arasında kalan İstanbul’un ve doğal olarak Türkiye’nin de kimlik sorununa değinmektedir.


Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un kitabı Masumuyet Müzesi, 2008 yılında yayımlanmıştır. Orhan Pamuk, kitabı kızı Rüya’ya ithaf etmiştir. Yazar bu kitabı on yıllık çalışma sonucunda oluşturduğu bilinmektedir.


Kitap New York Times tarafından “2009 Yılının En İyi Kitapları” listesinde yer almaktadır.


Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi’ni yayımladıktan sonra 2012 yılında bu romandan esinlenerek romanla aynı adı taşıyan müzeyi hayata geçirmiştir. Müze, İstanbul’da kurulan ilk şehir müzesidir.