Okula gitmek isteyen bu kitabı okumasın!

Kitabın geneline yayılan anarşist pedagojinin çeşitlerine bakıldığında deneyimlerin çeşitliliğinden ve tarihselliğinden kaynaklanan zenginliği görülmekle birlikte bu irili ufaklı deneyimlerin canlı bir tartışmadan beslendiği görülüyor. Tüm bu deneyimleri besleyen o derinlik, tahakküme karşı tetikte olma ve eleştirel mesafeyi koruma sürekliliğinden kaynaklanıyor denebilir...


Yağız Alp Tangün

K24

“Öğrenimine devam edebilmek için okulu bıraktı…” diye bir cümle kalmış belleğimde, pedagojiye dair eleştirel düşüncenin beslendiği bir kalkış noktası adeta. Eğitim faaliyeti bir tasarım aracı olarak kullanıldığından beri toplumsal olanı şekillendiren bir iktidar ilişkisinin yeniden üretimine katkı sağlamıştır.



Bilginin merkezileşmesi ve aynı kaynaktan kopyalanarak çoğaltılmasının sıkça fabrika metaforuyla -hemen Pink Floyd’un meşhur The Wall klibinden de hatırlanacağı üzere- anlatılması gibi akan bantta ilerleyen sadece öğrenciler değildir, her ne kadar hiyerarşik farklar da olsa yanına öğretmenleri, aileleri, akademisyenleri ve tüm kurumları da alarak topyekûn farklı düşünme potansiyellerinin öğütüldüğü bir faaliyetin anlatısıdır olan biten. Eğitim, belli düşünme kalıplarına göre öğrenci yetiştirip sonra da bu kalıpları iyi öğrenmiş mi diye onları dershanelerle, sınavlarla denetleyen bir performans sistemidir özünde; farklı düşünme potansiyeli eğitim sistemi aracılığıyla yontulur çünkü birey, rekabetçi sınavlarda başarı elde etmenin genelgeçer yolunu “sapkın” patikalardan sıyrılıp “ana yola” çıkmakta bulur ya da zorunda bırakılır. Bu hâl bir ehlileştirilme sürecidir, tıpkı millî savunma gibi millî eğitim de uzun vadeli bir güvenlik politikasının nüfusa uygulanmasıdır. Ancak durum o kadar da umutsuz değil; öğrenme faaliyetine eleştirel yaklaşmak ve özgür düşünmeyi destekleyecek tartışmalar oldukça zengin. Türkçe yazın ve düşün sahasını yeteri kadar meşgul etmese de literatürdeki Ivan Illich, Jacques Ranciere, Paulo Freire gibi konuyla ilgili önemli isimlerin eserleri çevrilmiş durumda.

Bu eserlere yakın bir zamanda bir yenisi daha eklendi. Eleştirel pedagojinin ve özgür öğrenim faaliyetinin anarşist yazındaki hacimli karşılığının göz ardı edilmemesi gerektiğini gösteren bir külliyatın özeti olarak Robert H. Haworth’un derlediği Anarşist Pedagojiler: Eğitim Üzerine Kolektif Eylemler, Teoriler ve Eleştirel Yaklaşımlar başlıklı kolektif çalışma Deniz Kurt tarafından Türkçeleştirildi, Sub Yayımları’ndan okuyucunun ilgisine sunuldu.

Kendi müfredatını kendin belirle

Kitap üç ana kısımdan oluşuyor, ilk kısımda bazı geçmiş deneyimler ve pedagoji hakkında anarşist düşünürlerin tutumlarına dair tarihsel perspektifte makaleler yer alıyor. Bunlar arasında Saku Pinta’nın yazdığı 1914-1941 yılları arasında Dünya Sanayi İşçileri Sendikası'na bağlı bir işçi okulu pratiği olan Emekçi Halk Okulu pratiği dikkat çekiyor. Ayrıca Joseph Todd’un Ivan Illich’in okulsuz toplum modelinin bugünün teknolojik imkânlar dâhilinde yeniden düşünülmesini değerlendiren yazısı da zihin açıcı.

İkinci kısımdaki makale sayısı hem daha fazla hem de bugünü yeniden değerlendirmek ve deneysel girişimleri motive etmek bakımından çok daha besleyici. Matthew Weinstein’ın 21’inci yüzyıl siyaseti içerisinde bilgi üretim mekanizmalarının sokakta organize olduğunu işaret eden çalışması, küresel protestolarda sokak tıbbı, revirleri, müdahale teknikleri ve araçların katılımcı biçimde kullanıldığını sokak hekimlerinin tutumları üzerinden anlatıyor.

Yine bu bölümde, okurken yaşadığınız ülkeyi unutturacak bir başka makale Isabelle Fremeaux ve John Jordan tarafından kaleme alınan Paideia’daki anarşist pedagoji deneyimi hakkında. Bunu anlatmak üzere şu pasajı paylaşmak yeterli olacaktır:

“Paideia’nın özünde çocukların bağımsızlıklarını elde etmeleri ve kendi kendilerini yönetmeleri fikri yatar. On sekiz ay kadar küçüklükten on altı yaşında mezun olana dek, öğrenciler yetişkinlerle işbirliği içinde okulu yönetir. Okul yaşamının her alanı, herkesin iştirak ettiği toplantılarda kararlaştırılır. Öğle yemeği menüsü oluşturmaktan ders programına, personel içi anlaşmazlıkları çözmekten akademik müfredata kadar her detay toplu bir şekilde, zorlama ve otorite olmaksızın tartışılır ve belirlenir.”

Paideia ve diğer okul deneyimlerinin bazılarında çok daha açık ifade edildiği gibi, okul deneyimleri belli bir tipteki insan sayısını fabrikadan çıkan seri üretimle arttırmak üzere değil bireyin kendini tanıması ve özgürleşmesi ve bu değerleri paylaşması için gerekli olan genel tutumu kazandırmasıyla ilgileniyor. Öbür türlü söz konusu deneyimlerin sıradan bir okuldan farkı olduğu iddia edilemezdi. Eğitim ve pedagojiye eleştirel bakabilmenin politik bir tutumla şekillenmesine neden olan liberter düşünce geleneği, anarşist pedagoji pratiklerinin altındaki yaklaşımın bu şekilde kavranması gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla anarşist pedagojinin tutumu statükonun eğitim aracılığıyla sağladığı yeniden üretimi sabote etmektedir.

Çatlaklardan sızmak

Üniversiteler neoliberal politikalardan önce de devletlerin ideolojik aygıtları olarak çalışmaktaydı fakat artık emeğin organizasyonundan yayın kriterlerine, dağıtılan araştırma teşviklerinden sponsorluk anlaşmalarına ve akademik ihraçlara kadar uzanan bir savaş makinesi olarak güncellenmesi bugün gündemi meşgul ediyor. Üniversitelerin ideolojik aygıt olarak kullanılmasının yanında kültürel bir direniş mevzii açma yönünde irade gösteren bazı oluşumlar da söz konusu, Caroline K. Kaltefleiter ve Anthony J. Nocella II’nın New York’ta bir devlet üniversitesinde kalkıştıkları Anarşizm Çalışmaları Girişimi’nin kuruluşundan bahsettikleri makale akademideki aktivist tutumun üniversite bünyesinde eleştirel bakışın gelişmesine ve örneklendirilmesine katkı sağladığını ifade ediyor:

“Çalışmalarımız günlük yaşamda anarşist bir pedagoji çerçevesinden yaklaşır; bu pedagojiyle bir blog okumakla, film izlemekle, bir Facebook gönderisi yanıtlamakla veya en sevdiğimiz rap sanatçısının siyasi bir konuşmasını dinlemekle neden ve nasıl bazı görüşlere direnip bazılarını kabul ettiğimizi anlarız.”

Kitabın geneline yayılan anarşist pedagojinin çeşitlerine bakıldığında deneyimlerin çeşitliliğinden ve tarihselliğinden kaynaklanan zenginliği görülmekle birlikte bu irili ufaklı deneyimlerin canlı bir tartışmadan beslendiği görülüyor. Tüm bu deneyimleri besleyen o derinlik, tahakküme karşı tetikte olma ve eleştirel mesafeyi koruma sürekliliğinden kaynaklanıyor denebilir. Çünkü gündelik hayatta aşina olunan her şeye karşı sürdürülen farkındalık hâli son durağı olmayan, küçük adımlarla gelen kazanımlara açık. Bu bakımdan anarşist pedagojiler, en baştan gardını alıp temas mesafesini ortadan kaldıran bir konum yerine yaşamın her alanında tahakkümü üreten her türlü mekanizmaya karşı yeni taktiklerin uygulanması için bir alan sunuyor. Tam da bu tutumla varılmak istenen hedef, mevcut eğitimin durumunu eleştirmektense tümüyle bilgi-iktidar ilişkisinde egemen olan kabullenilmiş yargı ve pratiklerle mücadele edecek özgürleşme alanını açmak üzere müdahale fırsatlarını değerlendirmek.

Site Yaptırmak mı İstiyorsunuz

Kurumsal ve e- ticaret siteleri için doğru yerdesiniz

Kurumsal Site: 499 TL

E- Ticaret Sitesi: 799 TL

Bilgisayar Ekranları

Mesai Saatlerimiz

Hafta İçi 09-17 Arası

Yerimiz

Akyol mahallesi, Atatürk Bulvarı No: 111/B Şahinbey - Gaziantep

bilgi@mirkitap.com

5539207655

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter