top of page

Mutluluk ve Akıl

Mutsuzluk ise hem akla ihanet hem de erdemsizlik hali olacaktır. Mutluluk akli kaidelere dayandığı için hiçbir zaman neşeniz ve mutluluğunuz bozulmaz. Hatta mutluluk kavramına egemen olacak kadar mutlu olursunuz.

Mutluluk ve Akıl
Mutluluk

Akıl En Büyük Peygamberdir 2 (Mutluluk Kitabı Önsözü) -Yayınlanmamış Kitap-


Birisinden tokat yediğinizde ya tokada karşılık verirsiniz veya sebebini sorarsınız yediğiniz tokadın. Akıllı tüm insanlar böyle yaparlar. Kendisine atılan tokadın sebebini sormayan hatta bu tokadın nedenini merak bile etmeyen kimseler akıl sağlıklarını kaybettiklerinden onlara deli demek mümkündür. Çünkü deliliğin zıttı olan akıl; “her şeyin bir sebebi vardır” hükmünün peşine “doğal” olarak düşen güç olarak tarif edilir. Yediği tokadın sebebini sormayan veya bu tokadın nedenini merak etmeyen kimseler, hiçbir hukuk sisteminde sorumlu kabul edilmezler. Zira bu kimseler, algı açısından hayvanlardan veya bizzat kendi vücutlarının herhangi bir parçasından bile daha düşük seviyededir. Felç geçirmemiş bir duyu organımız kendisine yöneltilen tepkilere refleksle veya en azından acı ile karşılık verir. Gözünüze bir cismi çok yaklaştırdığınızda gözünüz siz istemeseniz de hemen kapanacaktır. Eliniz ateşe değdiği an, elinizi hemen ateşten çekeceksinizdir. Vücudun herhangi bir organına etki edildiği halde refleks göstermeyen ve acı duymayan insanın sinir sistemleri bozulmuştur. Akıl da “sebebi nedir?” sorusunu terk ettiği an, kendi varlık amacını kaybetmiştir.



Kendisine vurulan tokadın “sebebini” sormak nasıl aklen doğal hatta gerekli ise yine aynı insanın kendisine ulaşan iyiliklerin ve nimetlerin sebebini sorması da aklen doğal ve gereklidir. İşte bu yüzden “insanların kendilerine ulaşan iyiliklere karşı teşekkür etmesi aklen vacip (gerekli)dir” denilmiştir. Yapılan iyilikler karşısında teşekkür etmeyen kimseler, tıpkı kendisine vurulan tokadın “nedenini” sormayan kişi gibi akıl sağlığını kaybetmiştir. İyiliğin iyilik olduğunu bildiği halde yine de teşekkür etmeyen kimse aklı yerinde olsa bile aklını kullanmamış ve nankör sıfatını hak etmiş birisi olur. Çünkü ancak akılsız kimseler veya nankörlükte sınır tanımayan kimseler teşekkür etmezler. Akıllı her insan, kendisine bir iyilik ulaştığında tıpkı tokat yediğinde olduğu gibi “hayırdır bu iyiliğin sebebi nedir?” sorusunu sormalıdır. Ama tokat yediğinde “neden” sorusunu soruyor “iyilikler” karşısında sormuyor ise burada hem aklı görmezden gelme söz konusudur hem de derin bir nankörlük gündemdedir. Ayrıca teşekkür etmeyen kimseler, hissizleştikleri için kendi benliklerini kaybedecek, akılları dumura uğrayacak ve derin bir mutsuzluk hastalığına yakalanacaklardır.



Akıl, “her şeyin bir sebebi vardır” sorusunu tabi olarak sorduğu için “zorunlulukları ve imkânsızları doğal olarak bilen bir güç” olarak tarif edilmiştir. “Neden” sorusunu sormayan bir akıl, varlık nedenini kaybeder. Çünkü akıl bilir ki bu âlemde gördüğü ve görmediği her şey mümkün varlıktır ve mümkün varlıklar var olmak ve varlıklarını devam ettirebilmek için “sebeplere” ihtiyaç duyar. Sebebe ihtiyaç duymayan ve tüm sebepleri var eden zorunlu varlığın var olmak zorunda olduğunu da akıl doğal olarak bilir. Buna rağmen kendisini veya kendisine ulaşan iyilikleri adeta zorunlu varlık olarak gören ve kendisine ulaşan iyiliklerin sebebini sormayan kimseler, kendisini ve kendisine ulaşan nimetleri zorunlu varlık olarak görür, onları ve kendisini putlaştırır, donukluk yaşar ve nihayet mutlulukla olan tüm bağını keser.



Gözlerimiz var gören; kulaklarımız var duyan, tutan el ve ayaklarımız mevcut. Ne yaptım da bunlar var? Nefes alıyorum durmadan, yürüyorum yorulmadan, her çeşit yemekten yiyebiliyorum. Ailem var yanımda, başımı sokabileceğim evim… Sürekli bana iyilik yapılıyor. Teşekkür etmeli akıllı insan, minnettar olmalı daim. Teşekkür akli bir zorunluluk olduğu için aslında Yaratıcının özellikle insana karşılıksız nimetler verdiğini de idrak ediyoruz. Çünkü… Öncelikle yok idim, yok olanların var olması için “kendileri açısından” var olmalarının bir sebebi olamaz. Kendi açımdan varlık sebebim “bana ikramda bulunması için” diyebilirim. Sonra… Var iken bana verilen nimetlere karşı bir teşekkür nişanesi olan ibadetler, aynı zamanda yeni bir nimettir. Zira teşekkür kendisine yapılan iyiliklerin farkında olan benlik şuurları zirvede olan ve ancak akıllı insanların yapabileceği bir eylemdir. Aklın önündeki perdeler çekildiğinde teşekkürün, insanı asla bozulmayacak mutluluk denizine açılan bir kapı olduğunu anlarız. Cennet, her daim el altında olacaktır. Mutsuzluk ise hem akla ihanet hem de erdemsizlik hali olacaktır. Mutluluk akli kaidelere dayandığı için hiçbir zaman neşeniz ve mutluluğunuz bozulmaz. Hatta mutluluk kavramına egemen olacak kadar mutlu olursunuz.


Bu kitapta “Dünyayı Neşeli İnsanların” değiştirebileceğini ispatlayacak ve mutluluğun kaynağına ineceğiz. Kitap, mutluluğun akli bir gereklilik, mutsuzluğun ise akılsızlık ve ahlaksızlık olduğunu tüm çıplaklığı ile gösterecektir.

Comments


bottom of page