Ara

Mutluluk Kürleri - Dr. Ümit Aktaş



Önce gıdamızı bozdular, bozulan gıda sağlığımızı bozmaya başladı. Yiyeceklerin raf ömrü uzadı, ama insanlarınki kısalmaya başladı.Ardından ilaç şirketleri devreye girdi. Ulvi bir amaçla tabii ki! Hastaları iyi etmek vaadiyle, hastalara ömür boyu kullanmaları gereken kimyasal ilaçları verdiler. Olan kime oldu? Tabii ki kimyasallarla dolu yiyecekleri yiyip hasta olanlara. Yani, hepimize! Kronik hastalıklar patladı. Diyabet ve kanser, tarihte olmadığı kadar çok görülmeye başladı. Ruhsal problemler salgın hastalık gibi arttı. Kime sorsanız depresyonda… Depresyonda değilse mutsuz. O da olmadı, hayat enerjisini kaybetmiş bir yaşam yorgunu. Her sorun için bir ilaç var neyse ki! Mutsuzsan bir antidepresan al, uyuyamıyorsan bir uyku ilacı, şişmansan özel tasarım bir mide kelepçesi. Peki, bu ilaçları reçete eden doktorlar, tehlikeli yan etkilerden bahsediyor mu?


Hayır! Peki, size bu ilacı reçete eden doktor, kullandığınız antidepresanın sizi kronik depresyon hastası yapacağını söyledi mi? Hayır. Senelerdir bağırsak ve beyin arasındaki ilişki biliniyor. Bağırsak florasını oluşturan bakterilerin ruh halini de etkilediği yeni bir bilgi falan değil. Peki, bağırsak florasını ne belirliyor? Yediklerimiz, içtiklerimiz. Yiyecekleri doğada olduğu gibi yediğimizde, atalarımızın yaptığı gibi mayalayarak tükettiğimizde dost bakteriler çoğalıyor, gelişiyor. İşlenmiş gıdalar, genetiğiyle oynanmış besinler, aldığımız her ilaç ise bu floraya zarar veriyor. Denklem ortada. Ama görmek isteyen yok! Şifa, ancak beslenmeyi düzelterek mümkün olabilir. İnsanı daha da hasta eden, hatta öldüren ilaçlarla değil! Mutluluk Kürleri’nde modern zamanlarla özdeşleşen sorunları masaya yatırdım: Mutsuzluk, depresyon, stres, hâlsizlik, uykusuzluk, fazla kilolar… Doğru bir beslenme modeli ile depresyonu yenebilir, probiyotikler sayesinde stresle savaşabilir ve hatta ideal kilonuza kavuşabilirsiniz. Mutlu, zinde ve dolu dolu yaşanan anlamlı bir hayat, sadece ve sadece doğru bir beslenme modeli ile mümkündür. Önce gıdamızı bozdular, bozulan gıda sağlığımızı bozdu, sonra bize ömür boyu kullanmamız gereken ve asla iyileştirmeyen kimyasal ilaçlar sattılar… Şimdi biz bu zehirli denklemi tersine çevireceğiz. Sağlıklı yaşamak için nasıl beslenmemiz gerektiğini öğreneceğiz, bozulmamış gıda ile sağlığımıza kavuşacağız.


Bu kitap son değil, bir başlangıç… Daha sağlıklı ve daha mutlu bir yaşamın başlangıcı. 21 günlük bu modeli uyguladığınızda, ilacın da şifanın da besinlerde olduğunu göreceksiniz. Ama nasıl besinler? Fıtratına uygun, genetiğine müdahale edilmemiş olan besinler. Doğanın bize sunduğu zamanda, doğanın bize sunduğu haliyle… Peki, bu yirmi bir gün sonunda ne olacak? Bu beslenme modelini uyguladığınızda kendinizi nasıl hissedeceksiniz? • En önemlisi ekmeksiz, böreksiz, çöreksiz, yani glutensiz bir yaşamın mümkün olduğunu fark edeceksiniz. • Kan şekeriniz dengeye oturacak. • İnsülin metabolizmanız düzelecek. • Hazımsızlık, gaz ve şişkinlik gibi şikâyetleriniz yok olacak. • Kendinizi hiç olmadığınız kadar enerjik hissedeceksiniz. • Fazla kilolarınızı vereceksiniz. Hem de hiç aç kalmadan! • Uykunuz düzene girecek. • Sabahları yataktan dayak yemiş gibi değil, dinç ve zinde kalkacaksınız. • Depresif ve stresli ruh halinden kurtulmaya başlayacaksınız. • Hayata daha pozitif bakmaya başlayacaksınız. • VE KENDİNİZİ HİÇ OLMADIĞINIZ KADAR MUTLU HİSSEDECEKSİNİZ!

Kitap Alıntısı

Derin Bakış