top of page

Muhteşem Akılsız: İbn-i Sina

Ayrıca biz mümkün varlık yoktur demedik ki. Varlıkları açısından mümkün varlıklar vardır ve onlar yaratılmışlardır. Bizim kabul etmediğimiz husus mümkün varlıkların zorunlu varlığın uzantısı olması hususu. Tüm mümkün varlıkları ilahlaştıran İbn-i Sina kendisini kurnaz zannediyor ama sahtekarlığı paçalarından akıyor.


Akıl En Büyük Peygamberdir
Muhteşem Akılsız: İbn-i Sina

Zeka, mantık, firaset gibi kavramlar aklı kuşatamazlar ancak aklın alt birimlerini oluşturabilirler. Bu güçler akıl tarafından yönetilmez aksine aklı yönetmeye kalkarlarsa insan için inanılmaz felaketlere sebep olabilirler. İbn-i Sina bu felaketi iliklerine kadar yaşamış kimselerden. İbn-i Sina’ya göre “varlıklar zorunlu varlığın cevherinden sudur etmiştir” yani taşmıştır. Bütün mevcutlar mertebelerine göre “sıra sıra” yaratıcıdan taşmıştır. Bu yüzden bütün varlıklar zorunlu varlığın bir uzantısından başka bir şey değildir.” Bu teoriye göre mümkün varlık yoktur, varlıkların hepsi zorunludur. İbn-i Sina teorisiyle kendisini mümkün varlık kategorisinden çıkarmış, kendisini zaruri bir varlık olarak değerlendirmiş ama bizzat kendisinin sürekli değiştiğini, ihtiyaçtan asla azade olmadığını en önemlisi zaman içerisinde yer aldığını gördüğü halde İbn-i Sina’nın zorunlu varlık tasnifi ancak akılsızlıkla hem de muhteşem akılsızlıkla ifade edilebilir. Muhteşem akılsız olan İbn-i Sina’nın saçmalama sınırı bulunmamaktadır.



Tabi bir akıl yürütme size şunu söyler: “Gördüğüm tüm varlıklar mümkün varlıklardır çünkü hepsinin yoklukları hayal edilebilir. Mesela İbn-i Sina olmasaydı da olurdu. Kaldı ki kendisi şu an ölü… Mümkün varlıkların hiçbirinin kendisinden menkul bir gücü olamaz. Kendinden menkul bir gücü olmayan mümkün varlıkların varlık sebebi yine bir mümkün varlık olamaz. Bu noktada zorunlu olarak zorunlu varlığa ulaşırız. Ayrıca mümkün varlığa yani zamanın içerisinde olan herhangi bir varlığa ezeli diyemeyiz çünkü ezeli olsaydı zaman içerisinde yer almaz hep ezeli olurdu. Bizzat değişim veya “sonra” kelimeleri bile mümkün varlığın ezeli olmadığını ele verir.” İbn-i Sina, mümkün varlıklar arasındaki ihtiyaç, birbirinin vesilesi olma durumunu görüp aklı orada takılı kalmış ve asla yaratma kavramına ulaşamamıştır. Halbuki yaratma meselesinin hakikatini anlayamayabilirsiniz lakin mümkün varlıkların var olma sebebi olarak yaratma kelimesinden başka bir çıkış yolunuz aklen olamaz.



İbn-i Sina şöyle bir denklem kurar: “x+3=5 bu denklemde x sembolünün yerine 2 rakamı dışında herhangi bir rakam koyduğunuz takdirde denklem yanlış çıkacaktır. İşte bu sonuçtan İbn-i Sina, “madem 2 rakamını koymak zorunlu bir sonuç ve dahi denklemdeki tüm unsurlar mümkün öyleyse mümkün varlıklar bir yanıyla zorunludur yani mümkün varlıkların tamamı yaratıcının bir parçasıdır.” Halbuki madem mümkün varlıkların bir yanı yani temeli zorunlu oluyor öyleyse niçin Allah inancı zorunlu olsun veya Allah diye bir varlık olsun? Bu şekildeki bir inançta müstakil olarak âlemi yaratan bir varlığın, varlığına inanma söz konusu değil. Dolaysıyla İbn-i Sina'ya kolaylıkla ateist diyebiliriz.. Ayrıca biz mümkün varlık yoktur demedik ki. Varlıkları açısından mümkün varlıklar vardır ve onlar yaratılmışlardır. Bizim kabul etmediğimiz husus mümkün varlıkların zorunlu varlığın uzantısı olması hususu. Tüm mümkün varlıkları ilahlaştıran İbn-i Sina kendisini kurnaz zannediyor ama sahtekarlığı paçalarından akıyor.


Akıl, zorunlulukların zorunlu, imkansızların ise imkansız olduğunu tabi olarak bilen güçtür. Ve bu tabi güç insanı bağlar. Esasen sorumluluk akıl ile doğrudan ilgilidir. İbn-i Sina'nın sudur teorisine göre alemler, Allah'tan taşan varlıklardan ibarettir. Zorunluluk ve yaratma kavramını algılamaktan uzak olan İbn-i Sina, mümkün varlıkları zorunlu varlığın yani Allah'ın uzantısı olarak görmektedir. Bu anlayış açıkça Allah'ı inkardır. Niçin?


Ateist birisine sorulur: "Allah'a inanıyor musun?" Bu soru, alemlerden ayrı, bağımsız, yaratan ayrı bir varlığa inanma sorusudur. İbn-i Sina müstakil olarak yaratıcıya inanmıyor aksine her varlığı yaratıcı olarak görüyor ama yaratılan herhangi bir varlıktan taşan yaratılan da gösteremiyor. Zira eğer ben, yaratanın bir parçası isem bende de varlıkların taşması lazım idi.




コメント


bottom of page