Martha Moraghan Jablow



Çocuklarımızı çok seviyoruz, bunda şüphe yok. Fakat sorumluluklarının bilincinde ve kendi kendine yetebilen bireyler yetiştirebiliyor muyuz? Çocuklarımız sorumluluklarını yerine getirmediklerinde, mızmızlandıklarında, birbirleriyle kavga ettiklerinde, yemeklerini yemediklerinde ya da bizi dinlemediklerinde onlara büyük tolerans gösteriyoruz. Bazen de buna gücümüz yetmediğinde, patlıyoruz. Kızıyor, bağırıyor, tehditler savuruyoruz. Sonra da bunları yaptığımız için kendimizden nefret ediyoruz.

Tüm bu sorunlar doğru dili kullanmamamızdan kaynaklanıyor. Çocuklar doğru dili kullanmadığımızda bizi dinlemiyor. Böyle olduğunda da işler sarpa sarıyor. Mesela odasını onun yerine biz toplamak zorunda kalıyoruz. Ama bu hem yorucu hem de sürdürülebilir değil. Ayrıca sonradan kendimizden nefret etmemize sebep olacak öfke patlamalarına da sebep oluyor.

Doğru iletişim olduğunda ise tüm sorunlar kendiliğinden çözülüyor. Çocuklar ebeveynlerini dinlemeye ve sorumluluklarını yerine getirmeye başlıyor. Anne ve babalar da asıl yapmaları gerekenlere odaklanabiliyor. Öfke patlamaları ve sonrasında gelen pişmanlıklar ortadan kayboluyor.

Sevmek Yetmez kitabı çocuklarla doğru iletişimi nasıl kuracağımızı anlatıyor. Anlatılan yöntemler onlarca yıldır başarıyla uygulanıyor. Kitap, gerçekten yaşanmış sayısız örnek diyalog ve olayı da barındırıyor. Böylelikle anne ve babalar en sık karşılaştıkları durumlara verdikleri yanlış tepkileri görebiliyor ve doğru olanları öğrenebiliyor.

Sürekli çocuklarımızın yanında olamayacağız, karşılaştıkları engelleri onların yerine ortadan kaldıramayacağız. Kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler yetiştirmemiz gerekiyor. Çocuklarımızı sevmemiz bunun için yeterli değil. Onlarla doğru ve etkili iletişim kurmayı da bir an evvel öğrenmeliyiz. Hem çocuklarımız hem kendimiz için.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

NEREDE tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet-geçmişinde bunların hiçbiri yok;hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni

NEREDE tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet-geçmişinde bunların hiçbiri yok;hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni

Her yazarın içinde az ya da çok bir yer yaratma, bütün yerleri geride bırakıp yazıya yerleşme isteği vardır. Bir yazınsal vatan: Bu taşlı toprağı ben yarattım, bu geniş bozkırı, bu yeşil tepeleri, bu