Mahsum Aytepe: Müslüman olmak gerçek anlamda özgür olmaktır

Muş Alparslan Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi öğrencilerinin kurduğu Bilinçli Gençler Topluluğu, Dr. Öğr. Üyesi Mahsum Aytepe ile son kitabı “Özgürlük Otorite Tevhid” üzerine sohbet edip bizimle paylaştılar.



Ayşe Nur Cemiloğlu

Dünya Bizim

Fakültemizin çalışkan, anlayışlı ve yumuşak tavırlarıyla öğrencilerinin gönüllerinde yer edinmiş ve biz öğrencilerin deyişi ile kitap gibi konuşan Mahsum hocamız ile son kitabı Özgürlük Otorite Tevhid üzerine röportaj gerçekleştirdik. Bilinçli Gençler Topluluğu adına yaptığımız röportajı ilginize sunuyoruz.



*

Ayşe Nur Cemiloğlu: Saygıdeğer hocam, neden Özgürlük Otorite Tevhid isimli kitabınızın ortaya çıkış hikayesi nedir? Neden böyle bir kitap yazmaya ihtiyaç duydunuz?

Mahsum Aytepe: Şöyle ifade edeyim, özgürlük tartışması özellikle son iki yüz yılda giderek ağırlık kazanan bir tartışmadır. Bu tartışma daha ziyade Batı literatüründe yaygın bir nitelik arz ediyor, fakat Batı’daki özgürlük tartışması Türkiye’de ve İslam dünyasında yaşayan pek çok insanı ve özellikle aydını etkiliyor. Literatürün daha çok Batı eksenli olması hasebiyle bizler de özgürlük düşüncesini, onların kavram ve değerleri doğrultusunda anlıyor ve onların istedikleri sonuca mecburen ulaşmış oluyoruz.

Bunun bir Müslüman açısından dezavantajları, avantajlarından çok olacaktır, bu açıdan bizim kendi değerler dünyamızdan neşet eden bir özgürlük telakkisine sahip olmamız gerekir. Bir Müslüman olarak böyle bir düşünceye ve telakkiye sahip olmamız gerektiği inancı, beni böyle bir kitap yazmaya sevk etti. Elbette ki bizim özgürlük telakkimizin temelinde İslami düşüncenin temelini oluşturan tevhid olmalıydı. Tevhid İslam’ın dünya görüşündeki en merkezi kavramı oluşturduğuna göre özgürlüğün de merkezi olmalıydı. Bu nedenle özgürlüğü tevhid açısından ele almaya çalıştım. Bu şekildeki bir zihinsel arka planla meseleye koyuldum diyebilirim.



Bu üç kavram arasında zihninizde nasıl bir irtibat kurdunuz?

Özgürlük her bir varlığın ortak sorunu ve ortak amacıdır. Özgürlüklerin önündeki en büyük engelin ise otorite olduğu bilinmektedir. Fakat otoriteyi bir engel olarak görmek çok da doğru olmasa gerek. Çünkü otorite her ne kadar bizim zihin dünyamızda ürkütücü ve olumsuz bir içeriğe sahip olsa da pratik hayatta bilmekteyiz ve yaşamaktayız ki sınırsız özgürlük yoktur. Her özgürlüğü sınırlayan bir otorite gerçeği söz konusudur. Bu nedenle özgürlük ile otorite arasındaki dengeyi kurmak çok önemlidir. Dolayısıyla bu iki kavram arasında makul bir denge kurulabilirse, bu denge bizim düşünce dünyamızı ve fikriyatımızı oluşturmada yeterli bir zemin oluşturacaktır. Kitabın ilk iki kavramı olan özgürlük ile otorite arasındaki dengeyi makul ve bilimsel bir dille ifade etmeye çalıştık. Tevhid konusuna geldiğimizde ise tevhid ilginç bir şekilde hem bir özgürlük teorisi ve önerisi olarak ortaya çıkıyor hem de otorite gerçeğini barındırıyor. Dolayısı ile tevhid, özgürlük-otorite tartışmalarını hem kendi içinde çözümlüyor hem de bunu nasıl aşabileceğimizi bizlere gösteriyor. Bu açıdan tevhid makul bir özgürlük-otorite ilişkisinin hangi çerçevede çözülebileceğinin en doğru ifadesi olarak görülebilir.

Bu kitabı diğer iki kitabınızdan ayıran özellikler nelerdir ve mukayese edebilir misiniz?

Birinci kitap aslında (İlahi Yardım ve Özgürlük Diyalektiği) benim doktora için çalıştığım bir kitap. O da özgürlük üzerine yazılmıştı. Orada da özgürlüğün kadim dönemde, İslam düşüncesinin klasik döneminde nasıl ele alındığını Mu’tezile üzerinden anlatmaya çalıştım. Her ne kadar “lütuf teorisi” bağlamında ele alınsa da ilginç olan şey şuydu: Mu’tezilenin lütuf teorisi aslında onların insan ile Allah arasındaki ilişkiyi özgürlük düşüncesi bağlamında nasıl ele aldıklarını gösteren bir örnektir. Bu açıdan kitap, Mutezilenin özgürlüğe bakışını ilahi yardım bağlamında ve tabii ki kelami bir problem olarak tahlil edip gösteriyor. En son ele aldığımız Özgürlük-Otorite-Tevhid kitabı ise özgürlüğün modern dönemde İslam düşüncesi açısından nasıl ele alınabileceğinin bir örneği oldu.

Diğer üçüncü kitap, İslam Düşüncesinde Ehli kıble ve Tekfir kitabına geldiğimizde ise orada şöyle bir durum var. İslam düşünce tarihinden bize kalan çok geniş bir düşünsel miras bulunuyor; farklı ekoller, okullar, düşünürler farklı dönemlerde yaşayan pek çok kişi ve kurum tarafından üretilen sayısız bir ilmi miras var. Fakat günümüze geldiğimizde ise günümüz Müslümanları arasında çok dramatik bir şekilde daralan bir İslami anlayış söz konusudur. Buna düşünsel tahammülsüzlük, fikri çölleşme, asabiyet yoğunlaşması şeklinde farklı isimler verebiliriz. Müslümanlar arasında ortaya çıkan bu fikri tahammülsüzlük bana şu soruyu sormayı zorunlu hale getirdi. Acaba İslam tarihinde de böyle bir tahammülsüzlük olmuş mudur? Acaba içinde bulunduğumuz bu darboğazı aşmak için İslam tarihinin klasik dönemlerinde bize yardımcı olacak ve bizim önümüzü açacak verilere ulaşabilir miyiz? Bu arayış ile İslam tarihine baktığımızda aslında Müslümanlar arasındaki fikri tartışmaları önleyebilecek ve vahdeti sağlayacak çok ciddi kavramsal çalışmaların yapıldığını, önemli fikirlerin ortaya atıldığını görüyoruz. Burada hiç şüphesiz ilkin akla ehli kıble kavramı geliyor.



Ehli kıble kavramı dini anlayışı, fikri eğilimi, bakış açısı, mezhebi tercihi, iktisadi yaklaşımı ve toplumsal vasatı ne olursa olsun Müslüman olduktan ve kendisini Müslüman saydıktan sonra herkesin aynı şemsiye altında bulunabileceğini öngörmekte ve bu kavram aramızdaki farklılıkları önemsiz hale getirmektedir, bizi bir çerçevede buluşturmaktadır. Dolayısıyla ehli kıble kavramı bir anlamda geçmişteki bu fikri tahammülsüzlüğün ve çatışmaların önlenmesinde kullanılan bir araç durumundaydı. Bunun üzerinde gelişen fikirler, Ehli Kıble ve Tekfir arasındaki ilişkiyi ortaya koymam için beni düşünsel bir çabaya sevk etti.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki İslam tarihinde farklı anlayışları, farklı görüş açılarını, farklı felsefi tercihleri engin bakış açılarıyla kuşatan, Müslümanların bu çerçevede farklılıkları ile bir arada bulunabileceğini düşünen, bunu yaymak isteyen pek çok âlim ve önder bulunmaktadır. Bunların düşüncelerini özetlemeye çalıştım ve bugün düşünsel bir çaba içinde olan insanlara bir yol göstermesi için onlara tanıtmaya çalıştım. İslam Düşüncesinde Ehli kıble ve Tekfir kitabının genel çerçevesini böyle özetleyebilirim. Aslında her üç kitabın gizli saikini şöyle özetleyebilirim; ben Müslümanların, dinin zaruret olarak bildirdiği hususları korumak kaydıyla, farklı şeyler söyleyebilmesini, farklı düşünceler geliştirebilmesini, farklı kavramlar üretebilmesini ve yeni teoriler peşinde koşmasını önemsiyor, bunu ciddiye alıyorum.



İlahi Yardım ve Özgürlük Diyalektiği kitabı ile İslam düşüncesinde Ehli Kıble ve Tekfir kitabını daha çok ilahiyat öğrencilerine ve dini ilimler alanında çalışma yapan öğrencileri dikkate alarak yazmaya çalıştım. Onlara acizane bir ufuk kazandırmaya çalıştım. Özgürlük Otorite Tevhid kitabını ise İslam'ın tevhid anlayışını, tevhidin özgürlükle ilişkisini merak eden herhangi bir insana el kitabı olabilecek şekilde tasarlamaya çalıştım. Bu nedenle Batı felsefesine, Batı literatürüne zorunlu olarak değindim ki herhangi bir okuyucu İslam'ın özgürlük anlayışını Batı’daki özgürlük anlayışı ile mukayese edebilsin. Bunu da özellikle son dönem tartışmalarını dikkate alarak yazmaya çalıştım.

Kitabı beş yıl önce yazmış olsaydınız nasıl yazardınız, beş yıl sonra yazsanız yine farklılık olur muydu?

Beş yıl önce yazsaydım, muhtemelen özgürlük bağlamında gündeme gelen pek çok tartışma konusuna değinmeyebilirdim. Çünkü Batı’daki pek çok özgürlük tartışmasına son birkaç yıldır eğilme imkanı buldum. Tabii özgürlük, tevhid ve otorite konularının özellikle son yıllarda meydana gelen tartışmalar dikkate alındığında daha iyi anlaşıldığını görmekteyiz. Dolayısıyla günümüzde bu kavramların gerek Batı nezdinde gerek İslam dünyasında hangi açılardan ele alınabildiğini görebildiğimiz oranda bu kavramların içeriğine ve bugün için bize ne söylemek istediklerine odaklanmamız kolay olacaktı.

Bundan beş sene sonrası için konuşacak olursak hiç şüphesiz özgürlük tartışmaları ve bunun inancımızla ilişkisine dair çok daha geniş bir literatür ortaya çıkacak ve farklı tercihler, görüşler ve kavramlar ileri sürülecektir. Bu kitap beş sene sonra ele alındığında, daha yeni yeni gündeme gelen pek çok tartışmaya göz atmak zorunda kalacaktır. Ama sonradan ortaya çıkacak tartışma alanları olsa bile, kitabın temel iddiasından bir şey kaybetmeyeceğini, daha doğrusu kitabın üzerine bina edildiği merkezi kavramların çok değişmeyeceğini sanıyorum.



Özgürlük Otorite Tevhid kitabını kısaca özetleyecek olursanız ne söylersiniz?

Kitabı kısaca özetlemek benim için biraz zor olacak, ama şunu söyleyebilirim: Müslüman olmak gerçek anlamda özgür olmaktır. Allah'a samimi bir kul olmak huzur ve güven veren bir özgürlük kaynağı ile buluşmak demektir. Bütün içtenliğimle buna inanıyorum. Özgür olduğunu söyleyen ama bununla birlikte Allah'a iman etmeyen farklı ideolojik felsefi veya dünyevi görüş ve tutumlara sahip olan insanların gerçek anlamda özgür olamayacaklarını düşünüyorum. İslam'ın bizi köle yapmak için değil özgür doğduğumuz gibi özgür yaşamamız ve özgür ölmemiz için bize sunulmuş bir ilahi armağan olduğunu düşünüyorum.

Son olarak ben de kitabınızın bir okuyucusu olarak şunları söylemek isterim: Farklı inanç ve ideolojilere mensup olan insanlar Tevhid inancının bizim özgürlüğümüzü kısıtladığını düşünebilirler. Lakin insanları köleleştirmek için ortaya çıkan veya üretilen bütün otorite türleri de aslında tek bir otoriteye muhtaçtırlar ki o da Allah’tır. Gerçek özgürlük nihai otorite olan Allah’a bağlılıkta ortaya çıkar. Oysa modern dönemin bize özgürlük diye sunduğu alanlar, aslında bizi köleleştirmekte ve bizi özgürlüğün yegâne kaynağı olan tevhitten uzaklaştırmaktadırlar.

Sayın hocam röportajımıza vakit ayırdığınızdan dolayı çok teşekkür ederim.



Site Yaptırmak mı İstiyorsunuz

Kurumsal ve e- ticaret siteleri için doğru yerdesiniz

Kurumsal Site: 499 TL

E- Ticaret Sitesi: 799 TL

Bilgisayar Ekranları

Mesai Saatlerimiz

Hafta İçi 09-17 Arası

Yerimiz

Akyol mahallesi, Atatürk Bulvarı No: 111/B Şahinbey - Gaziantep

bilgi@mirkitap.com

5539207655

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter