Ara

Limon Ağacı

Zarafet ve merhamet ile yazılmış LİMON AĞACI her şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğunu ama yine de her şeyin olabileceğini hatırlatıyor. Tarihin acımasızlığına inat Ortadoğu'nun kalbinde yeşeren LİMON AĞACI unutamayacağınız bir kitap olacak.


Yazar: Hayim Vali

Kaynak: Şalom Gazetesi

1967 Altı Gün Savaşı’ndan bir süre sonra Dalia Eşkenazi ile Beşir Khairi arasında kırk yıl, ama çok seyrek sürecek bir diyalog başlar. Bu diyalog birbirini anlama diyalogudur.


Sandy Tolan tarafından yazılmış Limon Ağacı bir roman değil, benden öncekiler öykü diye tanımlamış. Öykünün ilk yarısı arka planda çok silik duran iki kahramanın ve ailelerinin buluşmalarına kadar geçmişini anlatmaktadır. Kahramanlar Dalia ve Beşir öykü oluşsun diye mevcut. Kitap paralel paragraflarla Eşkenazi ailesinin önce Bulgaristan’daki, sonra 1948’de göç ettikleri Ramla’daki, Khairi ailesinin ise el-Ramla’daki hikâyelerini aktarmaktadır.  El-Ramla MS 715’de Halife Süleyman İbn Abdül Melik tarafından kurulmuştur. Limon Ağacı, okuyucuda bir tarih kitabı okuduğu kanaati oluşmaktadır. Kitabın asıl amacı bu olabilir. Beşir’in ailesi, babalarının kendi elleri ile inşa ettiği evi zorla terk eder. Öncekilerin gönüllü terk edildiğini sandıkları bu eve Dalia’nın ailesi yerleşir. Tarih kitabı üslubunda anlatım, ikinci yarıda, günümüze çok yaklaşmaktadır. Britanyalılar, Osmanlı sultanları tarafından İstanbul’dan yönetilen bölgeye, 1917 yılında Balfour Bildirisi’nden sonra gelir. 1922 ve 1936 yılları arasında İngiliz otoriteler Yahudi mülteci akışını kontrol etmekte zorlanmaktadır. Bu yıllarda Yahudi nüfusu 84.000’den 352.000’e yükselmiş, Arap nüfusu da 900.000’e çıkmıştır. Bunda Almanya’da Hitler’in 1933’de başa geçmesinin rolü vardır. 1930’ların ortalarında Arap liderler Yahudilere arazi satmanın ihanet olduğunu ilan etmişler, İngilizlerin Filistin’den çıkmasını istemektedirler. Arap isyancı çeteleri İngilizleri sık sık zor durumda bırakır. Yahudi çete örgütleri de oluşmuş, hem İngilizler, hem Araplarla çatışmaktadırlar. 30 Kasım 1947 gece yarısı Birleşmiş Milletler’in Genel Kurul kararı Filistin’e ulaşır: Filistin’de biri Arap, diğeri Yahudi olmak üzere iki ayrı devlet oluşacaktır. Tek bir devlet öngörüsü reddedilmişti. Yahudiler nüfusun üçte birini temsil ediyor ve % 7 arazileri vardı. Arapların çoğu bölünmeyi kabul etmedi ve savaşmaya ant içtiler. Hagana, Arap şehir ve köylerine, Arap savaşçıları ise Yahudi yerleşimlerine saldırıyor, çok kan dökülüyordu. Der Yasin ve Qastal Tepesi bunlardan bazıları idi. 14 Mayıs’ta Ben Gurion İsrail’in bağımsızlığını ilan ettikten sonra, ertesi gün Arap birlikleri yeni Yahudi Devleti’ne saldırdı. Kanlı çatışmalar oldu. Khairi ailesi her şeyini bırakıp El-Ramla’yı terk etti.  Kitap, II. Dünya Savaşı sırasında Sofya, Plovdiv, Kyustendil, Sliven gibi Bulgaristan şehirlerinde yaşayan Yahudilerin endişelerini, kurtulma çabalarını, Bulgar komşularla (yapıcı ve yıkıcı) ilişkilerini, Polonya’ya giden trenleri, Bulgar otoritelerin yaklaşımlarını anlatmaktadır. 1945’in Nisan ayında Ben Gurion her yerde yaptığı “aliya” çağrısını Sofya’da tekrarladı. Moşe ve Solia ortama güvensizliklerinden, doğdukları yer olan Bulgaristan’ı terk edip, bir yaşındaki bebekleri Dalia ile gemiye binip Kasım 1948’de Hayfa’ya geldiler. Ramla denilen yere “Neden olmasın! Bir deneyelim” diyerek, Khairi ailesinin terk etmek zorunda kaldığı eve yerleştiler.Avukatlık yapan Beşir Khairi birçok Filistinli gibi topraklarından zorla kovuldukları için ancak zorla geri alınabileceğine inanıyor ve Nasır’ı destekliyordu.  Nasır, Tiran boğazını kapatıp İsrail’i tehdit etmişti. Altı gün süren savaştan İsrail galip çıkmıştı. Bu savaştan birkaç gün sonra Beşir, kuzenleri ile eski evini ziyaret eder. Dalia onlara karşı olumlu davranır, Beşir’i evine kabul eder, gezmesine izin verir. Dalia hep olanları anlamaya çalışır ve bir ara Beşir’i Ramallah’daki evinde ziyaret eder. Kısa bir süre sonra Beşir, terör olaylarına karıştığı için hapse girer. FHKC çeşitli terör eylemlerinde bulunmakta, hatta uçak kaçırmaktadır. Beşir hapiste cezasını çekerken, 1972’de sekiz silahlı Filistinli, Münih Olimpiyat Köyü’nü basar ve olay on dört sporcunun hayatını kaybetmesi ile sonuçlanır. Daha sonra Enver Sedat, Jimmy Carter ve Rabin tarih sahnesinde rol alır. Beşir sınır dışı edilir. Dalia ona, cevabı geç gelecek bir mektup yazar. Arafat önderliğinde değişik ülkelerde FKÖ temsilcilikleri kurulur.Dalia olanları anlayamamakta, bütün bunlara “garip kader” demektedir. El-Ramla’daki evin bahçesine Beşir’in babasının ektiği limon ağacı iki ailenin birbirini anlama çabasının sembolü olmuştur. Dalia en sonunda Arap ve Yahudilerin tarihine şahitlik edecek bir yatırım önerir ve Ramla’daki evinin Arap çocukları için bir kreşe dönüşmesi için çabalar Oslo, Camp David, Rabin’in vurulması, Şaron’un Mabet Tepesi’ni ziyareti olayları takip eder.  Arafat, Kudüs’ten hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini açıklar. Çevirinin akıcı üsluba katkıda bulunması sayesinde, kitap çok rahat okunmaktadır.Kitabın geniş bir kaynak araştırmasına ve yüzlerce mülakata dayandığı anlaşılıyor. Yazar kaynakları olayların geçtiği sayfalarda dipnot olarak değil, kitabın sonunda ayrı bir bölümde toplu halde veriyor.

Derin Bakış