Ara

Kazak bir şair Olcas Süleymanov

Olcas Süleymanov’dan 1970’lerde Fizikçinin Duası şiir kitabıyla adından haberimiz oldu. Şair Ülkü Tamer çevirisiyle yayımlanan bu kitap, büyük ilgi görmüştü. Elimde Olcas Süleymanov’un Kadıköy’deki TEAS Press Neşriyyat Evi tarafından yayımlanmış olan Toplu Şiirler’i var. Şair bu toplama “..ve Gülümsedi Tanrı Her Sözcükte” adını vermiş.



Kamil Eşfak Berki

Yeni Şafak

Çapı ne olursa olsun, gerçek bir şair kendisine yakın bulacağı şairlerin farkına varacaktır. Anadolu’nun doğu ufuklarında bir Kazakistan var. Onlarda da önemli bir şair çıktı; Olcas Süleymanov. 1970’lerde Cem Yayınevi’nin yayınladığı Fizikçinin Duası şiir kitabıyla adından haberimiz oldu. Rusça yazan bir Kazak şair. Aile çizgisi olarak müslüman Kazaklardan. Şair Ülkü Tamer çevirisiyle yayımlanan bu kitap, büyük ilgi görmüştü. Elimde Olcas Süleymanov’un Kadıköy’deki TEAS Press Neşriyyat Evi tarafından yayımlanmış olan Toplu Şiirler’i var. Şair bu toplama “..ve Gülümsedi Tanrı Her Sözcükte” adını vermiş. Anadolu Türkçesine çeviren Uğur Büke’dir.



Olcas o yıllarda demiş ki Çözülme’den önceki yıllarda: “Kendi tarihini bilmek, uluslararası bir varlık olarak gelişmenin gerekli ön koşuludur. Bizim kuşak ayrışıyor [harfleri ben koyulttum]. Halk arasında bir onur savaşımı var. Ezilenlerin mutluluğa erişebilmeleri zor. Şairler bu onur savaşında halka güç vermelidir. Sosyal içerikli şiirin amacını böyle ifade ederim”. Bir de şu sözünü alacağım: Ne denli kötülükler yığılırsa yığılsın, insan dünyasına, şiir yaşadıkça insanın ayakta kalacağına inanıyorum.

FRANSA KARŞILAŞTIRMASI

“Öğretmez, gösterir”. Böylelikle didaktizme düşmekten korunmuş oluyor. İmgeyi çıplak fırlak kullanmaz; idealist realizmin –evet böyle diyorum ben– sanatçıl öfkesine bürüyerek verebilen ozanlardan günümüz şiirinde. 1963 tarihli Kazakistan şiirinde:


Beş Fransa sığar sana

Louvres ve Montmartre hariç

Alırsın içine bütün Bastille’i

Günahkarlar başkentini.

Fransa ile Kazakistan’ı karşılaştırması ilginçtir. Daha da ilginç olanı, Paris’i günahkarlar başkenti olarak nitelemesidir. Şiirinde böyle dindar allusion’lar az değildir Olcas’ın. Unutmadan; şairde Paris ve New York’a alerji duyması da var. Orijinal bir şey bu.

En Sadık Dost, orijinal, çok iyi bir şiir. Şairin bir poetika paragrafı sayılma değeri de var.

Sana sesleniyorum, benim sessiz yüreğim



Çok yeni, çok Olcas’a özgü... Eski Kazak şiirini, çağdaş Rus şiirinin (20.yüzyılda) seçkin şairlerini özümlemiş, Şiir Sanatı’na kendini bir öğrenci kılmış bir şairdir Olcas. “Kendi ruhumun edebi uyuşukluğunu lanetlerim ben” der. Bir şairin insan özelliğinde sabır merkezde ise o şiirler okura da sabır aşılar. Muhammed İkbal, Yahya Kemal, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Ahmet Yücel, Hüseyin Atlansoy gibi şairler şiirle kendilerine ben oluştururlarken, okuru, –gelecekte–toplumu özgüvenle tamamlarlar. Olcas Süleymanov da böyledir.

Olcas’da allegorik katman da şiirin yapısının ögelerinden birisidir. Baskı rejimlerinde hep görüldüğü üzere.

Ay horoz misali

Dolanırken, Karanlık hareminde

Kristal tuğmenlerin,


Kırmızı ibikler misali

Şafak yorgun,

Ve Kartallar kızgın,

Keklikleri çağırıyorlar şafağa.

Dizelerine bakıp, Olcas’ın şiiri Lorca’nın şiirini ka’le almış hissi geçti içimden.

Kumdaki Nar’da tarihin içinde yankılanan şairler de şiirine girmiş. İlginç bir-araya-getirmeler göreceğiz. Bu orijinal, modern şiirde:

Latince misali hüzünlü çölde,

Kızarır çalı Tacik rubaisiyle.

(...)

Oturmuştum sanırım burada

Daha yıkılmamış Merv’den dönerken

1960

ŞAİRİN KARARI

İşte yine imgeler, simgeleştirmeler, söz ekonomileri- kelime yükleri karşımızda. Şairin bir kararı var. Şiir ülküsü uğrunda kılgıya dönüştürmek... Kıvamını bulmuş şiirlerdir onun şiirleri. Halkını şiirle uyandırmak; berkitmek içerdenliğiyle yazmış şiirlerini diyorum. Didaktik hiç değil. Lirizmini halkın ruhuna sızdırabilir.

İlhamı çekicilikle iç içedir. Tanrıyı inkar edenler istedikleri kadar şiir ile ilhamı birbirinden ayırmaya devam etsinler! İstedikleri kadar alkolle şiiri (ve elbet diğer tür ve sanatları) uzlaştırmaya yanılgı kırmızı halılarını sersinler! Şiir salt usla olabilemez. Gece mehtapta şişe açmaya ne hacet, sularda ayışığı kendisi şarap. Fiziki sarhoşluktan ötesine kapalı hatta kapatılmış olanlar asıl şiire giremezler. Egotik şiirden kaçanların kalıcılık şansları daha fazla bence. Rabiatü’l Adeviyye fiziki şarabı metaforize edeliberi. Bunu Joseph Campbell’e borçluyumdur. O, islam şiir tarihindeki o büyük devrimi alkışlamaktadır. Yahya Kemal’in ölüm haftasında Yahya Kemal’e hakaret etmiş olan kapitalist solcu yazar buna ne der acaba?


Önemli şair Olcas Süleymanov (d. 1936) çok meşhur kitabı Az i Ya’ da Rusça’daki İgor Alayı Destanı’nın, orijinalliği hakkında kuşkular bulunduğunu ileri sürmüş ve komunizm döneminde Sovyet rejiminin başını ağrıtmıştır. Uğur Büke diyor ki: “Az i Ya ‘Ben ve Ben’ veya ‘Benden Bana’ anlamındadır. Brejnev kitabı okuduktan sonra Olcas’ın iddiasını tutarlı bulmuştur. Başkaca eserleri: Tarih Öncesi Türkler (Kadim Türk Dillerinin ve Yazılarının Kökeni Hakkında), Kelimenin şifresi (“1001 Söz” Geniş Kapsamlı Etimoloji Sözlüğüne Giriş), 1001 Söz üzerine çalışmaları devam ettiği yayınevince belirtilmektedir. TEAS Press, şair hakkında Olcas Fenomeni adlı bir seçki yayınlamıştır.

Birlik inanç ve duyarlılığından gelen iç ses benzeyişi bu aylarda beni ilgilendirmektedir. Bir yandan da Hıristiyanlığın şiirinin toplumları birbirinden ayırıcı bir etki yapıyor olabileceğine kafa yorarken, İslam coğrafyasında yetişmiş çağdaş şairlerle devinen Bizim Şiir’den dolayı hamd ediyorum. Dileğim, Doğu onuru, her alanda, aykırı vadilerde bile duyumsansın. Pıtramış, yapraklanmaya durmuş Şiir Ağacı’nın gölgesinde Oluş kıvancımızla, Var Oluş azmimizle. İrdeleyerek, incelemelerle, ince elemelerle ve sık dokumalarla kendi medeniyetimizin çağdaş şiirine yönelişimizin bir somutluk kazanmasına çalışmalıyız. Bosna’dan Malezya ve Endonezya’ya; Türkçe şiirin ta Çin’e kadar kütlesel varlığına özen gösterilmesi gerekmektedir.

Derin Bakış