Kavafis şiirinde tarih ve zaman

“Kavafis yararlı bir şairdir (ve bunu her şair için söylemek mümkün değildir!)… Yararlıdır çünkü başka hiçbir şair zamanın akışını ve kendimizin zamanla olan ilişkisini anlamamıza onun kadar yardımcı olamaz.”

Modern Yunan şiirinin en önde gelen isimlerinden Konstantinos Kavafis 29 Nisan 1863’te İskenderiye’de doğdu. İstanbullu olan annesi, babası ve kardeşleri 1850’lerde Konstantin doğmadan İskenderiye’ye yerleşmişlerdi. Konstantin’in babası başarılı bir tüccardı, şirketinin İstanbul, Londra ve Liverpool’da şubeleri vardı. Aile hem maddi hem sosyal anlamda İskenderiye’deki Rum toplumunun önde gelenlerindendi. Ancak 1870’de Konstantin yedi yaşındayken babası vefat etti, işleri yürütebilmek amacıyla annesi ve kardeşleri ile İngiltere’ye taşındılar. İngiltere’de geçirdikleri beş sene boyunca Konstantin İngiliz okullarında eğitim aldı, ancak şirket işleri zayıflayınca aile İskenderiye’ye geri döndü. Fakat Mısır’daki politik gelişmeler (1882 İngiliz işgali öncesi) ailenin bu sefer de İstanbul’a, annelerinin baba evine gitmelerini şart koştu ve Konstantin 19 yaşındayken atalarının memleketi İstanbul’a ayak bastı.

Genç Konstantin’in İstanbul’da geçirdiği üç sene kişiliğinin ve şairliğinin oluşmasında en önemli dönem olacaktı. İstanbul’da yaşadığı 1882-85 yıllarında, öncesinde de meraklı olduğu Helen, Bizans ve Roma tarihini daha yakından incelemeye başladı, Anadolu’da atalarının geçmişinin izini sürdü. Hatta bir tarih ansiklopedisi hazırlamaya bile koyuldu. Demotikos olarak bilinen Yunan halk dilini burada tanıdı ve öğrenmeye başladı. Yakınları onun bir gazeteci veya politikacı olmaya hazırlandığını düşünürken Konstantin bu dönemde şiir yazmaya başladı.

1885’te aile İskenderiye’ye geri döndü, kardeşleri babalarının şirketini yaşatmaya çalışsalar da başarılı olamamışlardı. İşgal sırasında evleri yıkılmış, aile malvarlığını kaybetmişti. Mısır’ın yönetiminde hem İngiliz hem de Osmanlıların söz sahibi olduğu bu karmaşık dönemde Kavafis ancak bir iki geçici işte çalışabildi. Nihayet 1892 yılında Devlet Su İşleri’nde memur olarak bir iş buldu ve emekli olana kadar aynı yerde çalışmaya devam etti. Kavafis’in 30 sene boyunca bir memuriyet işinde çalışmasının en önemli sebebi elbette bu işin kendisine okumak için zaman tanımasıydı. Yan iş olarak da borsada yatırım yapıyordu (ağabeyi borsacıydı.) İki taraftan elde ettiği gelir çocukluk imkânlarının çok altında kalsa bile şairin rahat bir yaşam geçirmesine yetti.

Kavafis yaşamı boyunca özel hayatıyla kamusal hayatını ayrı tutan bir şair oldu; ve şairlik onun özel hayatının bir parçasıydı. İki kez teklif gelmesine rağmen şiirlerinin toplu bir kitap olarak basılmasına izin vermedi, bunun yerine beğendiklerini çoğaltıp arkadaşlarına elden veriyordu. Annesi vefat edene kadar onunla ve kardeşleri ile birlikte yaşadı. Sonraki yıllarını genellikle yalnız geçirdi, birkaç kısa seyahat haricinde tüm hayatı boyunca İskenderiye’de kaldı. 1933 yılında, 70 yaşındayken vefat etti.

Kavafis’in ilk dönem şiirleri genellikle çok parlak bulunmaz; kendi sesi ve kişiliği oturmamış, süslü püslü duygusal şiirler olarak tanımlanır. Ancak zaman içinde, özellikle 40 yaşından sonra, Kavafis şiirinde bir eşik atlar. Neredeyse düz yazı sayılabilecek sade bir biçim, ne batılı ne doğulu bir Yunanca ile antik şehirlerin büyüsünü, tarihin ilk çağlarının efsanelerini taşır dizelerine. Diğer bir ana tema ise aşk ve tutkudur; eşcinselliğini şiirlerine açıkça ve bir o kadar da abartısız yansıtarak geleneksel kalıpların hep dışında kalır. Kavafis ustalaştıkça coğrafya, tarih, aşk, felsefe yazınında iç içe geçer, aynı merkezde bir araya gelerek bir bütün olarak akmaya başlar.

Öte yandan Kavafis’in bir şair olarak kendine has özelliği tarihsel şiirleridir. Kavafis gençlik dönemindeki tarih merakını hayatı boyu devam ettirmiş, eski uygarlıkları, antik şehirleri, Yunan, Roma ve Helenistik dönem tarihini, coğrafyasını, toplumsal özelliklerini, halk dilini araştırmış, bulabildiği tüm kaynakları okumuş ve aynı zamanda toplamıştı. Kendi hayatını ve kimliğini bu tarihçenin içinden anlamaya çalışan ve kendisini bir Yunan’dan ziyade bir Helen olarak tanımlayan Kavafis’i çalışmalarını akademik bir disiplinle yürüttüğü için kimi uzmanlar tarihçi-şair olarak da değerlendirirler.

Yunan ve Roma tarihi hakkında birçok şiir kaleme alan Kavafis geçmişi geleneksel bir tarzla değil, alışılmışın dışında bir bakışla ele aldı; yaklaşımı bütüncül ve insancıldı. Tarihi şiirleriyle insanlaştırdı, bu da bir toplumun tarihini sadece o topluma ve o güne ait olmaktan çıkarttı; evrenselleştirdi ve zamansızlaştırdı. Kavafis’in 1911 yılında yazdığı Tanrının Antonius’u Bırakması tarihsel olaylarla evrensel insani durumları anlattığı şiirlerin en güzel ve en sevilen örneklerinden. Şiirde Romalı devlet adamı, general Octavius tarafından yenilen diğer Romalı devlet adamı ve general Antonius’a bakıyoruz. Büyük bir generalin yenilgi karşısında nasıl hissediyor olabileceğini anlamaya çalıştığımız bu satırlarda gerçekçilik, kabullenme, razı olma, kendine dönme, dirayetli olma gibi insani duyguların hepsiyle karşılaşıyoruz.

Tanrının Antonius’u bırakması

Gece yarısı ansızın duyarsan

eşsiz sezgilerle, naralarla

görünmeyen bir alayın geçtiğini

boş yere ağlama talihin döndü,

hiçbir iş başaramadın, her düşün

boş çıktı diye.

Nicedir hazırmış gibi, bir yiğit gibi,

veda et ona, giden o İskenderiye’ye.

Hele kendini aldatmaya kalkma, deme ki

bir düştü bu, belki yanlış duydum;

böyle boş umutlara kapılacak kadar alçalma.

Nicedir hazırmış gibi, bir yiğit gibi,

böyle bir şehre layık olan sana yaraşırcasına,

kararlı adımlarla yaklaş pencereye;

duygulanarak dinle, ama korkakların

yanıp yakılmalarıyla değil,

son bir kez doya doya dinle o sesleri,

O gizli alayın eşsiz çalgılarını,

sonra veda et ona, yitirdiğin İskenderiye’ye.

Gelmek istediğim esas nokta şu.. Kendisini “tarihsel bir şair” ve bir “Helen” olarak tanımlayan Kavafis’i esas sıra dışı yapan tarafı gelenekselleşmiş milliyetçi kalıpların dışına çıkmış olmasıdır. Kavafis’in şiirlerinde anlı şanlı tarihi anlatılara, yüceltici güzellemelere rastlamayız; sonsuz cesaret sahibi, hiçbir savaşı kaybetmeyen, herkesten ve her daim yüce krallar, hükümdarlar da pek yoktur. Tarihe ve kişilere farklı bir yönden bakar Kavafis; yenilgilerden, yenilgi sonrası hislerden, başarısızlıklardan, sebebi olarak kibirden ve aşırı güvenden bahseder. Bu yaklaşım şiirdeki tarihsel olayı da, lideri de, halkı da daha insancıl kılar, daha gerçek, evrensel ve zamansız. Böylece zamanı da aşar Kavafis, zamanı bir yapar, dünkü ve bugünkü zamanın aynı zaman olduğunu hissettirebilir bize..

Bu yazıya dahil etmek için fazla uzun olan Ithaka ve Saat Dokuzdan Beri şiirlerini bulmanızı ve (tekrar) okumanızı öneririm (yazının sonunda linklerini verdim.) Biraz durdurur bizi bu şiirler, bittiğinde şiire bakakalırız, sonra belki etrafa bir bakar tekrar okumak isteriz… Bazı şeylerin değerini duyarız, bazı şeyleri ise nasıl kolayca harcadığımızı düşünürüz, yüreğimizden bir sızı geçer… Yine de zaman kalır bizimle bir his olarak. Zaman ve zamanın zamansızlığı.

Şairlere sıkça sorulan bir soru var: “Şiir ne işe yarar?”diye. Birçok şair bu soruya “hiçbir işe yaramaz” şeklinde cevap vermiştir (galiba zaten ancak şairler bu soruya böyle bir cevap verebilir.) Kavafis’in şiiri ne işe yarıyor sorusunun çok net bir cevabı olmalı; onun şiirlerini İngilizce’ye çeviren Daniel Mendelsohn’a bu konuda kulak verelim: “Kavafis yararlı bir şairdir (ve bunu her şair için söylemek mümkün değildir!)… Yararlıdır çünkü başka hiçbir şair zamanın akışını ve kendimizin zamanla olan ilişkisini anlamamıza onun kadar yardımcı olamaz.”

Buraya bütünüyle almak mümkün olmasa da son iki dizesini yazalım Saat Dokuzdan Berişiirinin:

Saat yarım: nasıl da geçmiş zaman.

Saat yarım: nasıl da geçmiş yıllar.

Kaynakça:

The Critic's Voice: Daniel Mendelsohn on Cavafy, https://www.youtube.com/watch?v=_smFcnRkZlc

Daniel Mendelsohn on Cavafy, https://www.youtube.com/watch?v=1F9PpFtiChw

The Official Website of the Cavafy Archive, http://www.cavafy.com/companion/bio.asp

C.P. Cavafy, https://www.poetryfoundation.org/poets/c-p-cavafy

Konstantinos Kavafis. ”Kavafis’ten Yüz Şiir”. Çeviren: Cevat Çapan, Mayıs 2014, Sözcükler.

Ithaka, http://www.siirparki.com/kavafis9.html

Saat Dokuzdan Beri, http://gunfrfd.blogspot.com/2010/04/konstantinos-kavafis-saat-dokuzdan-beri.html

Yazar: Ayşe Üstünel Yırcalı

Kaynak:Serbestiyet