Karl Marx edebiyatı!

Edebiyatla ilişkisi sanıldığından çok daha ilerde olan Karl Marx, toplumcu gerçekçiliğin temelini oluşturmakla kalmadı, edebiyatı her çalışmasında bizzat kullandı. Komünist Manifesto’yu bile edebiyat sözcüğünü onlarca kez kullanarak yazan Marx, belli ki Engels’ten bağımsız olarak metni kendi edebî üslûbu çerçevesinde kaleme aldı. Bu anlamda en büyük serzenişi ise Engels ile aynı kişi sanılmasıydı! Ki haklılığı bugün bile gün gibi ortada. Marx ile Engels karışımı bir heyula dolaşıyor dünya üzerinde!  


Temel Karataş

K24

Lisede yazdığı bir kompozisyonda büyük laflar eder: “...İnsan sadece kendisi için çalışırsa ünlü bir âlim, büyük bir bilgin, harika bir imgesel yazar (şair, YN) olabilir; ama asla mükemmelliğe ulaşmış, sahiden büyük bir insan olamaz.” Edebiyat, hayatında önemli bir yer işgal eder onun. Hatta şairlik bir bakıma gizli hevesidir. Sonrasında da sandığımızın aksine vaktinin önemli bir kısmını felsefeye değil, edebiyat incelemelerine ayırır. Tiyatro eleştirisi dergisi çıkarmayı planlar. 1837’de yazdığı bir mektuptaki şu cümleye bir bakın: “Böyle anlarda ... birey lirikleşir; çünkü her dönüşüm kısmen bir son eser, kısmen de parlak renklerin ortasında henüz belirginleşmemiş doğru ölçülerini bulmaya çalışan büyük bir yeni şiirin uvertürüdür.” [i] (s.17) Üstünkörü bile okunsa, bu cümlede duyguların edebiyatla aktarıldığı kolayca görülür.



Kimden söz ettiğimizi açık etmek için Komünist Manifesto’ya gönderme yapalım. Edebî ve edebiyat kelimelerinin sıkça kullanıldığı metin -biraz abartıyla- edebiyat manifestosudur. En bilineninden bir örnek: “Avrupa’da bir heyula kol geziyor – komünizm heyulası. Yaşlı Avrupa’nın bütün devletleri, Papası Çarı, Metternich’i ve Guizot’su, Fransız Radikalleri ve Alman hafiyeleri bu heyulaya karşı kutsal bir sürgün avında el ele vermişlerdir.” Pamela Hansford Johnson, bu paragrafın Marx’ın en kayda değer üslûp özelliklerinden ikisini taşıdığını söyler. Öncelikle, kısa ve basit önerme bir metafor biçimindedir. Peşinden de uzun ve akıp giden bir niteleme cümlesi gelir. İkincisi, en yüceden en sıradan olana düşüşün kullanılmasıdır.[ii] Her bir cümlesi bir edebiyat metnini çağrıştırır, hatta kimi yerleri Nobellik cümleleri geride bırakır! Sözün kısası, Marx’ın edebiyatla ilişkisi ya hiç bilinmez ya da bilindiğinden çok daha ötededir. Felsefeden, hukuktan, Kapital’den çok edebiyattır Marx. 

Üslûbu, imzasız yazılarını ele verdi

Marx’ın edebiyatla ilişki, amatör bir heves değildi. Yani bir lise hevesi ya da Manifesto’yu edebî yazmakla sınırlı değil Marx ve edebiyat ilişkisi. S. S. Prawer’ın Karl Marx ve Dünya Edebiyatı adlı zorlu çalışması, bu ilişkinin derinliğini çok yönlü ve bol kaynaklı olarak ortaya koyuyor. Öyle ki, edebiyatın olmazsa olmazı olan ve bir yazarı yazar yapan en önemli unsur olan üslûp, Marx’ta belirgin bir şekilde mevcut. Hatta Viyana ve Berlin’de gazetelerde isimsiz yayımlanan birçok yazının bile, daha sonra net olarak Marx’a ait olduğunun edebiyat eleştirmenleri tarafından kesin olarak belirlenmesi de bu üslûbun çerçevesinin çizilmesi sayesinde oldu. 

Gençlik yıllarından itibaren üslûp ve belagate olan “inancını” çeşitli vesilelerle ortaya koydu Marx. Hatta entellektüel ve sanatsal arayışların bir ülkenin ekonomisiyle olan bağından sık sık söz etti. Bonn ve Berlin’deki üniversite hayatında felsefe ve hukuk kadar edebiyat dersleri aldı. Şiir de yazıyordu. Babasına ithafen yazdığı şiir ilk şiirlerinden biriydi:

“Şiir Yaratıcıya benzer, aktı alevler Senin bağrından benimkine, çağlayarak Yüksek ve engin, buluştular birbiriyle Ve besledim onları bağrımda ben.”[iii] (s.18)

Babaya ithafen yazılmış fantastik bir methiyedir bu. Ama edebiyat eleştirmenleri şiirinin fazlasıyla “Schillervari” olduğunu söyler. Genç şair neyin ne kadar etkisindedir bilemiyoruz ama şu dizeler edebiyata ilişkin ciddi bir ilgi ve arayışın içinde olduğunu gösteriyor:

“Peki nasıl olur da şekle sokar kelimeler -kendileri sisli dumandan ve sesten ibaretken- Sonsuz olanı, ruhun atılımı gibi, Senin gibi, evren gibi”

Edebiyat eleştirmeni Marx

Yalnızca birkaç şiiri ve yazısı bile edebiyatçı olarak anılmasına yetecek Karl Marx’ın edebiyatla ilişkisi yazarlıkla da sınırlı değildi. Her düşüncesini ve anlatısını derinlemesine sürdüren filozof, edebiyatta eleştirmenliğe de niyetliydi. Hatta propaganda amaçlı yazılan metinleri bile içerikten evvel üslûp bakımından ele alıyordu. İlk eleştirisi kendineydi ve 1865’te Engels’e şöyle yazmıştı: “... Kusurları ne olursa olsun, benim yazılarımın erdemi şu: sanatsal bir bütün oluşturuyorlar.” (s.323) Yaptığı işin ve yeteneğinin gayet farkında olan filozof, hakikati ararken sanatsal kaygıları da hiçbir zaman göz ardı etmemişti. Meşhur eseri Kapital’i sunarken bile işe önce edebî kusurları kabul ederek başladı Marx. Çünkü artık bir edebiyatçı gibi, bir edebî eser üretmiş gibi önce edebiyat eleştirmenlerince eleştirilmekte ve her metni edebiyat masasına yatırılmaktaydı. Çünkü kendisi de birçok felsefî ve siyasal yapıtı öncelikle edebiyatçı gibi eleştirirken belki de bunu “hak etmişti”.

Örneğin, Proudhon’un ünlü eseri -ve felsefesi- Mülkiyet Nedir’le ilgili şunları söyledi: “Proudhon’un bu eseri, şöyle ifade edebilirim ki, üslûbunda belli bir kas gücü barındırır. Proudhon’un temel fazileti işte bu üslûptur.[iv]“ Önceleri büyük hayranlık duyup yücelttiği Proudhon’u daha sonra yine üslûp açısından yere batıracaktı: “Bu üslûba Fransızlar ampul der. Galyalılara özgü keskin kavrayışın çöktüğü yerde tumturaklı ve spekülatif bir dil, Alman felsefesine yaraşır bir tavır ortaya çıkıyor. Ağdalı bir kendini övme, kibirli bir tonlama ve özellikle de bilime dair sürekli atıp tutma...”

S. S. Prawer, Ezgi Kaya ve Selin Dingiloğlu tarafından Türkçeye kazandırılan Karl Marx ve Dünya Edebiyatı adlı kapsamlı çalışmasının gerek önsözünde gerekse sonsözünde çalışmanın bilinçli olarak Marx’ın kendi eserlerinde edebiyatla kurduğu ilişkiyle sınırlandırdığını belirtse de, kapsam olarak hayli geniş bir kitap. Yazıya konu ettiğimiz alıntılar Marx’ın edebiyatla ilişkisinin binde biri olarak düşünülebilir. Karl Marx ve Dünya Edebiyatı, Marksist olun ya da olmayın, edebiyat ve felsefe ile ilgili iseniz bir gün mutlaka ihtiyaç duyacağınız bir çalışma.

[i] Karl Marx, Friedrich Engels, Werke: Herausgegeben vom Institut für Marxismus-Leninismus beim ZK der SED (Berlin, 1956-68)’den alıntıyla incelenen kitaptan

[ii] Pamela Hansford Johnson, “The Literary Achievement of Marx”, The Modern Quarterly, New Series (1946-7) 240

[iv] J. B. von Schweitzer’e mektup’tan alıntıyla-24 Ocak 1865

Site Yaptırmak mı İstiyorsunuz

Kurumsal ve e- ticaret siteleri için doğru yerdesiniz

Bilgisayar Ekranları

Mesai Saatlerimiz

Hafta İçi 09-17 Arası

Yerimiz

Akyol mahallesi, Atatürk Bulvarı No: 111/B Şahinbey - Gaziantep

bilgi@mirkitap.com

5539207655

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter