top of page

Kader Meselesindeki Temel Çıkmaz

Zorunlu varlık ile mümkün varlıklar arasındaki bağı zihnen dahil olmak üzere kesmediğiniz sürece değil kader meselesini hiçbir meseleyi çözemezsiniz. Çözdüğünüzü zannetseniz bile bir süre sonra duyguların seyyal haline kapılır ve bir zaman savunduğunuz şeylerin tam tersini savunur bir durumda kendinizi bulabilirsiniz. Asla hiçbir inancınızda sabitlik sağlayamaz ve saplantıların içerisine düşersiniz.



Akıl En Büyük Peygamberdir
Kader Meselesindeki Temel Çıkmaz

Kader meselesindeki temel çıkmaz zorunlu varlık ile mümkün varlıkların arasını kesin bir şekilde ayırmamaktan kaynaklanır. Meseleyi mümkünler çerçevesinde değerlendirdiğiniz takdirde hiçbir zaman hiçbir meseleyi kesin ve doğru sonuca ulaştıramazsınız. Çünkü mümkünler âleminin kesin, değişmez yasaları olamaz. Örnek verelim.


Kader meselesinde tercihinizin insan “iradesini” ön plana çıkarmak olduğunu farz edelim. Elbette bu tercihinizin asla inkar edilemeyecek vicdani delili mevcuttur zira herkes benliğinde “özgür irade” sahibi olduğunu kesinlikle bilir. Ama bu kesinlik, kendi iradenizden şüphe etmenize engel olmaz. Zira aklınız “her şeyin bir sebebi vardır” sorusunu sorar ve “vicdanen bildiğiniz özgür iradenizin sebebi nedir” sorusunu sorar. Sebep boşlukta kalırsa kendi iradenizden bile şüphe etmeye başlarsınız. Kaldı ki hayatınızda başta doğum tarihi olmak üzere birçok olayın kendi tercihiniz olmadığını da bilirsiniz. Çevrenin etkisi, duygularınızın baskın çıkması sonucu “iradem yoktur” diyebilirsiniz. Hiçbir durumda kesin bir kesinlikle “özgür iradenizin” olduğunu ispat edemezsiniz.

Bir başka tercih olarak “özgür irademizi” inkar ederek “her şey yazılıdır ve insanın görünürde iradesi olduğunu söyleyebilsek bile insanın hiçbir iradesi yoktur” dediğimizi farz edelim. Bu durumda ister istemez benliğimizde kesinlikle bildiğimiz “özgür irademizi” inkar edecek, deliliğin kıyılarında dolaşacak ve kainatı koca bir oyun sahasına dönüştüreceğiz. Mesele burada da durmayacak bir adım ötesinde kişi, “her şeyin Allah olduğu inancına” saplanacaktır.


Her iki durumda da yani ister insan iradesini kabul edin veya etmeyin bir çıkmazın içerisinde kendinizi bulacaksınız. “Özgür iradem vardır” dediğinizde Allah’ı inkar etmek, “özgür iradem yoktur” dediğinizde de kendinizi Allah yerine koymak zorunda kalacaksınız.


Zorunlu varlık ile mümkün varlıklar arasındaki bağı zihnen dahil olmak üzere kesmediğiniz sürece değil kader meselesini hiçbir meseleyi çözemezsiniz. Çözdüğünüzü zannetseniz bile bir süre sonra duyguların seyyal haline kapılır ve bir zaman savunduğunuz şeylerin tam tersini savunur bir durumda kendinizi bulabilirsiniz. Asla hiçbir inancınızda sabitlik sağlayamaz ve saplantıların içerisine düşersiniz. Bu durumdan kurtulmanın ve hakikate ulaşmanın tek yolu mümkünler alemiyle zorunlu varlığın arasını zihnen (aklen) kesmektir. Kader meselesini mümkünler düzleminden çıkartmadığınız sürece aslında zorunlu varlığa yani Allah’a da inanmıyorsunuz demektir.


Diyelim ki elinizde 100 lira var ve ben size “bu parayı kimden aldın” sorusunu soruyorum. Siz parayı babanızdan aldığınızı söylüyorsunuz ama bu sefer de “babanız kimden aldı” sorusunu soruyorum ve her verdiğiniz cevabın arkasından peki “o kimden aldı” sorusunu soruyorum. Eğer soru silsilesini bir yerde kesmez isem teoride sonsuza kadar sorularıma devam etsem elinizde tuttuğunuz 100 liranın varlığını hiçbir zaman ispatlayamazsınız. Tıpkı elinizde tuttuğunuz 100 lira gibi kainattaki en küçük bir parçaya bile “niçin” sorusunu sorsanız ve sorularınızı sonsuza kadar uzatsanız kainatın varlığını da kanıtlayamazsınız. Kainatın, kendinizin ve iradenizin varlığını ispatlamak için bile zorunlu varlığı kabul etmek zorundasınız. Kainatın varlığını ispatlamak için mümkün varlıklarla yapılan açıklamalar en nihayetinde imkansıza yönelttiği için ister istemez aklen zorunlu varlığa ulaşmak zorunda kalacaksınız.


Bu kapsamda zorunlu varlık, herhangi bir atom parçasını bile var edebilmesi için varlığı kendinden olmalı ve ihtiyaçtan azade olmalıdır. Aksi takdirde kendisi zorunlu varlık olamaz ve mümkünler aleminden bir parça olur. Her açıdan mükemmel olan zorunlu varlık mekan ve zamandan azade olmalıdır. Yine ve en önemlisi mümkün varlıklar ile zorunlu varlık arasında zihnen dahi olsa herhangi bir benzerlik olmamalıdır. Zira gözlerimle gördüğüm ve hissettiğim varlıklar varsa zorunlu varlık bunlardan ayrı olmalıdır. İşin bu noktasında akıl Allah’ın keyfiyetini tanıma noktasında acizliğini kabul etmelidir aksi takdirde mesele zorunluluk duvarına çarptığı için deliliğin ve inkarın içine düşülmüş olur. Akıl ile zorunlu varlığa keyfiyet tayin edersem ister istemez mümkünlerden zorunlu varlığa sıfatlar vermek zorunda kalırım.


Burada altını özellikle çizelim. Zorunlu varlık inancı zorunlu olarak Allah’ın her şeyi bildiği ve iradeli müstakil varlıkları yaratabildiği noktasına dayanmazsa zorunlu varlık inancı oluşmayacak ve dolaysıyla akıl da anlamını kaybedecektir. Öyleyse kader meselesindeki temel çıkmaz Allah’a iman edip etmemekle alakalıdır.



Σχόλια


bottom of page