Irvin D. Yalom


Günübirlik Hayatlar


Gerçek Psikoterapi Öyküleri Roma İmparatoru ve filozof Marcus Aurelius, “Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok,” diye yazmış. İşte ünlü psikiyatr Irvin Yalom da bu sonsuz varoluşun küçük bir parçasını işgal eden günübirlik hayatları, yani bizi yazıyor… Yalom yıllarca üzerinde çalıştığı bu kısa hikâyelerde hastalarının mücadelelerini konu ettiği kadar kendi sarsıntılarını da anlatıyor ve iki önemli sorunun üzerine gidiyor: Kısa da olsa nasıl anlamlı bir yaşam sürüp her günün tadına varabiliriz? Ve kaçınılmaz son olan ölüm gerçekten ne ifade ediyor? Öfke sorunu yaşayan bir kadın, her istediğine sahip ancak bir türlü mutlu olmayı bilmeyen bir iş adamı, insanın bu dünyadaki konumu üzerine düşünen ve bir yandan da kendi acısıyla başa çıkmaya çalışan yeni mezun bir psikolog… Irvin Yalom’un gerçek psikoterapi seanslarından derlediği bu hikâyeler, zorlukları ve tatlı anlarıyla yaşamı bir bütün olarak kabullenmeyi öğretirken aynı sayfaya her baktığınızda farklı şeyler görebileceğiniz bir başucu kitabı olduğunu kanıtlıyor. “Hepimiz bu hayatta bizi anlayacak birilerine ihtiyaç duyuyoruz, ancak öncesinde farkına varmamız gereken birçok şey var. Günübirlik Hayatlar kendimizi, insanları ve dünyayı anlamamız için bize lekesiz bir ayna tutuyor.” George Vaillant, Harvard Üniversitesi Psikiyatri Profesörü “Bu kitabı okumak, kendi zihninizi önünüze koyup sayfalarını çevirmek gibi… En derinlerde sakladığımız soruları öyle delici bir güçle bulup çıkarıyor ki!” Steven Pinker, Psikolog ve Yazar “İnsan olmanın ne anlama geldiği sorusuna ışık tutan, maddi ve manevi güçlüklerle dolu bu yolda bize ihtiyaç duyduğumuz yardım elini uzatan hikâyeler…” Daniel Menaker, Yazar “Bilge bir terapistin kaleminden çıkan dokunaklı ve hepimizi ilgilendiren gerçek deneyimler… Irvin Yalom’dan öğrenecek çok şey var.” Abraham Verghese, Tıp Doktoru “Irvin Yalom’a hayran olmamak elde değil. İnsanlığın kederini ve neşesini usta bir romancı gibi işlerken hayatlarımızdaki küçük detayların önemini fark etmemizi sağlıyor.” Jay Parini, Yazar ve Akademisyen


Varoluşçu psikoterapi dünya çapında pek çok şekilde uygulandı ve uygulanmaya devam ediyor. Fakat şu ana dek tutarlı bir yapıdan, varsayımlarının analizinden ve faydasına dair değerlendirmeden yoksundu. Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği adlı kitabı 1970’ten beri alanında bu işlevi gören Irvin Yalom, varoluşçu psikoterapiyi arka planı, sentezi ve çerçevesiyle birlikte ortaya koyuyor.

Yalom’un hayatla ilgili dört nihai kaygı olarak tanımladığı “ölüm, özgürlük, varoluşsal yalıtım ve anlamsızlık” etrafında organize olan kitap, bütün bu varoluşsal kaygıların anlamını ve onlarla karşılaştığımızda meydana gelen çatışma türlerini ele alıyor. Yalom bu kaygıların kişilik ve psikopatolojide kendini nasıl gösterdiğini ve bunlara dair bilgimizin tedaviye nasıl destek olacağını anlatıyor. Bu kitap, kendi klinik deneyimlerinde geleneksel kuramların yetersizliğini sezen psikoterapistler için entelektüel bir temel oluşturarak deneysel araştırmalara yeni kapılar açıyor.


“Bu harikulade kitabın varoluşçu psikoterapi alanındakiler, hatta tüm klinisyenler için bir klasik haline geleceğine inanıyorum. Ancak Varoluşçu Psikoterapi’nin okuyucu kitlesini yalnızca psikiyatrist ve psikologlarla sınırlamak yanlış olur, bu kitabın insanların neyi niçin yaptığını anlamak isteyen herkese faydası dokunacaktır.”

Rollo May


Varoluşçu Psikoterapi bu alanda çalışan psikoterapistler için çok değerli ama insan yaşamı üzerine kafa yoranlar için de sıra dışı bir okuma deneyimi sunuyor.”

Jerome D. Frank


“Güneşin ya da ölümün yüzüne doğrudan bakamazsınız.”


Ölüm korkusu insanları hayvanlardan ayıran şeydir; her din, her kültür bu korkuyu yatıştırmaya çalışmaktadır. Yalom, yaşadığımız anksiyetelerin çoğunun özünde ölüm korkusunun yattığını söylüyor. Bunu anlamamız ise genellikle bir “uyanma deneyimi” sayesinde gerçekleşir: bir rüya, yakınını kaybetme, hastalık, travma, yaşlanma…

Kendi ölümlülüğümüzle yüzleşince önceliklerimizi yeniden belirler, sevdiklerimizle daha derinden iletişime geçer, hayatın güzelliklerini daha çok takdir edip kendimizi gerçekleştirmek için gerekli riskleri almaya daha istekli oluruz.

Irvin Yalom, “Ben de herkes gibi ölümden korkarım… Bir türlü kurtulamadığımız karanlık gölgemizdir o bizim,” diyor. Ancak bu eserinde ölümle yüzleşen hastalarının çoğunun hayatlarını nasıl değiştirdiğini ve zenginleştirdiğini, onlar için gerçekten önemli olan kararları nasıl verdiklerini mercek altına alıyor. Yalom kitabı için, “Karamsar bir kitap değil bu… daha çok her anın ne kadar değerli olduğunun bilinmesini umuyorum,” diyerek, ele aldığı konunun önemini vurguluyor.


“Yalom terapist koltuğunun Şehrazad’ı. Eserleri tek kelimeyle muhteşem.”

Laura Miller, New York Times


“Irvin Yalom bizi çevreleyen şeytanlar hakkında bir melek gibi yazıyor.”

Rollo May


Güneşe Bakmak, ne bir ders kitabı ne de sıradan bir kişisel gelişim kitabı. Felsefi olduğu su götürmez ancak kesinlikle sıkıcı değil. Her bölümü hastalarının anekdotlarıyla dolu.”

Washington Post


“Peki, ölüm dehşetine karşı ne yapabiliriz? Yalom’un sunduğu tedavi başkalarıyla gerçek bağlar kurmayı, gerçekten yaşadığını hissetmeyi ve başkalarının hayatlarında olumlu etkiler yaratmayı içeriyor. Bu bariz görünen amaçlara ulaşmak elbette kolay değil: Hangi düşünen ve hisseden insan hayatını pişmanlık duymadan yaşayabilir ki?”

San Francisco Chronicle


“Irvin Yalom, güzel ve cesur bir kitap yazmış. Ölümle yüzleştiği kadar teskin edici bir kitap. Yalom, hepimizin yüzleşmesi gereken bir paradoksu anlamamıza yardımcı oluyor: Fiziksel ölüm bizi yok eder ancak öleceğimizi bilmek bizi kurtarır.”

George Valliant, Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Yetişkin Gelişimi Bölümü Başkan


Yalom, Spinoza’ya ya da Rosenberg’e psikanaliz uygulayabilir miydi?

Bunu yapabilseydi tarihin seyri değişir miydi?



10 Mayıs 1940’ta Hitler’in askerleri Hollanda’yı işgal eder. 1941 yılının Şubat ayından itibaren yağmacılıkla görevlendirilmiş keşif grubunun başındaki Reichsleiter Rosenberg, Amsterdam’a yönelir ve Spinoza’nın Rijnsburgların evinde muhafaza edilen kütüphanesini ele geçirir.

Ölümünden üç yüzyıl sonra Spinoza, Nazi ideoloğu Rosenberg’in neden ilgisini çekmiştir? Yahudi filozofun eserleri onun antisemitik görüşlerinin altını oyabilecek midir? Peki, 1656 yılında Amsterdam’ın Yahudi cemaatinden atılıp ailesini görmekten men edilen bu adam kimdir? Goethe, Rosenberg’i nasıl hayal kırıklığına uğratmıştır?

Irvin Yalom psikoterapi deneyimlerine dayanarak, hakkında çok az şey bildiğimiz, nesiller boyu düşünürleri etkileyen bu kendine has filozofun, Spinoza’nın iç dünyasını keşfe çıkıyor. Aynı zamanda Hitler’in yanında yer alan ve Avrupa Yahudilerinin soykırımında kilit rol oynayan Alfred Rosenberg’in ölümcül kariyerinin nasıl geliştiğini de anlamaya çalışıyor.

Psikoloji ile felsefeyi, gerçek ile kurguyu ustaca harmanlayan Irvin Yalom, Spinoza Problemi’nde bizi soluksuz bir yolculuğa çıkarıyor.



“Yüce ruhlu psikiyatr, yüce ruhlu düşünür hakkında bir roman yazmış. İddialı, bilgece ve ilgi çekici. Spinoza Problemi okuyucuyu şu temel soruyla yüzleşmeye itiyor: Mantık her zaman kazanan taraf olabilir mi?”

Rebecca Newberger Goldstein, Tanrı’nın Varlığına Dair 36 Argüman kitabının yazarı


Spinoza Problemi yıllardır okuduğum en etkileyici romandı. Irvin Yalom son derece bilgilendirici, sürükleyici, çok sıkı bir eser ortaya çıkarmış. Spinoza Problemi’ni şiddetle tavsiye ediyorum.”

Sör Anthony Hopkins


“Spinoza’nın okuyup yazdıkları dışında ‘gerçek bir hayat’ı yoktu; o muhteşem zihninin içinde yaşıyordu. Peki, vaktinin çoğunu düşünerek geçiren bir filozof –Goethe’nin, Schopenhauer’in ve diğer pek çok düşünürün sevdiği bir yazar– hakkında nasıl yazabilirsiniz ki? Peki ya bir Nazi’yseniz, çalışmaları Aydınlanma’ya önayak olan bir Yahudi olarak Spinoza’ya bakışınız nasıl olurdu? İşte Irvin Yalom bu capcanlı romanında o eşsiz üslubuyla bu sorunu omuzluyor ve çözüyor. Bence Yalom çağımızın en eklektik, çeşitlilik arz eden ve baş döndüren yazarlarından biri.”

Jay Parini


“Irvin Yalom bugün dünyanın en dikkat çeken psikoloji temalı roman yazarlarından biri. Nietzsche Ağladığında’nın ya da Bugünü Yaşama Arzusu’nun üstüne çıkamayacağını düşünmüştüm ama çıktı. Spinoza Problemi gerçek bir başyapıt.”

Martin E. P. Seligman


Spinoza Problemi, iki farklı çağda –Orta Çağ’a özgü batıl inançların hüküm sürdüğü bir devirde ve totaliter ırkçılığın var olduğu bir dönemde– zulme uğrayan kahraman bir filozofun felsefeye adadığı hayatının çarpıcı bir onayı niteliğinde. Tam bir şaheser olan bu roman, berrak ve şefkatli aklın siyasi patoloji karşısında olduğu kadar dinî dogma karşısında da elde ettiği zaferi tasvir ediyor. Bence Spinoza Problemi, Yalom’un en iyi romanı.”

Lou Marinoff, felsefe profesörü ve Amerikan Felsefe Uygulamacıları Birliği başkanı


“Irvin Yalom bize neredeyse üç yüzyıla yayılan sürükleyici ve anlamlı bir roman sunmuş ve felsefe ile bilgeliğin yüzyıllarca devam edebilecek olumsuz yankıları nasıl tetikleyebileceğini gözler önüne seriyor. Bu kitap, alanının öncülerinden olan ve yepyeni bir roman kategorisi yaratan, sayfalarını heyecanla çevirirken bizi hem büyüleyen hem de aydınlatan romanların yazarı bir pskiyatr-psikoterapistin güç gösterisi niteliğinde. Spinoza Problemi bilimsel ve kurgusal psikoterapi edebiyatına en büyük katkıda bulunan yazarlardan birinin kaçırılmaması gereken bir diğer eseri.”

Dr. Alan F. Schatzberg


Spinoza Problemi gerçek ile kurguyu etkileyici bir şekilde bir arada sunan bir roman. Ne Baruch Spinoza’nın ne de Alfred Rosenberg’in ruhuna dair pek bir şey biliyoruz ama sıra dışı yeteneğiyle hastalarının zihinlerini görebilen Yalom, edebiyata nadir bir mücevher niteliğinde katkı sağlamış. Zaten bu kadar çarpıcı ve kışkırtıcı bir roman ancak onun gibi yetenekli bir yazarın kaleminden çıkabilirdi. Gerçekten çok sürükleyici.”

Dr. Dilip V. Jeste


“Irvin Yalom, Spinoza’ya ve felsefesine hayat verip o felsefe ile Nazi Almanyası’nın kıyameti andıran tarihi ve Alfred Rosenberg arasında bağlantı kuruyor. Bu bir tür zamansal simya ve Yalom’un çok başarılı olduğu bilim kurgunun simyası. Spinoza Problemi çok sürükleyici, aydınlatıcı, rahatsız edici ve okuyucuyu kesinlikle derinden tatmin ediyor.”

Abraham Verghese, Gözyaşı Kapısı’nın yazarı


“Spinoza’nın karmaşık felsefesine anlaşılır bir giriş olarak Yalom’un metodu, tavsiye edilmesine vesile olacak çok fazla şey sunuyor. Yalom iyi bir öğretmen gibi tek seferde yalnızca birkaç fikir öne sürüyor ve bir fikirden diğerine arada sık sık özet geçerek ilerliyor. Kurguladığı diyaloglar Spinoza’nın karakterinin anlaşılmasını sağlıyor ve doğaya, özgür iradeye ve mantığa dair büyük fikirlerinin canlı bir açıklaması niteliğindeler.”

Washington Post


“Bu etkileyici romanda Irvin D. Yalom olay örgüsünü namıdiğer Yahudi aleyhtarı Rosenberg’in Yahudi Spinoza’ya olan saplantısı etrafında şekillendirmiş. Bu çarpıcı ve bilgilendirici hikâyesinde, birbirinden çok farklı bu iki adamın entelektüel ve kişisel yaşantıları arasında net paralellikler kuruyor. Yalom’un romanlarını bu kadar popüler kılan, karmaşık fikirleri ve teorileri anlaşılır hale getirme yeteneğidir. Spinoza Problemi, bilgelik arayışının doğasındaki tehlikelere ve felsefi bir yaşam sürme girişiminde bulunacak kadar cesur ya da aptal olanların payına düşen tehlikelere derin bir bakış sunuyor.”

Tucson Citizen



Nietzsche Ağladığında

Nietzsche Ağladığında

Rus asıllı yazar Irvin D. Yalom’un 1992 yılında kaleme aldığı Nietzsche Ağladığında, ünlü filozofun hayatına dair derin izler taşıyor. Filozofun yaşamından bir bölüme tanıklık etmenizi sağlayacak olan eser, dönemin önemli şahsiyetlerini de hikayesine dahil ediyor. Romanın ana temasına “ümitsizlik” fikrini yerleştiren Yalom, böylece Nietzsche’nin felsefi düşüncelerine dair ipuçlarını da okuyucu ile buluşturuyor.

Baş ucu kitaplarınızdan biri olmaya aday bu şaheser ile siz de ünlü filozofu daha yakından tanıyacak, onu anlayacak ve fikirlerini benimseyeceksiniz. Öyleyse Nietzsche’nin dünyasındaki bilinmeyenlere doğru yolculuğa çıkmaya hazır olun!

Her Şeyden Ümitsiz Bir Filozof: Nietzsche

Henüz yalnızca iki kitabı yayınlanan ve bir üne kavuşamamış olan Nietzsche, ihaneti yakından tatmış, acılarına ise göğüs germeyi seçmiş bir filozof olarak anlatılır. Tanrı onun için bir ölüdür. Mutlu bir hayatı, karısı ve çocukları yoktur. Tek bildiği ise ümit etmenin çok daha büyük hayal kırıklıklarına yol açacağını düşünmesidir. Kendisinin bu karamsar ruh halinden endişe duyan Salomé, Nietzsche’nin hayatında derin izler bırakan güzel, çekici, cesur ve bir o kadar da zeki bir kadındır.

Salomé, bir gün Breuer’e isimsiz bir mektup göndererek, Avrupa’nın kültürel geleceğinin tehlikede olduğunu, Nietzsche’nin de ümitsiz olduğunu söyler ve kendisinden yardım ister. Breuer, Salomé’un çekiciliği karşısında ona karşı koyamaz ve Nietzsche’ye yardım edeceğine dair söz verir. Ancak bu o kadar da kolay olmayacaktır. Çünkü ünlü filozof, yardımı asla kabul etmemektedir. Üstelik hasta olduğunu da inkar eder. Bu andan itibaren zorlu bir süreç başlar. Breuer, Nietzsche’nin ruhsal bozukluklarına değinmeye çalışacaktır. Bu esnada da yakın arkadaşı ve öğrencisi olan Freud ile sık sık görüşecek ve uyguladığı tedavi yöntemlerini aktaracaktır.

Nietzszche’nin ruhsal dünyasına derinlemesine bir bakış atacak olan Breuer, aynı zamanda ümitsizliğinin ardındaki gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya çalışacaktır. Nietzshe’nin inadını kırıp Breuer’den yardım istemesi sonucu ikilinin arasında gelişen yakın dostluk ikisine de oldukça iyi gelecektir.

Bunları Biliyor muydunuz?

Stanford Üniversitesi’nden emekli olan Irvin D. Yalom, Varoluşçu Psikoterapi’nin en önemli temsilcilerinden biri olarak görülüyor.