İhsan Oktay Anar



Puslu Kıtalar Atlası

Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden İhsan Oktay Anar, 1995’te yayımladığı Puslu Kıtalar Atlası ile 7’den 70’e geniş bir okur kitlesine ulaşmaya devam ediyor. Eserinde fantastik ve tarihi roman özelliklerini ustalıkla bir araya getiren yazar, zengin anlatımı ile okurlarına benzersiz bir deneyim sunuyor.

Puslu Kıtalar Atlası, Anar’ın yayınlanan ilk romanı olmasına karşılık, içerik ve biçim bakımından Türk edebiyatının en olgun örnekleri arasında gösteriliyor. Yayımlandığı dönemden itibaren 50’den fazla baskıya ulaşan eser, geçmişin ikonik ögelerini yenilikçi bir anlatımla okurlarına aktarıyor. Bunun yanı sıra yazar, geleneksel iç içe öyküleme tekniğini de postmodernist bir yaklaşımla “üst kurmaca” olarak yeniden yorumluyor.

Düş ve Gerçeklik Arasında Nefes Kesici Bir Yolculuk

Puslu Kıtalar Atlası, ana tema olarak varlığın gerçekliğini ve kurgusallığını sorguluyor. Roman boyu ön planda tutulan bu sorgulama, okurun kitapta gerçekleşen tüm olaylara farkındalık ile yaklaşmasını sağlıyor. Hatta romanın başkahramanı Uzun İhsan da olay örgüsünü aynı ikilem üzerinden başlatıyor.

Romanın başında Uzun İhsan, okuduğu bir kitabın etkisinde kalarak sürekli varlığın gerçek mi yoksa düş mü olduğuna kafa yormaya başlıyor. Bunun sonucunda uyku şurubu içerek düşler alemini dolaşmaya karar veriyor. Gördüğü rüyaları ise bir kitaba aktararak oğlu Bünyamin’e veriyor.

Uzun İhsan’ın gördüğü düşler ve oğluna bıraktığı kitap, romanın çerçevesini oluşturuyor. Altı bölümden oluşan romanda, söz konusu ana hikaye ve Bünyamin’in maceralarından oluşan farklı öyküler yer alıyor. Bu noktada Bünyamin de romanın bir diğer başkahramanı olarak okurun karşısına çıkıyor. Babasının ona bıraktığı atlas rehberliğinde düşler aleminde yolculuğa çıkan Bünyamin, bu serüvenin sonunda sizce nasıl bir cevaba ulaşacak?

En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!

Osmanlı tarihinde fantastik bir tura çıkmaya hazır mısınız? Puslu Kıtalar Atlası, size büyülü bir zaman yolculuğunun kapılarını aralıyor. Aynı zamanda felsefi birçok çıkarımda bulunmanız için eşsiz bir kaynak sunuyor. Bu kitabı bir yandan soluksuzca okurken, diğer yandan onun hiç bitmesini istemeyeceksiniz. Siz de Puslu Kıtalar Atlası’nı hemen şimdi sipariş verin, sepete özel avantajlı fiyatlardan yararlanmaya başlayın!


Suskunlar

İhsan Oktay Anar’ın ustalık dönemi eseri olarak tasvir edilen “Suskunlar” yine bir dönem anlatımı ile okuyuculara sunuluyor. Osmanlı dönemine eserlerinde sıkça yer veren Anar, bu kitabında da Osmanlı’yı es geçmiyor. Bu defa dönemin musikî anlayışını ele alan yazar okuyucuları, karakterlerin her birini tarihteki sahnelere yerleştirmeye yöneltiyor. Bu sayede okuyanların ilgisini kitapta tutmayı başaran usta kalem, ele aldığı konu ve karakterleri tam bir bulmaca gibi işliyor.

Kitabı her biri bir musikî makamını temsil eden 3 bölüme ayıran Anar, kilit noktaları kitabın sonunda açıklığa kavuştururken; hakikatin er ya da geç ortaya çıkacağını ve gerçek hakikatin ancak susarak anlaşılabileceği fikrini aşılıyor. Farsça ve Arapça kelimelerin yer aldığı ifadelere rastlayacağınız bu kitap, belki de sonunda sizi de “Suskunlar”dan biri yapacaktır.

Hakikate Giden Yol: Susmak

Yeni Kapı Mevlevihanesi’nde sema yapan bir hayaletin görülmesiyle başlayan konu, tüm Konstantiniyye tarafından kısa sürede duyulur ve herkesi bir korku kaplar. Öte yandan Davut ve Eflatun ikizdir. Annelerini hiç görmeyen bu iki çocuk, Veysel’in gayrimeşru çocuklarıdır. Her ikisi de musikîye gönülden bağlıdır. Bir gün Davut, hayaletin görüldüğü sokağa gider ve orada Neva isimli güzel bir kızla karşılaşıp aşık olur. Neva’nın annesi, Davut’tan ebced hesabı ile yazılmış büyüyü bozmasını ister. Bu büyü aynı zamanda bir saz semaisidir. Davut her çaldığında karşısına hayalet gelir. Bu hayalet artık kendisine musallat olmuştur.

Davut, bu işin peşini bırakmaz. Büyüyü çözmeye niyetlidir. Diğer taraftan mahalleye yeni taşınan meşhur vaiz Hacı İskender isimli bir de şahıs vardır. Verdiği vaazlarda devamlı musikîyi kötüleyip, günah olduğundan bahseder. Kitabın ilerleyen bölümlerinde şehrin en usta 6 musıkî ustasını öldürecek, 7’nciye dokunamayacaktır. Bu kişi gerçek musıkî ustası olarak kabul edilen Eflatun’dan başkası değildir. Daha sonra anlaşılacaktır ki Hacı İskender olarak bilinen bu şahıs aslında hayalet Asım Efendi tarafından satın alınan bir cücedir. Kendisini Tağut’a yani şeytana ölümsüzlük vaadiyle satmıştır.

Peki tüm bu hakikatler nasıl ortaya çıkacaktır? Elbette ki susarak.

Bunları Biliyor muydunuz?

Yazar İhsan Oktay Anar’ın pek çok kitabında “Uzun İhsan” adında bir karakter yer alır. Bu karakter yazarın kendisidir.

En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!

İhsan Oktay Anar’ın en sevilen eserlerinden “Suskunlar” ve çok daha fazlası, kategorilerimizde sizi bekliyor. Haydi, siz de geç kalmadan kitapları inceleyin ve bu müthiş eserlere bir an evvel sahip olun!



“Başlangıçta her şey soğuk, boş ve anlamsızdı. Kutsal Rüzgâr sular üzerinde okşar gibi anaforlarla esiyor, güneş ve ayın, burçlar ve yıldızların henüz yaratılmadığı zifirî gecede, gözleri mucizevî bir dokunuşla açılmış halde bizzat kendini, yani karanlığın yine ta kendisini gören kör tabiatı sanki teselli ediyordu. Onun uyanıp cisimleşmiş hâli olan diğer çelik canavarın belirsiz silueti ise satıhtaki zayıf aydınlığın hemen altında âdeta kımıltısızdı.”

İhsan Oktay Anar’ın derin denizlerde kurduğu âlemde, o belirsiz, kımıltısız siluetin hem içinde hem dışında, olağanüstü bir hikâyede, hikâyeyiz.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Pezzettino, herkesin kocaman olduğu ve cesaret isteyen, harika işler yaptığı bir dünyada yaşar. Küçüktür, bir "parçacık"tır yalnızca. "Herhalde bir başkasının parçasıyım, bir başkasına ait olmalıyım"

“Fi-Çi-Pi üçlemesiyle yeri yerinden oynattı adeta. Öyle bir yazıyor ki gerçek de onun yazdıklarında, kurgu da, geçmiş de onda, gelecek de. Toplumsal meselelere farklı bakış açısı, duruşu, tavrı kısaca

Önsözünü Sırrı Süreyya Önder’in yazdığı kitap Selahattin Demirtaş’ın Son Sözüyle okur karşısında. “Bin türlü gölge ve riyayla örtülmeye çalışılan günlerin çetelesini tutup unutturmayanlar var. İşte bu