Hikmet Kızıl’dan çay kıvamında sohbetler

Hikmet Kızıl yeni kitabı “Çay da mı İçmeyek?”te okuyucuları demli çay eşliğinde tebessüm dolu bir yolculuğa davet ediyor. Mustafa Uçurum yazdı.



Mustafa Uçurum

Dünyabizim

Çay denince bütün hesapları bir kenara bırakıp çayın demini bütün hücrelerinde hissedecek o kadar çok kişi var ki. Tiryakilik seviyesinde çaya bağımlı olanları her zamanda ve her fırsatta, kaşla göz arasında ellerinde cam bardaktaki çaylarını cezbe halinde yudumlarken görmeniz mümkündür. Cam bardağı burada elbette rast gele kullanmadım. Çaya meftun olanları öyle plastik ya da kâğıt bardakla poz verirken görmeniz pek mümkün olmaz. Çaysa hakkını vermek gerekir deyip özellikle ince belli bir bardakla hasbıhal ederken gördüklerinize gönül rahatlığı ile “çayyaş” diyebilirsiniz. Hikmet Kızıl öyle diyor.



Çay üzerine yazılar, şiirler, kitaplar yazıldı bugüne kadar. Çayın gönüllerdeki saltanatı devam ettiği müddetçe de yazılmaya devam edecek. Yayın dünyamızda çay kıvamında en son arz-ı endam eden kitap Hikmet Kızıl’ın Çay da mı İçmeyek? kitabı. Serancam Yayınları arasından okuyucuya ulaşmış kitap.

Yüzünüzden tebessüm eksik olmayacak

Çay da mı İçmeyek? kitabına hayatın içinden öyküler diyebiliriz. Bu öykülerin başkahramanı da Hikmet Kızıl’ın ta kendisidir. Sosyal medyadan ya da yüz yüze tanıştığınız Kızıl’ın hayata bakışı, olaylara yaklaşımı hep bir nükteyi ve ince göndermeleri önceleyen bir üslup. Hepimizin bakıp geçtiği, bir anlık gördüğümüz, duyduğumuz ne varsa Hikmet Kızıl’ın cümlelerinde öyle bir hale geliyor ki gülerken düşündüren bir hal alıyor.Hikmet Kızıl yazdığı gibi yaşayan bir yazar. Cümlelerindeki sıcaklık kurmaca değil. İğneli cümlelerindeki tepki sahici. Uzun yıllar sosyal medya üzerinden tanıştığımız Kızıl ile Malatya’da yüz yüze tanışma, sohbet etme, yarınlara kalacak pozlar biriktirme şansımız oldu. Kurduğu cümleler ile çelişmeyen bir muhabbeti var Hikmet Kızıl’ın. Bu da özellikle bizim camiada arayıp da bulunamayacak bir haslet.Kitabın ön sözünde Mustafa Everdi’nin cümlelerinden birkaçını paylaşmak istiyorum:

“Hikmet Kızıl, hayatın içinden, sıradan insanların mizahını yazıyor. Bu Zarife teyze olur, Fıstıkçı Şahap, oteldeki kadın. Elbette toplumun içinde yaşayan kitaptaki anlatıcı…”

“Hayat bize gülmezse biz ona gülerek bakarız. Kitaptaki anlatıcı gibi tramvayda kavgayı önler, kargaşayı giderir, bir gülücük gelip yerleşir yüzümüze.”

“Bir yazı yazıp dünyayı kurtarmaktan, bir yazı ile devrime yol açacağına inanmaktan daha işlevseldir mizah.”

“Okumak iyidir. Hele ki çay içerek. Hikmet Kızıl’ın güneşin doğuşuna ve batışına şahit kıldığı bu kitabı okumak… Tebessüm yüzünüzden eksilmeden

Oturup bir kitap yazmaktan, espri için motoru yakmaktan kolaydır.

Hayat onun köşelerini yontmuş, bizi de kaşısa fena olmaz.

Kaşıya kaşıya belki kafamızdan bir espri çıkar. Çıkmıyorsa; işte bu kitabı okumanız şart olmuştur.”

Hayatı yakalamak

Herkesin görüp geçtiği anlık sahnelerden bir yazı konusu yakalamayı yazarlığın bir hüneri olarak görürüm. Yaşadıklarımız bize o kadar ilhamlar sunar ki bunları cümleler eşliğinde ete kemiğe büründürmektir önemli olan. Hikmet Kızıl’ın kitabında bu ayrıntı kendini birçok yazıda hissettiriyor.

“Çaylı Karate” mesela. Yoldan geçerken görülen camda asılı kâğıtta Çaylı Karate yazısına belki çok kimse dikkat etmez ama yazar gibi çay müdavimi olan birini kapıdan içeri çekip bunun hikmetini sormaya mecbur eder bu yazı. Kurulan hayaller, uçan tekmeler eşliğinde öğrenilen gerçeğin sükût-u hayali karşılayacak okuru. Çaylı Karate’nin şifresi kitapta saklı. Okuyucularını bekliyor.

Yol Sosyolojisi öyküsü benim için daha bir anlamlı idi. Kitabı; 32 saat süren Malatya-Tokat yolculuğumda okudum ve bizim muavini Hikmet Kızıl öyküsündeki kahraman ile özdeşleştirerek karlı yolları aşmaya çalıştım. Bizim muavinin gidip gelip bana kitaplı muhabbetler ettiğini gördükçe bir yol sosyolojisi de ben yaşamış oldum.

Yaşayan bir kitap var karşımızda. Gerçeği ile sanalı ile bir dünyanın kapısı aralanıyor. “–Mış Gibi- İnstagram Kızları!” bize sosyal medyanın yapmacık yüzünü sunuyor.

“Hepsi Türk kahvesini çok sever ve mutlaka kankileriyle sabaha kadar entelektüel bir sanat sohbeti yap-mış gibi- o kahve fincanlarıyla fotoğraf çeker.”

“Hepsi radyocu, televizyoncu, yazar, şair, neyzen, ebruzen vb. olmak ister.”

“Hepsi ‘albayım’ diye başlayan muhtemelen kendilerinin de anlamadığı bir cümle paylaşır.”

“Çoğu, kitap okurken güya haberi yok-muş gibi- bir fotoğraf çektirir ve her gün huşu içinde kitap okuyor-muş gibi- yapar.”

Liste uzayıp gidiyor. Tebessümle okusak da bu cümleleri doğruluk payını da inkâr etmeden ilerliyoruz “mış gibi” yapanların dünyasında.

Kitabın tümüne hakim olan mizahi bakış açısı “Süleyman” ile yerini derin hüzne bırakıyor. Hem de yazara birçok şeyden vaz geçirecek kadar; Müslüm’den bile.

 Hikmet Kızıl bu kitabı ile küfürsüz ve hakaret etmeden de mizah yapılabileceğini göstermiş oldu. Bir solukta okunacak Çay da mı İçmeyek? kitabı kendini tekrar tekrar okutturacak bir sıcaklığa sahip. Bir de kitabı okurken içinizde eksik olmayan çay içme arzusuna engel olamıyorsunuz. Bu da kitabın ve yazarının bir hikmeti olsa gerek.

Site Yaptırmak mı İstiyorsunuz

Kurumsal ve e- ticaret siteleri için doğru yerdesiniz

Kurumsal Site: 890 TL

E- Ticaret Sitesi: 1490

Bilgisayar Ekranları

Mesai Saatlerimiz

Hafta İçi 09-17 Arası

Yerimiz

Akyol mahallesi, Atatürk Bulvarı No: 111/B Şahinbey - Gaziantep

bilgi@mirkitap.com

5539207655

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter