Ara

Guantanamo tutuklusu Muhammed Salahi: Gardiyanım İslam’ı seçti

Muhammed Veled Salahi, hayatının 15 yılını Guantanamo’da geçirdi. Hapishanede tanıştığı ve ona gardiyanlık yapan Amerikalı askerin İslamiyeti seçmesine vesile oldu. Salahi, “Dünyada sadece müslümanların değil, tüm insanların gerçek bir merhameti hak ettiğini düşünüyorum. Kaderimi kabul ettim ve beni inciten bütün insanları affettim” diyor.


Hatice Saka

Yeni Şafak


Moritanyalı bilgi mühendisi Muhammed Veled Salahi, 11 Eylül saldırısıyla ilgili suçlamalarla karşı karşıya kaldı ve Guantanamo’da 15 yıl geçirdi. Fakat masum olduğu kanıtlandı ve serbest bırakıldı. Hapishanede iken “Guantanamo Günlüğü” kitabını yazdı ve eseri çok satanlar arasına girdi. Salahi, her ne kadar kötü günler geçirse de orada tanıştığı Amerikalı asker Steve Wood’un İslamiyeti seçmesine vesile olur. Geçtiğimiz haftalarda da Steve Wood, Moritanya’ya gitti ve eski dostunu ziyaret etti. Wood, Müslümanların canavar gibi anlatıldığı bir sistemde Salahi’nin tavırlarından çok etkilemiş ve Müslüman olmaya karar vermiş. Hapishanedeki görevi biter bitmez onun serbest bırakılması için dilekçeler vermiş. Şimdi Moritanya’da ailesiyle yaşamını sürderen Muhammed Veled Salahi, baskı altında yazdığı Guantanamo Günlüğü kitabını yeniden kaleme alıyor. Sağlık sorunlarıyla mücadele eden Salahi, tedavi olmak için yurtdışına gitmek istiyor ve ekliyor: “Benim masum olduğum kanıtlandı. Bu nedenle pasaportumdan mahrum bırakılmam büyük bir haksızlık.”

Tutuklanma süreciniz nasıl gerçekleşti?

11 Eylül’de yaşanan saldırının ardından tutuklandım. Bir ajan beni cep telefonumdan aradı ve onlarla buluşmaya gittim. İki hafta boyunca sorguya çekildim ve daha sonra serbest bırakıldım. 20 Kasım 2001’de polis annemin evine bir kez daha geldi ve ardından tutuklandım.

Sizi hemen Guantanamo’ya mı götürdüler?


Hayır. Özel bir ekip tarafından Ürdün’e yine özel bir uçakla kaçırıldım. Amman’daki Mukhabarat hapishanesinde işkence altında sekiz ay süren bir tutuklama süreci geçirdim. CIA’dan bir ekip beni Bagram’a götürdü. 4 Ağustos 2002 tarihinde Bagram hapishanesinden, Guantanamo Körfezi’ndeki son varış noktama transfer edildim.

Peki bir itiraz şansı olmadı mı?

Beni “çok değerli tutuklu” şeklinde adlandırdılar ve “Gelişmiş Sorgulama” programına tabi tuttular.

Düşünün bu karar Savunma Bakanı Donald Rumsfeld tarafından imzalandı. Bu program açıkcası yasallaştırılmış işkence için bir örtmece idi.

İşkenceler hep devam ediyor muydu?

Bu konuda fazla konuşmak istemiyorum. Türkçe’ye de çevrilen Guantanamo Günlüğü kitabımda anlattım.

BU HİSSİ ANLATAMAM

Hapishane hayatı elbette çok zordur. Sizin için en kötü yanı neydi?

Hiç kimse birinin özgürlüğünü yitirmesinin nasıl bir his olduğunu tanımlayamaz. Ne zaman uyuyacağınıza, ne zaman uyunacağınıza, ne zaman duş alacağınıza, ne zaman dışarıya çıkacağınıza ve dışarıda nasıl kalacağınıza karar veremezsiniz. Sevdiklerinizden ve tüm dünyadan tamamen ayrısınızdır. Bunu bir gün, iki gün değil, yıllarca yaşadığınızı düşünün. Sanki bu yeterince kötü değilmiş gibi yapmadığınız ve bilmediğiniz bir şeyi itiraf etmek için işkence görüyorsunuz. Yalnızca Allah’ın ve benim bildiğim masum olduğum gerçeğine onları inandırmam mümkün gözükmüyordu. Yaşadığım en kötü şeyi tanımlamakta gerçekten zorlanıyorum. O insanların kötülüklerinin en üst listesinde anneme tecavüz tehditlerini söyleyebilirim.


Yargılama süreci ve masum olduğunuzu kanıtlanmanız 16 yıl sürdü. Nasıl bir yargılama sürecinden geçtiniz?

Bir birey suçu ispatlanana kadar masumdur. İspat külfetide bildiğiniz gibi suçlunun üzerine düşüyor. Masum olduğunuzu kanıtlamanızın imkansız olduğu bir dünyaya atıldığınızı düşünün. İşte Guantanamo Körfezi tam olarak o dünyanın kendisi. Yaklaşık üç yıl sonra, davalarımızı savunmak için askeri kurullara girmemize izin verildi. Ancak ne yaparsam yapayım suçlu bulunacaktım ve hapis cezası alacaktım.

Yine de bir yolunu aramadınız mı bu süreçte?

Sivil mahkemeler bize açıkken, 2005 ve 2010 yılında lehime karar verilen dilekçeleri ilettim. Hakim James Robertson, hükümetin beni tutacak bir temeli olmadığını ispatladı. Ancak hükümet beni serbest bırakmayı reddetti ve karara itiraz etti. Bir Amerikan kurulunun beni serbest bırakmak için harekete geçmesi ise altı yıl sonraydı.

KİTABIMI YENİDEN YAZACAĞIM

Siz hapishande iken anneniz vefat etti. Nasıl ulaştı haber? O süreçte ailenizden haber alabiliyor muydunuz?

Ailem beni korumak için bu haberi gizledi. Fakat avukatım beni bilgilendirmişti. Aileme çok kızdım. Annemden haber almak benim için çok önemliydi. Hastalandığını duyduğumda iyileşmesi için çok dua etmiştim. Vefat haberi ulaşınca da onun için bir Hatim indirdim.

Serbest kalacağınıza dair kararı ne zaman öğrendiniz? Bunu önceden biliyor muydunuz?


O kadın memurun, hücremin içine bakıp bana “eve gideceksin bunu biliyor musun?” dediği anı asla unutmayacağım. Tarif edilmez bir mutluluktu.

Guantanamo Günlüğü kitabı piyasaya çıktıktan sonra büyük ilgi gördü. Orada yaşananlara ışık tutunuz. Yazamadığınız konular oldu mu hiç?

Kitabı hapishanede ve çok zor şartlar altında yazdım. Büyük bir baskı vardı üzerimde ve çoğu kısmı sansürlendi. Ama şimdi özgürüm. Kitabın devamı üzerine çalışıyorum ve tekrar yayınlacağım.

Steve Wood ile hapishanedeki günlerinizi anlatır mısınız?

Steve Wood ile ilk kez 2004’ün sonlarında görevi bir önceki gardiyan ekipten devraldığı sırada tanıştım. Onunla iletişim kurmakta tereddüt ettim. Fakat Steve, benimle konuşmak istedi. Beraber kahve içmeyi ve kart oynamayı teklif etti. Böylece arkadaş olduk ve görevi bitip hapishaneden ayrıldığında hükümete serbest bırakılmam için dilekçe yazdı. Özgürlüğüme kavuşmamın ardından Moritanya’ya gelip beni ziyaret etti.

Onun İslam’ı seçmesinde sizin etkili olduğunuzu açıkladı. Bu konuda ne söylersiniz?

Evet, öyle bir açıklama yaptı. Ben sadece Peygamberimiz Efendimizin yolundan gidiyorum. Kuran-ı Kerim’de “Seni de (ey Rasûlüm), ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” der. Hayatım boyunca bu yoldan ilerledim.

Steve Wood ülkenize geldiğinde ne konuştunuz?


Çöle gittik, orada çay içip sohbet ettik. Kardeşlerimi beraber ziyaret ettik. Bir de film izledik.

Size bunu yapanlara karşı ne hissediyorsunuz ? Öfkeli misiniz?

Dünyada sadece müslümanların değil, tüm insanların gerçek bir merhameti hak ettiğini düşünüyorum. Kaderimi kabul ettim ve beni inciten bütün insanları affettim.

Bu günlerde neler yapıyorsunuz? Zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz?

Ülke içinde ve dışında gerçekleştirilen kültürel ve insan hakları etkinlikleri ile ilgili her şeyi okuyorum. Ben de elimden geldiğince bu hareketlere destek oluyorum. Sosyal medya üzerinden Amerikalı ve Arap takipçilerimle etkileşime geçiriyorum. Ülkem için iyi bir vatandaş olmaya çalışıyorum.

Pasaportum hala yok

Ülkenize döndükten sonra bir sorunla karşılaştınız mı?

Evet, maalesef karşılaştım. 19 yıldır pasaportum yok. İhtiyacım olan tıbbi tedavi için yurtdışına gitmem lazım. Hiçbir suçtan mahkum edilmedim. Pasaportumu vermemeleri için yasal bir neden yok.

Oscarlı yönetmen hikayemi anlatacak

Gelecek için herhangi bir proje var mı?

Yayınlamayı umduğum birkaç kitap yazdım. Oscar ödüllü yönetmen Kevin Macdonald benim hakkımda bir film çekmeye hazırlanıyor. Guantanamo Günlüğü adını taşıyan film, yaşadıklarımı tüm dünyanın görmesi açısından çok önemli.

Derin Bakış