Ara

Gidecek yeri olmayanlar

Son yıllarda dünyanın en önemli sorunu haline gelen mültecilik ve göçmenlik konusunda çok sayıda eser üretildi. Sharon Bala’nın “Mülteciler” kitabı da bunlardan biri. Uzun süre çok satanlar arasında yer alan roman, genç yazarın ilk kitabı.


Yeni Şafak

Bir kargo gemisiyle Sri Lanka’daki kanlı iç savaştan kaçan 500 mültecinin Kanada’ya gidişi etrafında şekillenen hikâye, mültecilerin sığındıkları ülkelerde de en az kendi ülkelerinde olduğu kadar sıkıntılar yaşadıklarını tekrar hatırlatıyor. Ölümden kurtulduktan sonra başka bir ülkede yeni bir hayata başlamak için nelerini feda etmeleri gerekir? Yazar, bu bağlamda Kanada’da resmi bir mülteci olmak için gereken uzun tutukluluk, inceleme ve kabul edilme süreçlerini tüm acı boyutlarıyla anlatıyor. Kuzey Sri Lanka’nın ürkütücü güzelliği ile Vancouver’daki mülteci duruşmaları arasındaki hayat ve ölüm kararları. Gerçek olaylardan esinlenilen Sharon Bala’nın çarpıcı dili, ortaya unutulmaz bir hikaye çıkarıyor.



İLTİCA SÜRECİNİN ACISI

Romanın başkahramanı Mahindan, altı yaşındaki oğlu Sellian’dan terör suçlamalarıyla nedeniyle koparılır. Hapishanede oğlunun başına gelenleri merak eder ve kabus dolu günler geçirir. Mahindan’ın avukatı Pirya ise göçmenleri isteksizce temsil eden ve göçmenlere karşı önyargılı biridir. Mahindan’ın kaderine karar vermesi gereken üçüncü kuşak bir Japon kökenli hakim olan Grace, mevcut mülteci krizini görecek bir bakış açısına sahip değildir. Mahidan’ın, iltica yasasından yararlanmak için terörsit olmadığını ve yanlızca oğluyla yeni bir hayata başlamak istediğini kanıtlaması epey zordur. Üstelik tutukluluk sürecini sonlandıracak yetkililerin göçmenlere tutumu ise ortadadır.


BİR UÇURUMA SÜRÜKLENİYOR

Kanada’da Sellian ile mı kalacak ya da vatandaşlarına savaş açan ülkesi Sri Lanka’ya mı geri gönderilecek? Mahidan, son duruşmaya girmeye hazırlanırken, bu soruların içinde bir uçuruma yuvarlandığını hisseder. Gücü elinde tutan insanların bir yabancı için empati ve şefkat gösterecek bir konuma gelmesi mümkün mü? Yazar, bu gibi soruların cevabını arıyor. Bala, kitap boyunca, özellikle birincil karakterlerin ruh halini ustalıkla sergiliyor. Okuyucuyu, Mahindan ve diğer mültecilerin hikâyelerinin içine çekiyor. Değişken derecelerle ve sonuçlarla her karakter farklı tür çatışmalarla mücadele etmenin yollarını bulmalıdır. Bala, ayrıca hayatta kalmanın ve bunun için her türlü tehlikeye atılmanın anlamı üzerine de düşündürüyor. Okuyucu, mülteci Mahindan’ın hangi korkulara katlandığı, hangi bağlamda ve nasıl hayatta kaldığı, gemideki diğer çaresiz insanların ruh dünyasına çarpıcı bir şekilde şahit olabiliyor. Kitabın en çarpıcı yönü herkesin, ırksal ve etnik şiddet sistemlerinin karmaşık olduğu konusunda emin olması. Bala, kimsenin tamamen masum olmadığı iddiasını çok belirsiz olsa da olaylar üzerinden yansıtıyor. Yazar, yüzyılımızın en büyük sorunu olan mültecilik meselesine yeni bir yorum getirmeyi başarıyor.

Derin Bakış