Gülseren Budayıcıoğlu



Duygularımız durmadan akan derelere benzer. Doğduğumuzda pırıl pırıl olan o berrak dereye attığımız her sıkıntı, her kaygı, her üzüntü rengini değiştirir, onu bulanıklaştırıp karartır.

Bütün güzelliğine ve ihtişamına rağmen, hayat huysuz ve bencildir. Huysuz bir hayatla mücadele etmek, iyi yaşayabilmek ciddi bir sanattır. O sanatı da hayat kendisi öğretir bize; onun sesini duyanları, özen gösterenleri, anlamaya çalışanları bilir. Ona bakışımızı, duyduğumuz hayranlığı, onunla mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimizi hissettikçe, bizimle başka türlü bir ilişki kurmaya başlar. Bize arkasını dönmez, unutmaz. İki kere vursa da üçüncüde öyle güzel şeyler yaşatır ki şaşırır kalırız.

Huysuz hayatla iyi geçinebiliyor, bunun için mücadele etmekten hiç yorulmuyor ve vazgeçmiyorsak, ne mutlu bize. Çünkü sadece bu mücadeleden hiç vazgeçmeyenlerin dereleri güneşte pırıl pırıl parlayarak akar…

Gülseren Budayıcıoğlu bir kez daha kendi “Kırmızı Oda”sının kapısını aralıyor ve orada biriken hikâyelerden seçtiklerini bizlerle paylaşıyor; “hayatın sesi”ni daha iyi duyup anlayabilelim diye…


Genç ve yakışıklı bir gencin mazoşizmin acısıyla renklenmiş dünyası... Bu acıdan alınan haz, ölüme yaklaştıkça hissedilen doyum…


• Yaşlı, göbekli bir holding patronunun cinsel tercihi nedeniyle varoşların kasketli orta yaşlı erkeklerinde aradığı yakınlık…


• Üç kuşak boyunca sürüp gelen fahişeliğin kadının ruhunu paramparça edişi…


Dr. Gülseren Budayıcıoğlu bu kitapta insan denen muhteşem ve bir o kadar da karmaşık varlığa ait sahici yaşam hikâyeleri sunuyor.


Bazen dehşete kapılacak, çoğu zaman da hüzünleneceksiniz…


Kral Kaybederse

Dört bir kalbin fatihi, kadınların yenilmez hakimi… Peki, tüm savaşlar onun için her zaman bu kadar kolay mı olacak? Kendini buna çok inandırmış olsa da hayır! Ve o beklenmedik mağlubiyet, kralın tahtını en sağlam yerinden sarsacak.

Psikiyatrist ve yazar Gülseren Budayıcıoğlu’nun 2015 yılında yayımlanan eseri Kral Kaybederse, kendini daima doruklarda gören bir avcının avı yüzünden nasıl uçurumun eşiğine gelebileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Danışanının yaşamını kimi zaman bir öykücü kimi zaman bir doktor edasıyla ele alan Budayıcıoğlu, karakterden bağımsız olarak sizin de tüm davranışlarınızın altında yatan gerçekliği bulmanızı sağlayacak.

Dolu Dolu Bir Okuma Deneyimi

Mesleki tecrübelerinden yola çıkarak kurgusal olarak son derece güçlü eserler ortaya koyan Gülseren Budayıcıoğlu, dil konusundaki ustalığıyla da okurları kendine çekmeyi başarıyor. Yazarın tüm kitaplarında öne çıkan sürükleyici ve derinlikli anlatım, okurlarına soluksuz okuma deneyiminin yanı sıra ufuk açıcı bir terapi de sunuyor. Karşı cins konusunda kendine çok fazla güvenen bir adamın anlatıldığı Kral Kaybederse, kadın-erkek tüm okurların kendinden izler bulacağı öyküsü ile sizi de içine çekecek.

Önyargılarınızdan Uygulamalı Bir Şekilde Arınmaya Hazır Mısınız?

Gerçek karakterler ve yaşanmış olaylardan yola çıkan Kral Kaybederse romanı; Kenan adında iyi görünümlü, narsist ve vurdumduymaz bir adamın çocukluğundan bugüne karakterini şekillendiren şartları anlatıyor. Tüm kadınların etrafında pervane olduğu bu adam, yıkılmaz zannettiği egosunu bir anda yerle bir edilmiş halde buluyor. Ve çaresizliği onu bir psikiyatriste danışmaya sevk ediyor.

Etik dışı yaşamıyla okurda en başından itibaren nefret uyandıran Kenan karakterinin, aslında tüm davranışlarının altında yatan acı nedenler var. Ve tüm bunlar açığa çıktığında, peşin hükme varmanın ne denli yanlış olduğunu düşünmeden edemeyeceksiniz. Bir yandan başkahraman terapi görürken, siz de kendinize ve davranışlarınıza yönelik yeni farkındalıklar kazanacağınız bir seansa gireceksiniz.

En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!

Gülseren Budayıcıoğlu, güçlü kalemi ve yüreklere dokunan hikayeleriyle okur kitlesini günden güne genişletmeye devam ediyor. Yazarın en sevilen eserlerinden olan Kral Kaybederse’yi kitaplığınıza hala eklemediyseniz hemen şimdi sepete ekleyin. “Türkiye Roman” kategorisindeki diğer güçlü örneklere de göz atmadan geçmeyin!


Herkesin kaderi güzel olmuyor.

Marifet, kader yolları kapatsa bile o kapıya yeni bir anahtar uydurabilmekte.

Kimsenin hayatı dıştan göründüğü gibi değil. İmrendiğimiz, özendiğimiz hayatlar hiç de sandığımız gibi acısız değilken çok mütevazı bir hayatın içinde mutluluğun en parlağı olabiliyor. Kitabın başkahramanı Ala’nın hayatını okurken bu zavallı çirkin kızın yaşadıklarına inanamayacak, bazen de o sayfaların bir yerlerinde kendinizle karşılaşacaksınız. Bu karşılaşma hüzünlendirse de, kendinize biraz daha yaklaşmak ruhunuza iyi gelecek.

Seanslar boyunca bu suskun kızı konuşturabilmek için ona tarihten alınma pek çok hikâye anlatıldı:

Genç firavun Tutankamon’un esrarı; aynı dönemde yaşayan birbirine çok zıt iki kişi, teHitler ve Freud’un ilginç hayat görüşleri; 18. yüzyılda adına “fısıltı sanatı” dedikleri, evli kadınların şövalyelerle yaşadığı aşklar; Çariçe Katerina’nın çamaşırcılık ve hayat kadınlığından çariçeliğe yükselen yazgısı; Eva Peron ve Prenses Süreyya’nın hüzünlü hayatları… ve daha niceleri…

Psikianalizin sihirli değneğinin dokunduğu yerde yükselen bir başarı öyküsü…


“Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üstümüzde taşıyoruz.”

Aşk yakıyor Ayrılık kavuruyor Aldatılmaksa hep çok acıtıyor…

Bize çocukluk acılarını tekrar yaşatacak kişileri gözünden tanır, başkasına değil, ona âşık oluruz.Hayat onu kendi ellerimizlebuldurur bize.

Kaderimiz aslında doğduğumuzevlerde yazılır. Yine o evlerdeyaralanır, o yaralarla büyür,sonunda o yaraların bizi götürdüğü yere gideriz. Ancak mutluluk herzaman o yolda değildir…

“Bu kitapta her zamanki gibigerçek bir yaşam hikâyesianlatacağım sizlere. Hep lüksiçinde yaşamış ama kaderi daha baştan kötü yazılmış Camdaki Kızile bir varoş çocuğunun aşkhikâyesi bu.” Dr. Gülseren Budayıcıoğlu

İşini tutkuyla yapan bir psikiyatrist. Kitaplarını da tutkuyla yazıyor. Bu his de okuyucularına geçiyor. O yüzden bir kitabını okuyunca hepsini okumak istiyorsunuz.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

NEREDE tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet-geçmişinde bunların hiçbiri yok;hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni

NEREDE tükettin ömrünü? Bir hareketin hatırası, bir tutkunun işareti, bir maceranın parıltısı, güzel ve firari bir cinnet-geçmişinde bunların hiçbiri yok;hiçbir sayıklama senin ismini taşımıyor, seni

Her yazarın içinde az ya da çok bir yer yaratma, bütün yerleri geride bırakıp yazıya yerleşme isteği vardır. Bir yazınsal vatan: Bu taşlı toprağı ben yarattım, bu geniş bozkırı, bu yeşil tepeleri, bu