Ferdi Ertekin



Elinizde tutup arkasını çevirme zahmeti gösterdiğiniz bu kitap niçin kaleme alındı?

Evet, ‘neden’ ve ‘niçin’li tüm sorular gibi buna da bir çırpıda açık ve net cevap vermek her ne kadar okuyucunun yükünü büyük oranda hafifletecek olsa da sabrın en büyük erdem olduğunu bu vesileyle yeniden hatırlatmak isteriz.

Bu kitap; bir futbol tarihi, askerî tarih yahut din tarihi kitabı değildir. Ayrıca Türk futbolunun güncel problemlerine ışık tutacak somut çözüm önerilerine de ne yazık ki burada yer verilmemiştir. Din, harp ve futbolun tarih içinde nasıl olup da aynı potada eridiğini anlamaya ve tabiatıyla anlatmaya çalıştığımız bu eserde, oyun denen olgunun zaman içinde hayatımızın merkezine nasıl yerleşmiş olduğunun analizine girişilmektedir. Üstelik sadece bu analizle de yetinilmeyip oyunun geleceğimizi nasıl şekillendirebileceği hakkındaki öngörülere de yer verilmektedir.

Eugen Fink’in işaret ettiği üzere, oyun, yaşamı ve âlemi anlamlandırmayı mümkün kılan bir ‘sembol-eylem’dir. Sembol eylemler ise belli bir dünya görüşünün, belirli bir toplum-kültür ortamının ürünüdür. Bu teorik ifadelerden de anlaşılacağı üzere Türk futbolunun temel karakteristik yapısı, gücü ve zaafları; Türk tarihi, kültürü ve sosyolojisinin meseleleriyle yakından ilişkili olup bunlardan bağımsız ele alınamazlar.

Kapağı hâlâ okumaya devam etmekteyseniz, niyeti bozdunuz demektir.

Öyleyse peşinen belirtmeliyim:

Dikkat! Dikkat! Elinizdeki bu eser, ‘tribünler için kaleme alınmış olmakla birlikte, katiyen tribünlere oynamamaktadır!’

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana, ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu. Babam "İnatsın inat... İnatçı adamın saçı yatma

Saatleri Ayarlama Enstitüsü İmparatorluktan cumhuriyete geçiş döneminde Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük şair ve yazarlardan olan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı eseri, moder

Merhamet zulmün merhemi olamaz! İstanbul’un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin’in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin’e gider. Onun, önce sevdaya son