Ara

Esbâb-ı nüzûl kitaplarının en meşhuru

Ebu’l-Hasan el-Vâhidî’ye göre Kur’ân-ı Kerim; hikmetli bir öğüt, insanlığın kurtuluşu için uzatılmış bir ip, yaratanla yaratılan arasında bir sözleşme, herkes için serin bir gölge ve dosdoğru bir yoldur.


Nihan Su

Dünyabizim

Tefsir literatürünün önemli klasiklerinden biri olan Ebu’l-Hasan el-Vâhidî’nin Esbâb-ı Nüzûl adlı eseri Mart ayında Ketebe yayınları tarafından dört cilt olarak okurların istifadesine sunuldu. Esbâb-ı Nüzûl: Kur’ân Âyetlerinin İniş Sebepleri adıyla yayınlanan kitap, Necdet Çağıl ve Necati Tetik tarafından oldukça temiz ve anlaşılır bir şekilde tercüme edilmiş.



11. asırda yaşayan ve tam künyesi Ebü’l-Hasen Alî b. Ahmed b. Muhammed en-Nîsâbûrî olan Vâhidî, muhaddis, fakih, dilbilimci ve şairdi. Kaynaklarda allâme, muhaddis, tefsirde asrın imamı, fakih, Arap dilinde ve nahivde üstat, şair gibi sıfatlarla nitelenen Vâhidî’nin, Nizâmülmülk’ün iltifatına mazhar olduğu biliniyor. İtikadda Eş‘arî, amelde Şâfiî olan Vâhidî, eserlerinde Ehl-i sünnet akaidini savunmuş, Kaderiyye, Müşebbihe, Mücessime gibi sapkın fırkalarla mücadele etmiştir.

Pek çok alanda eser verse de o asıl şöhretini Kur’ân ilimlerinde yaptığı çalışmalara borçludur. Yaşadığı dönemde tefsirde asrın imamı olarak nitelenmiş bir müfessirdir. İmam Gazâlî kendisinin tefsir alanındaki üstünlüğünü takdir etmiş, hatta tefsir alanında eser vermemesini Vâhidî’nin telif ettiklerinin yeterli oluşuna bağlamıştır. Yine büyük müfessir olan Fahreddin er-Râzî de hemen her ayetin tefsirinin başında ondan nakiller yapmıştır. 

Bir ayetin iniş sebebi bilinmeden tefsirini yapmanın mümkün olmayacağını savunan Vâhidî’nin Esbâb-ı Nüzûl isimli kitabı bu alandaki en önemli eserlerden biridir. Ayetlerin iniş sebebi anlamına gelen Esbâb-ı Nüzûlkendisinden sonra kaleme alınan pek çok esere kaynaklık yapmıştır. Eser daha sonra Ca’berî tarafından isnadları hazfedilerek kısaltılmıştır.

Kur’ân ümmet için hidayet edicidir

Ebu’l-Hasan el-Vâhidî’ye göre Kur’ân-ı Kerim; hikmetli bir öğüt, insanlığın kurtuluşu için uzatılmış bir ip, yaratanla yaratılan arasında bir sözleşme, herkes için serin bir gölge ve dosdoğru bir yoldur. Onda nice mucizeler, apaçık ibretler, doğru ve mantıkî deliller vardır. Onunla birlikte batıl ehlinin hücceti hükümsüz kılınmıştır. Buna karşılık Kur’ân ümmet için hidayet edicidir.

Vâhidî’ye göre yüce kitabı anlamaya yönelik oluşan ve kaynağını Hz. Peygamber’in (sas) sünnetinden alan Kur’ân ilimleri çeşit bakımından da nicelik bakımından da oldukça zengindir. Buna karşılık yazılan binlerce kitabın hiçbiri Kur’â’nın hikmetlerini tam olarak anlatmaya güç yetiremez. O bir deryadır ve nice anlam katmanlarına sahiptir.

Kur’ân ilimlerine ilgi duyan, bu yol üzerinde uzmanlaşmak veya ilahi hikmetleri kavramak isteyenlerin başlayacağı nokta Vâhidî’ye göre ayetlerin iniş sebeplerini öğrenmektir. Çünkü tefsir ilmi söz konusu olduğunda en önemli konulardan biri ayetlerin nerede, ne zaman veya hangi olay üzerine nazil olduklarını tespit etmektir.  Zira iniş sebebi bilinmeden ayetlerin bahsettiği konuya veya vaz ettiği hükme tam anlamıyla nüfuz etmek imkansızdır.  Kendisini böyle bir kitap yazmaya sevk eden de bu büyük ihtiyacı gidermektir.

Vâhidî kitapta ayetlerin iniş sebeplerini tespit ederken önemli bir metod takip ediyor. Ayetlerin indirilmesine şahit olan, hangi sebeple indiğini bilen ya da daha önce bu ilmin peşine düşen, bu meseleyi araştıran kimselerin rivayetlerine başvuruyor.  Ona göre söz konusu rivayetleri dikkate almadan Kur’ân ayetlerinin iniş sebepleri üzerine söz söylemek kesinlikle doğru değildir.

İlk inen ayet hangisidir?

Kur’ân-ı Kerim tedrici olarak indirilmiştir. Surelerin bazıları Mekke’de bazıları da Medine döneminde nazil olmuştur. Bu sebeple sureler indirildikleri döneme göre müfessirler tarafından Mekkî ve Medenî olarak tasnif edilmiştir. Kur’ân’ı açıklamaya, ondaki hikmetleri anlamaya gayret eden müfessirler arasında ilk inen veya en son inen ayetin ya da surenin hangisi olduğu üzerine farklı yorumlar ve tartışmalar mevcuttur kaynaklarda.  Böylece zaman içinde zengin bir literatür oluşmuştur.

Kitabına ilk inen ayetin hangisi olduğu konusuyla başlayan Vâhidî’ye göre Hz. Peygamber’e (sas) vahiy sadık rüya yoluyla gelmiştir. Hz. Aişe’ye (r. anha) dayandırılan rivayeti esas alarak o, ilk inen ayetin Alak süresinin ilk ayeti olduğunu belirtmiştir, yani “Yaratan Rabbinin adıyla oku!” Daha sonra Vâhidî bu görüşünü diğer sahih hadislerle destekler. İlk indirilen sure de Müddesir suresidir. İlk inen sure Müddesir olduğu için bazı alimler ilk inen ayetlerle ilk inen sureyi karıştırmıştır.  Oysa Müddesir suresi Alak süresinin ilk 5 ayetinden sonra indirilmiştir.

Vâhidî’ye göre Medine’de inen ilk sure Mutaffifin ve son inen sure de Tevbe suresidir. Hz. Peygamber’in (sas) Mekke’de açıktan ilan ettiği ilk sure Necm suresidir.  En son inen ayet ise Bakara suresinin 281. ayetidir.

Bu girizgâhtan sonra Ebu’l-Hasan el-Vâhidî kitapta, Fatiha suresiyle başlayarak Felak ve Nas’a kadar sırasıyla bütün surelerin iniş sebebini delilleriyle ortaya koymaktadır. Her surede kendi görüşünü açıklarken farklı yorumları da zikreden Vâhidî, ortaya koyduğu delillerle adım adım kendi görüşünü temellendirirken diğerlerini de çürütür. Bu sırada klasik dönem âlimlerinin mantık bilgisi bizi kendilerine hayran bırakır. Ayrıca bu yöntemle ilimleri temellendirmede ne derece mahir oldukları da açıkça gözlenmektedir.

Derin Bakış