Edebiyat; Ruhumuzu Onarmak İçin…

Kısaca yazarımız, çok sevdiği ve kendisi için vazgeçilmez yazarların dünyasına adımlıyor. Kendi yüreğinde kalan izleri sizinle paylaşıyor. Düşünce dünyasının temelini oluşturan yazarları ve eserlerini bir kez daha ölümsüz eyliyor. Oldukça sık atıf yaptığı ve yer yer alıntılama ile illa ki size de bir parça lezzet sunmaya çalıştığı eseriyle sizi bir edebiyat denizinin içine davet ediyor.


Mustafa Atalay

Kitap Haber

İnsanları birbirine ortak kılan ve bunu ebedileştiren en önemli duygu, hayatın kalplerimize yüklediği "acı" olsa gerektir. Belki de bundandır, insanoğlu kendisiyle kurduğu yapay ilişkinin derin köklerini çözümlemek için, içinde merhamet olan bir gerçekliğe ihtiyaç duyar.

Merhamet insanın onarılmaz yaralarına çalınan merhemdir. Güzel bir kaşıntının eşlik ettiği acı hissinin tadı doyumsuz ısrarını bile onarabilecek kadar… Merhamet belki de bugün en çok ihtiyacımız olan ve eksikliğini en çok hissettiğimiz yanımız.



Elimizdeki eser, ismini, Nietzsche'nin kız kardeşi Elisabeth'e söylediği "Niçin ağlıyorsun Elisabeth. Mutlu değil miyiz?" sözlerinden alıyor. Bu sözler Nietzsche’nin kendini kaybettiği bir anda, haline ağlayan kız kardeşine ansızın söylediği cümleler. İnsan kendisinin farkında olmadığı derin bir düşün ortasında, bir diğer yarısı olan kardeşine şefkat nazarıyla bakabiliyor.

Genellikle edebiyat ekseninde kaleme alınmış yirmi kadar denemeden oluşuyor eserimiz. Edebiyata ek olarak, resim ile edebiyatı hayatının tam ortasında kesiştirmiş olan ressamları da es geçmiyor yazarımız.

Nietzsche, Oğuz Atay, Faulkner, Rimbaud, Paul Valery, Melville, Dostoyevski, Tarkovski... Acı çeken birçok yazarın ruhunda biriken pıhtılaşmış çaresizliği tanımak için fırsat sunuyor yazarımız. Her birinin farklı dünyasının derinliklerinden pırlantalar sunuyor size. Sancılarından, iç geçirmelerinden, huysuzluklarından, umutlarından bir buket gerçeklik sunuyor gönlünüze.

Kendi gerçekliklerini acı tecrübeler ile aralayan bu isimlere ek olarak Paul Klee ve Leonardo da Vinci'yi de ekliyor. Paul Klee’nin mağarasından çıkarak bir anda eserlerini incelemeye başlayacak bir heyecanı elde edebileceğiniz derinlikle ressamı size tanıtıyor Selahattin Yusuf. Ve Monna Lisa’ya ek olarak Leonardo’nun dünyasına ve aydınlığına adımlatıyor sizi.

Eleştirel olarak ele aldığı Orhan Pamuk ve İskender Pala analizi eserde yer alan genel havayı bozsa da, farklı bir tat bırakıyor dimağınızda. Havayı bozması eleştirilerindeki haksızlıktan değil bilakis acıların içine ekşimsi bir tat bırakmasındandır.

Selahattin Yusuf'un dilini diğer eserlerine göre bunda daha mahir kullandığını belirtebiliriz. Ayrıca okuduklarını aynı zamanda görmeye de başladığını, zihninde kalan izleri kendi acılarını katarak harmanladığı girizgâhlardan anlayabiliyoruz.

Yer yer fazla uzatmalar ve tekrarlar olsa da, eserin hacmi büyük olmadığı için bu durum göz ardı edilebiliyor.

Kısaca yazarımız, çok sevdiği ve kendisi için vazgeçilmez yazarların dünyasına adımlıyor. Kendi yüreğinde kalan izleri sizinle paylaşıyor. Düşünce dünyasının temelini oluşturan yazarları ve eserlerini bir kez daha ölümsüz eyliyor. Oldukça sık atıf yaptığı ve yer yer alıntılama ile illa ki size de bir parça lezzet sunmaya çalıştığı eseriyle sizi bir edebiyat denizinin içine davet ediyor.

Site Yaptırmak mı İstiyorsunuz

Kurumsal ve e- ticaret siteleri için doğru yerdesiniz

Bilgisayar Ekranları

Mesai Saatlerimiz

Hafta İçi 09-17 Arası

Yerimiz

Akyol mahallesi, Atatürk Bulvarı No: 111/B Şahinbey - Gaziantep

bilgi@mirkitap.com

5539207655

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter