Cemil Meriç



"Bu Ülke"yle aynı yıl yayımlanan ve zengin bir birikimin ürünü olan denemelerden oluşan elinizdeki kitap, öncelikle "uygarlık" kavramına ışık tutuyor. Cemil Meriç, 2000'li yılların eşiğinde hâlâ güncelliğini koruyan 'batılılaşma-çağdaşlaşma-uygarlık" tartışmalarına, '70'li yıllarda kaleme aldığı şu satırlarla katılıyor: "Kaynaklarından kopan bir intelijansiyanın kaderi, bir mefhum hercümerci içinde boğulmak. Umrandan habersizdik, medeniyete ısınamadık. İnsanlığın tekâmül vetiresini ifade için kendimize lâyık bir kelime bulduk: Uygarlık. Mâzisiz, musikisiz bir hilkat garibesi." "Umrandan Uygarlığa", çağdaş uygarlık düzeyinden medeniyetlerin ölümüne, Osmanlı devlet adamlarından büyük siyasî eserlere kanat açan geniş soluklu ve güncel bir yapıt: "Zirvelerle uçurumlar arasında bir diyalog, acıların ve ümitlerin kitabı, bir devrin, daha doğrusu bir medeniyetin muhakemesi...göz karartıcı bir düşüşün grafiği."


Bu Ülke

Cemil Meriç’in hayatından kesitleri ve yaşamı boyunca elde ettiği deneyimlerini topladığı bu kitap, deneme türünün modern Türk edebiyatındaki en muazzam örneklerinden birini oluşturuyor. Yakın Türkiye tarihine ışık tutan kitap, yazarın deneyimleri ve yorumlamaları ile ustaca harmanlanıyor.

Okurken derin düşüncelere kapılıp, yazarın tespit niteliğindeki tanımlamalarında kendinizi kaybedeceğiniz bu eser, Türkiye’nin geçmişindeki sağ-sol çatışmalarını anlamlandırma üzerine de bir kaynak oluşturuyor. Yazarın akıcı üslubu karşısında kayıtsız kalamayacağınız “Bu Ülke” kitabı ile Cemil Meriç’i hem yakından tanıyacak hem de ona büyük bir hayranlık besleyeceksiniz.

Türkiye’yi Anlama Üzerine Bir Deneme

Kitap, genel hatlarıyla yazarın kendi hayatının anlatıldığı ve yakın Türkiye tarihi üzerine deneyimlerinin yer aldığı iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde yer alan Cemil Meriç’in çocukluğunun ve gençlik yıllarının anlatıldığı bölüm, oğlu Mahmut Ali Meriç’in gözünden babasını tasvir eden metinler şeklinde yer alıyor. Bu bölüm ile okuyucunun, yazarın kim olduğu, ideolojisi ve felsefesi açısından fikir sahibi olması da sağlanıyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise Türkiye’deki sağ sol çatışmaları, ilerici ve gerici düşünceler, doğu ile batı karşıtlıklıklarını ele alan Meriç, yorumsuz ve düz anlatımı ile karşılıyor okuyucusunu. Doğrusuyla yanlışıyla tüm bu meselelerin incelendiği kitapta, Cemil Meriç’in hayatından izlere de tanıklık ediliyor. Öte yandan yazarın olaylara açıklık getirdiği değişik tanımlamaları da okuyucunun gözüne çarpan detaylar arasında yer alıyor. Kısacası, Cemil Meriç’i yakından tanıma fırsatı elde ederken, Türkiye’yi anlama üzerine de fikir sahibi olacağınız bir deneme türü bu kitapta sizi bekliyor.

Bunları Biliyor muydunuz?

Yazar Cemil Meriç, bütün hayatını kitaplara ve okumaya adamıştır. Okumayı ise 4 yaşında öğrenmiştir. Kitaplar ile olan yakın dostluğu onu bilge bir isim yaparken, ne yazık ki gözlerini kaybetmesine neden olmuştur. Ancak körlüğüne rağmen kitaplardan asla vazgeçmemiş bulduğu her fırsatta kitapların kendisine okunmasını sağlamıştır.

En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!


Deneme türünün en muazzam örneklerine sahip olmak istemez miydiniz? O halde bu kategorimize bakmadan geçmeyin! Sepete özel indirimler ile en çok satan kitaplara sahip olmak için hemen alışverişe başlayın!



"Bu Ülke"nin müstağriplerinden, münzevi ayrınlarından ve "Umrandan Uygarlığa"nın araftakilerinden sonra şimdi de karşımızda "Mağaradakiler" var. Aslında mağaradakilerin pek azı. "Önce kişiler, sonra mefhumlar, sonra fotoğrafların asılları"... "Çarpık, güdük ve yerine oturmamış düşüncemizin kurşun kalemle çizilmiş bir taslağı". Cemil Meriç eserini şu satırlarla sunuyor okuyucusuna: "İnsanlık aynı sefil putlara tapan bir şaşkınlar kafilesi. Hakikatte mağaranın içi de, dışı da bir. 150 yıldır bir gölgeler aleminde yaşıyoruz. Kitap, kendi insanından kopan aydının trajedisi. Amacı yeraltı mağarasına bir parça aydınlık getirmek...


Cemil Meriç'in kendini, yakınlarını, etrafındakileri, içinde bulunduğu dünyayı, düşünce tarihini ve tarihimizi, kendi açısından ve yalın bir şekilde değerlendirdiği eseri Jurnal, yazarın gündelik düşüncesini, kişisel maceralarını, anı ve itiraflarını, yoğun duygularını, yaratış gücünü, alışılmadık yaklaşımlarını, güçlü sentezlerini, engin kültürünü birarada yansıtan bir büyülü aynadır. Cemil Meriç'in en doğal çehresi ve olanca çoksesliliğiyle karşımıza çıktığı eser, yazarını olduğu gibi tanımamıza, değerlendirmemize yardım eden zengin biyografik malzeme de içeriyor. İsyankar, acımasız, çoğu zaman duygusal yanlarıyla bir gönül ve düşünce adamına yaklaştırıyor bizi. Jurnal'de Cemil Meriç'in düşüncesi, karakteri, kişiliği çırılçıplak karşımızda. Jurnal, sonsuzla ve ölüm sonrasıyla bir tür hesaplaşma, bir vasiyetname, bir uzun mektup. 1955'den 1983'e marjinal bir yazarın öteki yüzü. Benliği, birikimi, şuuraltı ve şuurüstü ile...


Cemil Meriç'in Jurnal'inin 2. cildi, 1960'lardan '80'lere Meriç'in ruh ve düşünce dünyasındaki dalgalanmaları yansıtıyor. Kitaplarına geçmemiş düşünceleri, notları... Anılarına dönerek çocukluğunu ve gençliğini ele aldığı özyaşam öyküsü değerlendirmeleri... Duygu dünyasını, zaaflarını, tutkularını döktüğü mektuplar... Özellikle yaşatmak-yaratmak ikilemini dorukta yaşadığı aylarda, 'idealar âlemindeki kadın' olarak bağlandığı Lamia Hanım'a yazdığı mektuplar, Jurnal 2'nin en hacimli ve en 'özel' metinleri. "Tekdim ve bütünümle seviyordun, sevmeğe mahkûmdun" diyecek kadar iddialı ve özgüvenli, ama beri yandan anlaşılmamışlıkla, hayal kırıklıklarıyla, zilletlerle yüklü... Kitapta, "düşüncenin bütün huysuzluklarına, bütün hoyratlıklarına, bütün çılgınlıklarına selâm" eden; ama "düşündüklerimizin ne değeri var?" diye de yazabilen Meriç'in duygusal izdüşümü var.


Elinizdeki kitapta, yazan değil konuşan Cemil Meriç var. Sosyoloji Notları ve Konferanslar, Cemil Meriç'in İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nde 1965'ten 1969'a kadar anlattığı dersleri, verdiği birkaç konferansın metnini ve bazı sohbetlerinden alınan notları içeriyor. Bu metinlerde Cemil Meriç, 'Cemil Hoca' yüzüyle görünüyor. Kendini ' yazar ve hocayım' diye tanımlamamış mıydı? Donmuş bir müfredatı anlatan bir 'hoca' değil, öğrencileriyle ve dinleyenleriyle birlikte sesli düşünen bir fikir adamı, Cemil Meriç. Bu sesli düşünmeler. Cemil Meriç'in daha sonraki yıllarda yazdığı kitapların malzemesini, taslaklarını oluşturuyor. 'Yazar'ın ve 'hoca'nın düşüncesini olgunlaştırmasının izini sürmeyi sağlayan metinler okuyacaksınız. Sesli düşünmenin belki disiplinsiz, dağınık, bazen spekülatif, ama yaratıcı ve kimi zaman da yazılı olandan daha canlı evreni...


"Kırk Ambar" bir mefhumlar kamusu, derbeder ve dağınık bir ansiklopedi, Cemil Meriç'in deyişiyle, "kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası". Eser iki bağımsız bölümden oluşuyor: Rümuz-ül Edeb ve Lehçe-t-ül Hakayık. Her bölüm başlı başına bir kitap olacak kadar hacimli. O yüzden "Kırk Ambar"ın iki ayrı bölümünü, eseri baskıya hazırlayan Mahmut Ali Meriç'in düzenlemesiyle, iki ayrı cilt halinde yayımlıyoruz. Bu birinci cilt, dünya edebiyatından klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın ro1anından edebiyat tarihinin tarihine uzanan bir çizgide Türk okuyucusunu düşünceye davet ediyor.


İlk telif eseri olan Bir Dünyanın Eşiğinde, o zamana kadar "coğrafyasında tek kıta, kafasında tek yarım küre" olan Meriç'in Asya'yı, özellikle "Hint"i keşfidir. Olemp'i ararken Himalaya çıkmıştır karşısına. 48 yılını gömdüğünü söylediği bu kitapta, düşüncesi ve şiiriyle, dini, felsefesi, masalıyla Hint edebiyatını ve uygarlığını inceleyen Meriç'e göre, "Çağdaş Avrupa, en aydınlık taraflarıyla Hint'in bir devamıdır". Düşünsel serüveninin tamamında olduğu gibi bu mihnetli çalışması sırasında da zaman zaman okuyucusunu bulamamaktan, anlaşılmamaktan şikayetçidir. Ama herkesi davet ettiği bu dünya düşünce hürriyetinin vatanıdır. "Hint", der Meriç, "her inanca söz hakkı tanıyan bir ülke olduğu için ikinci vatanım oldu. Bu kitapta rüyaları ve realitesiyle bütün Hint var... yani bütün insan."


Kültürden İrfana ile on iki ciltlik Cemil Meriç külliyatı tamamlanıyor.


Mefhumlar ve meseleler konusunda düşüncenin en ücra köşelerini yoklayan, yalınkat bir bilgi yerine kapsamlı, incelikli bir bilginin peşine düşen Cemil Meriç, Kültürden İrfana'da okurunu önyargıların köleliği yerine düşüncenin yoldaşlığına çağırıyor.


"Kültür, Batı'nın düşünce sefaletini belgeleyen kelimelerden biri: kaypak, karanlık, samimiyetsiz. Tarımdan idmana, balıkçılıktan medeniyete kadar akla gelen ve gelmeyen düzinelerce mânâ. Kelime değil, bukalemun. İrfan, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime. İrfan kendini tanımakla başlar. Kendini tanımak, önyargıların köleliğinden kurtulmaktır, önyargıların ve yalanların. Kültür, irfana göre, katı, fakir ve tek buutlu. İrfan, insanı insan yapan vasıfların bütünü. Batı, kültürün vatanıdır. Doğu, irfanın."


Saint-Simon. İlk Sosyolog, İlk Sosyalist, "genç" Cemil Meriç'in sosyalizm düşüncesinin derinliklerindeki mihnetli serüveninin ürünü sayılabilecek bir çalışmadır. Meriç, St. Simon'a bakarken 19. yüzyılın ilk yarısının ütopik sosyalizmini , yani kendi deyişiyle "İstikbal hakkında derin düşünceleri olan, cemiyeti inceleyen ve incelemelerine rüyalarını da katanlar"ı inceliyor. Cemil Meriç'e göre Marx, bütün dünyaya yaydığı sistemini "Porudhon'laşmış bir Saint-Simonculuğu genişleterek" oluşturmuştur. St. Simon, Cemil Meriç için sadece sosyalizm çığırını açanlardan biri olarak değil, "bilgi sosyolojisine aydınlık getiren adam" olarak da önemlidir.


"Kırk Ambar" bir mefhumlar kamusu, derbeder ve dağınık bir ansiklopedi, Cemil Meriç'in deyişiyle, "kurmak istediği abidenin birkaç sütunuyla birkaç odası". Eser iki bağımsız bölümden oluşuyor: Rümuz-ül Edeb ve Lehçe-t-ül Hakayık. Her bölüm başlı başına bir kitap olacak kadar hacimli. O yüzden "Kırk Ambar"ın iki ayrı bölümünü, eseri baskıya hazırlayan Mahmut Ali Meriç'in düzenlemesiyle, iki ayrı cilt halinde yayımlıyoruz. Bu birinci cilt, dünya edebiyatından klasiğe, hümanizmden edebiyat sosyolojisine, romanın ro1anından edebiyat tarihinin tarihine uzanan bir çizgide Türk okuyucusunu düşünceye davet ediyor.


Işık Doğudan Gelir, siyasî, felsefî, dogmatik herhangi bir inancın peşinde olmayan, başka milletlere, başka fikirlere, başka düşünce ve duyma tarzlarına sonsuz bir tecessüs besleyen bir Cemil Meriç klasiği, tüm diğer eserleri gibi. Medeniyetlerin "defter-i âmâli" olan ansiklopedilerden İslâm'ın kozmolojik dok-trinlerine; İbrani edebiyatından Kitab-ı Mukaddes'e; Herbelot'nun "muhteşem abidesi" Doğu Kütüphanesi'nden, oryantalizmlerin aydınlattığı yeni medeniyetlere; Michelet'nin ve Schuré'nin "her türlü yobazlıktan uzak", İnsanlığın Kitab-ı Mukaddesi ve Doğu Mabetleri adlı eserlerinden, Erasmus'un Cinnete Methiye'sine, başka bir deyişle Akıl'dan Cinnet'e; hermetizmden "çağdaş düşüncenin kutuplarından biri" olan İbn Haldun'a... kanatlanan ve kanatlandıran emsalsiz bir düşünce serüveni.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Pezzettino, herkesin kocaman olduğu ve cesaret isteyen, harika işler yaptığı bir dünyada yaşar. Küçüktür, bir "parçacık"tır yalnızca. "Herhalde bir başkasının parçasıyım, bir başkasına ait olmalıyım"

“Fi-Çi-Pi üçlemesiyle yeri yerinden oynattı adeta. Öyle bir yazıyor ki gerçek de onun yazdıklarında, kurgu da, geçmiş de onda, gelecek de. Toplumsal meselelere farklı bakış açısı, duruşu, tavrı kısaca

Önsözünü Sırrı Süreyya Önder’in yazdığı kitap Selahattin Demirtaş’