top of page

Bilim, Allah'ı İspatlayabilir mi?

Bilimsel tezlere göre Allah’ı arayanlar asla bulamayacaklar ve inanamayacaklardır. Zaten onların inanmaya da niyetleri olduğunu söylemek zor. Konu hakkında bilimsel eserleri okumalarının gayesi genellikle şüphelerini diri tutmak, vicdanlarını rahatlatmak ve orada burada “rasyonel olduklarının” havasını atmaktır.



Akıl En Büyük Peygamberdir
Bilim, Allah'ı İspatlayabilir mi?

Bilimsel kanıt; gözlem ve deneylerle elde edilmiş bilgiler olarak tarif edilmiştir. Aydınlanma felsefesi ile birlikte akli bilgi, deney ve gözlem sonucu elde edilen bilginin alt dalı olarak kabul edilmiş ve gözleme dayalı bilgi tüm bilgilerin esası kabul edilmiştir. Hatta açık açık bilimin, din olduğu ve bundan sonraki amentüleri bilimin yazacağı ifade edilmiştir. Meseleye bu açıdan bakacak olursak bilim ile Allah’ın varlığını kanıtlamak mümkün değildir. Zira Allah’ın zatını O, istemedikçe göremezsiniz ve hakkında deney yapamazsınız. Öyleyse “modern bilime” göre Allah yoktur ve asla ispatlanamayacaktır. Bilimsel tezlere göre Allah’ı arayanlar asla bulamayacaklar ve inanamayacaklardır. Zaten onların inanmaya da niyetleri olduğunu söylemek zor. Konu hakkında bilimsel eserleri okumalarının gayesi genellikle şüphelerini diri tutmak, vicdanlarını rahatlatmak ve orada burada “rasyonel olduklarının” havasını atmaktır.


Oysa bilim, deneye konu olan varlıktan öte akıl ile yapılır. Ayrıca bilim yapmanın ön şartı olan akıl, metafizik bir varlıktır. Bu sebeple bilgiyi gözlem ve deney ile sınırlandırmak aklı iptal etmeye yol açar. Ayrıca bilim, akıl ile yapıldığı için hiçbir bilimsel gerçeğin akla aykırı olmaması gerekir. Öyleyse Allah’ı arayanlar eğer samimi iseler Allah’ın varlığını ispat konusunu bilime değil akıllarına danışmaları gerekir. Ama akıllarına sormuyorlar zira akıl, tartışmasız ve tabi olarak Allah var diyor. Çünkü dünyada bir şey varsa onun bir var edicisi de olmalıdır. Mesela karşımda bir bilgisayar var ve bunun var edicisi de olmalıdır. Mesele bu kadar basit.


Bu noktada; “iyi de bilim adamları bu kadar aptal mı ki, bu kadar basit akli kesin önermeyi kabul etmiyorlar” sorusunu sorabilirsiniz.


"İyi de" diyeceksiniz. "Bilim adamları bu kadar mı aptal, bu basit akli ve kesin önermeyi kabul etmiyorlar." Evet, kesinlikle aptaldır. Çünkü akıl öncelikle “bu şeyin sebebi nedir” sorusunu sormaktır. “Varlığın nedeni nedir” sorusunu sormayan kimse aklını yitirmiştir. Buradaki neden, zorunlu olmalıdır ve nedene muhtaç olmamalıdır. İşte bu yüzden aklı, zorunlukların zorunlu, imkânsızların ise imkânsız olduğunu bilen güç olarak isimlendiriyoruz. Bilim ile bırakın Allah’ı, maddeyi bile ispat edemezsiniz. Bilim adamı maddeyi inceler, maddeyi tam olarak gözlemleyemez, “orada karanlık madde var” diye tutturur ve sonra “güçlü nükleer kuvvet olmalı” buyurur. En son maddeye kütle veren “Higs Bozonu” olmalı diye çırpınır. Hâlbuki kullandıkları hiçbir kavramı gözlemlememişlerdir. Evet, maddeyi bile kanıtlayamazlar. Çünkü maddenin bir başlangıcı vardır ve başlangıcı olan bir varlık “yoktan” var edilmiştir. Öncesi “yok” olanı Allah yok olarak kabul ederseniz maddenin temeli “yok veya hiç” kavramı olur ki “yok ve hiç” kavramı ile maddeyi bile ispatlayamazsınız. Bilim adamlarının madde hakkında bile şüphe etmek zorunda kalmalarının sebebi budur. İnsan bir kere aklını bir kenara atarsa inanamayacağı delilik olmadığı gibi inanacağı saçmalık da bitmez.


Bilim adamlarını ciddiye mi alıyorsunuz? Öyleyse sizde de akıl yok.



Comments


bottom of page