Ara

Beyaz bir yürüyüş olur bazen suların sesi

En son güncellendiği tarih: Nis 14

Faruk Uysal’ın 10 yıl aradan sonra tekrar okuyucu ile buluşan Beyaz Yürüyüş adlı kitabı hakkında Mustafa Uçurum yazdı.


“Keşke okuyabilseydim” dediğim kitaplar oluyor bazen. Baskısına yetişemediğim, yeni baskısı yapılmayan, unutulmaya yüz tutmuş böyle kitapların günün birinde yeni baskısını görünce tarifsiz bir mutluluk yaşıyorum. Bu duyguyu herkese anlatmak oldukça güç. Hele de kitap dünyasının kıyısında köşesinde bulunmayan birilerine tarif etmek bile imkânsız.

Günümüzde birçok yayınevi okuyucu ile buluşmasını istediği kitapların yeni baskılarını yaparak hem yazara ve şaire hem de okuyucuya bir armağan sunmuş oluyor. Bunu bir armağan olarak görenlerdenim.  



İlk baskısı 1998’de yapılan ve kütüphanemdeki önemli eksikler listesinde yer alan Faruk Uysal’ın ilk şiir kitabı Beyaz Yürüyüş Mayıs 2018 tarihinde okuyucu ile buluştu. Beklediğime değmiş denecek bir heyecanla okudum kitabı.


Üç bölümden oluşuyor kitap. “İklimler”, “Beyaz Yürüyüş” ve “Serancam”. Her bölüm kendi içinde bir dünya adeta. Uysal bizi farklı dünyaların sesiyle tanıştırmak istiyor şiirinde. Biraz mevsimlerin sesi, su sesi ve zamanın duyamadığımız içimizde çınlayan sessiz çığlığı.


Mevsimler geçerken söylenen şiirler


Kitabın ilk bölümünde mevsimlerin geçişi izleniyor bir şair bakışıyla. Bir bakıyoruz yapraklar dökülüyor parkları bir yalnızlığa terk ederek:


artık parklar bitti o katılık haritaları kaplamak üzere seni de bir mevsim sanırlar sonbahar ne kendisi ne başkası olan bir mevsim

Bir de bakıyoruz ayvalar çiçek açmış içimize beyaz bir ayrılık bırakarak:


ölüm ki giyer beyazları açınca kapıları sandıkları ayva kokar evlerde şimdi hatırlatmayın ayrılıkları
Birden bire Temmuz gelir masmavi denizlere:
temmuz mavinin tutuşmasıdır gözlerinde acılarımızı yıkardık denizlerde

Mevsimler şiirlere çok yakışır tıpkı yağmur gibi. Her rengin ayrı bir sesi, soluğu siner şiirlerin üstüne. Şair mevsimlerden geçerken kendisine yeni dizeler toplar yağmur bereketinden. Faruk Uysal’ın mevsimlerindeki bereket de oradan gelmekte.



yağmurlar eşlik eder şarkımıza gökyüzü karışmış şarkımıza yağmurlar sana açılan sayfalar mı ne ben her şeyi anlayınca anlıyorum her şeyi yağmuru okuyucunca


Beyaz bir yürüyüş olur bazen suların sesi


Beyaz Yürüyüş bölümündeki şiirleri okuyunca “beyaz bir yürüyüş olur bazen suların sesi” deme gereğini hissettim. İçimden geldi bu dize. Faruk Uysal’ın yürüyüşü sürükledi bana bu dizeyi. İyi şiir böyledir. Sizin içinize de şiirden bir ışık düşürür. Bu yüzdendir ki, şiire gönül vermek isteyen gençlere hep ilk tavsiyemiz  “İyi şairlerden iyi şiirler okuyun” olmuştur. 

Üç adımda gidiliyor beyaz yürüyüşe. Birinci, ikinci ve üçüncü beyaz yürüyüşün şiirini yazmış Uysal. Üç şiirde de ilk dize aynı çağrı ile başlıyor:


“Sana sularla varıldığını biliyorum”


Çağrışımı zengin bir şiir bu. Söyleyiş bunu hissettiriyor. Sularla insan istediği her yere varabilir. Gönlünün enginliği onu alıp sürükler bir su sesinin ahenginde. Beyaz bir yürüyüşe sularla çıkan şairin menzili de bereketle açar kapılarını. Faruk Uysal’ın şiirinde olduğu gibi.


ey sesimi aşan mavilik ey aşk ey bilgelik kirazların çarşılara taşıdığı serinlik füsun öykülü gözlerin en kıvrak yerimden tutuklanıyorum kapılmışım özlemine akıp gidiyorum


Kitabın son bölümü olan serencamda şair aslında beyaz yürüyüşünün serencamını anlatarak bitiriyor kitabını. Son bir nokta var hayatla çöl arasında.


uzat ellerini dualardan alır mısın haberimi bir kara ekmektir beni çalan dün yakın yarın uzaktır hep bir esrarlı ateştir burada zaman içime çöller savuran


Yazar:: Mustafa Uçurum

Kaynak: Dünya Bizim

Beyaz Yürüyüş









Derin Bakış