'Beklemek tüm anlamın kendisiydi'

“Eve kapanıp kalmakla insan değiştirmek istediği bir dünyayı değiştiremez. Ama bunu anlamam için elli yılın geçmesi gerekiyormuş.”

Dünyabizim

Rasim Özdenören, Gül Yetiştiren Adam kitabında Milli Mücadele’ye ve sevdiklerinin şehadetine tanıklık etmiş bir adamın gözünden Cumhuriyet Türkiye’sinde yaşanan değişimi anlatır bizlere.



Kitap, tasvip edilmeyen bu hızlı değişime karşı gerçekleştirilen sessiz bir protestonun hikâyesine odaklanır. Yıllarca kendini evine kapatan kitabın kahramanı, bahçesinde yetiştirdiği birbirinden güzel güllerle karşılık verir bu değişime.


Cahit Zarifoğlu bu kitap için “Gül Yetiştiren Adam, Millî Mücadele'nin gayesini ve sonunda olanları, Müslümanların geçirdiği devrim şokuyla anlatan ve insanlarımızın günümüzdeki psikolojilerine de açıklama getiren ilk romandır.” der. Kitaptan tadımlık seçtiğimiz tespitler:


“Bizi aldatanlara karşı bir şeyler yapmamız gerekirdi, yapamadık. Bilmem, belki de bunun utancına katlanamadım, onun için eve kapandım.”


“Eve kapanıp kalmakla insan değiştirmek istediği bir dünyayı değiştiremez. Ama bunu anlamam için elli yılın geçmesi gerekiyormuş.”


“Aslında kimse düşüncelerini yaşamıyor, içinde bulunduğu bir hali sürdürmek ya da o halden kaçmak, çekip gitmek için can atıyor...”


“Allah'tan başkasına kulluk edeni Allah her şeye kul eder.”


“İçinizdeki İslam'ı gösterin. Çünkü İslam sizin üzerinizde görünmek ister. İman gizlidir, İslam açık. İman kalptedir, İslam zahirde.”


“Ve susuyordu adil dememek için zalime.”


“Ölmek barış zamanında zor oluyor. Çünkü ölmeyi düşünmeye başlıyorsun o zaman.”


“Ölümü göze almakla elde etmek istediğimiz bir şey vardı bizim... Savaştan sonra baktık ki, onlar için savaşmamışız. İşte insanın zoruna giden bu oluyor.”


“Sessiz bir gülümseme yerleşiyor dudağının iki kenarına sessiz bir protesto olarak.”


“İncirleri kuşların gagasından kurtarmak için onlardan daha erken kalkmak gerekir.”


“Beklemek tüm anlamın kendisiydi, bekler ve düşünürdü, boşuna olamazdı, hiçbir şey boşuna olamazdı, boşuna değildi, sebepsiz, yersiz değildi, bekliyordu ve beklediği gelecekti.


Herkes her şeye hazırdır: ibadete ve isyana. İbadetteki isyana ve isyan edişteki ibadete. Bir tutamak bulamayanların heyheyleri böyle zamanlarda yükselir.


“Kara gecede kara taşın üstündeki kara karıncanın kıpırtısı bile denetim altındayken som bilinç olan insanın kendini denetimden uzak sayması mümkün müydü?”


“Taş devri gibi, tunç devri gibi, insanların bir de gül devri geçirdiklerini düşünüyorum. Nasılsa o devirden kalma birtakım adamlar yaşıyor yeryüzünde…”


Bizim için her şey çabuk trajikleşiyor. İğreti şeylere tutunuyoruz. Üstelik tutunduğumuz her şey bir an sonra elimizin altından kaymaya başlıyor. Daha ısınmamıştık bile, daha alışmamıştık bile ona. Böyleyken kayıp gidiyor. Tutunduğumuz şeyin iğretiliğinden çok, kendimize ait bir özellikten geliyor bu.


“Değişme akla durgunluk verecek bir hızdaydı. Yenilikleri yadırgayan kimselerin olmasına rağmen, bir zaman sonra onlar da her yeniliği artık doğal bir olay halinde görmeye başlamışlardı.”


“Yaşlı adamın bahçedeki güllerinin birkaç tanesi daha taç yapraklarını parlatarak başlarını dışarıya uzattılar, şaşkın, kırmızı kırmızı dünyayı seyrettiler.”


Şurda burda, kıyıda köşede gül yetiştiren üç beş adam vardı. Tuhaf insanlar. Zaman zaman, çarşılarda dükkânlarda bunlardan konuşulurdu. Bir saygıdan çok uğraştıkları işin tuhaflığına ilgi duyulurdu.

Site Yaptırmak mı İstiyorsunuz

Kurumsal ve e- ticaret siteleri için doğru yerdesiniz

Bilgisayar Ekranları

Mesai Saatlerimiz

Hafta İçi 09-17 Arası

Yerimiz

Akyol mahallesi, Atatürk Bulvarı No: 111/B Şahinbey - Gaziantep

bilgi@mirkitap.com

5539207655

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter