Ara

Arkaş'ı tanısanız sever miydiniz?!!

Türkçede 3 tane Kendini Arayan Adam isimli eser var. Arkadaşımız bunlardan Mihail Nuayme'ye ait olanını anlatıyor bizlere.


Sümeyra Aktaş

Dünyabizim

“Bunun için insanlar konuşurken ben hep sustum.” (Arkaş)



Elim kalem tutmaya başlayalı çok olmasa da içimde biriktirdiklerim çok oluyor artık. İçimi dışıma çıkarma gayretim vesilesi ile tanıdım Mihail Nuayme’yi. Vesileler önemli ancak en çok tanımam gerektiği için tanıdım. Lübnanlı yazar, göç edebiyatı üzerine kitapları var. Bir de Arkaş’ı var. Aslında Arkaş kendisi ya da Arkaş benim.

Mirdad’ı da muhteşem

Üsküdar’a yolumun düştüğü bir vakit hep aklımda olan yazarın kitaplarına ulaşmak arzusu ile Kaknüs Yayınları’na kendimi atıverdim, üstelik elimde domates ve üzüm poşeti ile. Kitapçı hanıma Mihail Nuayme kitaplarının nerede olduğunu sordum, o da gösterdi, sonra Mirdad romanının muhteşem olduğunu söyledi. Bir de yanında Kendini Arayan Adam-Arkaş’ın Günlüğü vardı. Ben kendisine teşekkür ettim, iki kitabın önce fiyatını sorup sonra incelemeye başladım. (Önce fiyat sormamın sosyolojik temellerine girmiyorum zira daha çok ekonomik temelli bir eylemdi bu.)

Hiçbir tesir altında kalmadan Arkaş’ı kütüphanene kabul ediyor musun?

Aslında iki kitabını da almak istiyordum fakat yanımda yeteri kadar para yoktu. Mirdad’ı kitapevinin sorumlusu tavsiye ettiği için ben diğer kitaba yoğunlaşmıştım, tamamen kendi tercihim bir kitap olmasını istiyordum alacağımın. Böyle garip huylarım var. Üstelik kapak resminde görülen delikanlının bana bir şeyler anlatmak istediğine ikna olmuştum, gözlükleri çok afili duruyordu. Hiçbir tesir altında kalmadan Arkaş’ı kütüphanene kabul ediyor musun? Evet, evet…

Beni bırakıp nereye kayboldu Arkaş?

Arkaş’ta karar kılıp parasını ödedim ve ayrıldım. Kitabı yanıma alır almaz inanılmaz bir huzur hissettim. Gittiğim arkadaş ziyaretinin eve dönüş kısmında, otobüste kitaba başlayıverdim. Kitap adeta bir tılsım ile örülü idi. Beni içine çektikçe kaybolmaya başlıyordum. Tıklım tıklım olan otobüste Arkaş ve benden başka kimse kalmamıştı. Sonra eve geldim, yine okudum. Sonra dışarı çıktım, otobüse bindim okudum. İki günlük bir sempozyuma katıldım, yollarda, arada derede yine okudum, bitti. Ve ben çok üzüldüm. Arkaş kayboldu ama ben hâlâ buradayım. Buna çok üzüldüm. Kitaptan aldığım notları paylaşmanın yararına inanıyorum, Arkaş’ın sukutuna inandığım gibi…

Arkaş susarak anlatıyor

Evvela, kitabı aldığım gün düştüğüm not:

“Aldığım gün kitap kerametlerini gösterdi. Yalnızlığımı bana anlatıyor, elimden tutuyor. Allah’ı andıktan sonra yalnızlık sana helal oluyor…”

Arkaş susarak anlatıyor. Modern dünyanın bağırtısına inat susuyor, New York’ta susuyor, bir kahvehanede susuyor, bir mağarada yaşamıyor Arkaş.

Arkaş susuyor ve başka bir hayatı yaşıyor. Aslında hepimizin özlediği bir hayatı… Mesela eşlerin birbirlerinin sözlerine değil gözlerine bakarak anlaştığı bir hayatı… Bir annenin gülüşünden, bir babanın sakalındaki beyaz telden dökülen manayı kavrayacak bir hayatı… Ezan ile namaza çağırılıyor insanlar ama sen, Allah’ın huzuruna, çağırtılmaya gerek duymadan, erkenden gidiversen olmaz mı?

Tavsiye: Kendi yalnızlığını ve sükûtunu aramaya çıkmamış olanlar önce aramaya başlasınlar. Nasılsa bulamayacaklar. İşte o zaman Arkaş’a uğrasınlar.

Derin Bakış