1/3
Ara

‘Anılardan bir gölgeler korosu’

Hasan Erkek anılarını hep yanında ve her yere ve her mecraya taşıyanlardan, onlarla taşınanlardan ve her dile getirdiğinde, sergilediğinde onlarla yeniden tanışan, bizi de tanıştıran bir şair, oyun yazarı, dram sanatı uzmanı.



Haydar Ergülen

Hürriyet Gazetesi


Anılar insanı yaşlandırır, şiiri yaşatır. Bazen tersi de doğrudur. Bir üçüncü yol yok mudur? Ona kimi yaşantılarda ve şairlerde tesadüf ederiz. Hasan Erkek de bu şairlerden. Anılarını hep yanında ve her yere ve her mecraya taşıyanlardan, onlarla taşınanlardan ve her dile getirdiğinde, sergilediğinde onlarla yeniden tanışan, bizi de tanıştıran bir şair, oyun yazarı, dram sanatı uzmanı.



Yeni şiir kitabı ‘Lal Destan’ın (Kırmızı) başındaki ‘Otobiyografi’ şiirinden kalkan tren de bizi çocukluktan gençliğe, oradan yaşlılığa dolaştırırken ne çok anıyla, insanla buluşturuyor. Tren belki de ‘vefa istasyonu’ndan kalkıyordur.

Hasan Erkek, ‘Lal Destan’da anıları, insanları, yaşantıları, coğrafyaları şiirle dolaşırken, ilginç bir yöntem de uyguluyor. Video klipten kısa filme, resimden dramatik öyküye, mektuptan farsa, taşlamaya, masaldan tragedyaya farklı anlatı biçimleriyle oluşturuyor destanı. Mahmut Temizyürek’in şahane arka kapak yazısında dediği gibi, senfonik bir akışı olan bu şiirin yolu “Çocukluğun oyun hazzıyla, sözcüklerin animist ruhuyla, kalbin tazecik ritmiyle devinir”. Bu güzel cümleyi doğrulayacak tazelik ve açıklıkta pek çok şiir ve dize var kitapta: “İnce kelimelerden yardım dileriz” der ve ‘Lal Destan’ şiirinde, doğanın ve insan doğasının çatışmasındaki sertliği duyurmak için kelimelerin inceliğine sığınır: “Kalbur fakına gelmiş bir serçenin iç çekişiydim/ kafası koparılıp çocukların önüne atılmadan/ çocukların boynu/ serçelerin boynuyla terbiye edilmeden önce”.

‘Taşlama’ da yapar yapmasına da o da ‘ince kelimeler’den payını alır: “Bir arpacık olsun çıktım göz kapağınızda/ Sonra gözünüzden düştüm/ Sizce bin parça oldum/ Bence kendimi buldum”. ‘Fars’ın da ‘Taşlama’dan kalır yanı yoktur, hatta sesi ondan daha çok duyulur: “Ah Züleyha/ Kalbimin taşrasında otlayan kuzu/ Taze havuç yaprakları dururken/ Süt dişlerinle/ Saldırma öyle/ Deve dikenlerine”. Kendini hikmet burcunda sananları uyarır şair ve “Al işte sana geliyor bu kahkaha/ Hah hah haaaa/ Hah hah haaa” der ‘Fars’ın sonunda.

“Bir kuyunun ipi miyim neyim/derinden keder çekerim” diyerek “hüzünlü bir umutla dünyayı dolaşan” bu şiirin yeni durağı ‘Lal Destan’. Renkli ve zengin bir şiirle buluşmak için.

Derin Bakış

mirkitap.com - Alışveriş, Kitap Kültür

Akyol mah. Atatürk Bul. No: 111/B Şahinbey - Gaziantep