top of page

Alev Alatlı'nın "Saçaklı Mantığının" Mantıksızlığı

Saçaklı mantık aslında mantığın bırakıldığı imkansız labirentinden başka bir şey değil. Alev Alatlı’yı bu labirente iten sebebin özeti şudur: Alev Alatlı, mantık gibi asla yanlışlanamayan bir kaideye dayanmakta lakin bu mantığı asla zorunlu mantık olamayacak mümkün varlıklar üzerinde tatbik etmekte lakin mümkün varlıkların seyyal durumunu gözardı edince zorunlu-mümkün ve imkansız varlık tasnifini yapamadığından suçu akıl ve mantıkta bulmaktadır.


Akıl En Büyük Peygamberdir
Alev Alatlı'nın "Saçaklı Mantığının" Mantıksızlığı

Aklın hükümleri bedihidir… Bedihi hükümlerin aslında ispat edilmesine bile gerek olmadan doğru, en doğru hüküm olduğunu söylemek durumundayız. Geçmişten bugüne çevremizde olup bitenlerin gerçekten olup olmadığı bazı şüpheci filozoflar tarafından tartışılmış ve onlara karşı argümanlar geliştirilerek varlığın ispat edilmesine çalışılmıştır. Ama çevremizde olup biten varlıkların varlığını ispata bile gerek yoktur; onlar vardır hem de ispata gerek olmayacak kadar vardır. İşte bunun gibi aklın hükümleri doğrudur, ispata gerek olmayacak tarzda doğrudur hatta tüm doğruların temel doğrusudur.



Mantık ilmi doğruyu bulmak için tutarlı argümanlar sunar. Ama mantık akıldan koptuğu zaman kendi içinde tutarlı ama gerçekte yanlış neticelere sebep olur. Kapalı devre mantık kurguları hayatımızı zehir bile edebilir. Modern ideolojilerin tamamı akıldan kopuk kapalı devre mantık kurgularının bir sonucudur. Kapalı devre mantık örgüsü, mümkünleri bir yerde keserek mümkün herhangi bir şeyi zorunlu olarak değerlendirip ondan çıkan neticeyi mutlak doğru olarak nitelendirmenin adı. Son zamanlarda Alev Alatlı’nın bayraklaştırdığı “fuzzy” veya kendi deyimiyle “saçaklı mantık” kapalı devre mantık kurgusunu aşma iddiasında ama Alev Alatlı’nın “fuzzy mantığı” hem akıldan hem de mantıktan kopuk. İmkansızı mümkün gösterme iddiasındaki “fuzzy mantık” Hegel diyalektiğinin modern versiyonundan fazlası değil.



Akıldan kopmuş olan kapalı devre mantık kurgusuna kader üzerinden örnek verelim. İnsan vicdani olarak bilir ki o, irade sahibidir, tercih hürriyeti vardır. Bu noktada şöyle bir mantık kuruyoruz. “Madem tercih hürriyetim var öyleyse kader yoktur.” Bu mantıkta iki unsur görmezden geliniyor. Birincisi; zamandan münezzeh olan zorunlu varlığın geleceği ve geçmişi bilmemesi mümkün değildir. İkincisi: İnsan doğduğu zamanı tercih edemez. İşte kapalı devre mantıkta iki unsurda görmezden gelinir. Şimdi buradan yeni bir kapalı mantık kuralım: “İnsanın birçok şey elinde değildir. Anne ve babasını tercih edemiyor. Kaldı ki var olup olmayacağını bile tercih edemiyor. Sonradan var olduğunu zannettiğimiz irademiz yanıltıcı olabilir. Bu sebeple aslında bir irademiz yoktur, hayatımızın tamamı programlanmıştır.” Bu mantık kurgusu da apaçık olan irademizi görmezden gelerek bir kurgu mantık örüyor. Ayrıca bu mantık, mümkün ile zorunlu varlığı birbirinin parçası kılıyor. Meselenin diğer yönü de şudur: Bu mantığı kuranları dikkate almaya gerek yoktur, zira iradeleri olmadığından sözleri kendi sözleri değil… Kapalı devre mantık, aklı hapsetmeye yarayan, insanı tutsak eden kendi içinde tutarlı ama kesinlikle yanlış örgülerdir.


Kapalı devre mantığın en güzel örneklerinden birini şeytan veriyor. Allah’ın “Adem’e sevde edin” emrine “Beni ateşten, onu topraktan yarattın. Ben ondan daha üstünüm” diyerek dinlemeyen Şeytan, “yaratma” kelimesini görmezden geliyor ve sadece ateş ile toprağı kıyaslıyor. Şeytan mantığı kendi indi durumu ile sınırlayarak kendince tutarlı ama kesinlikle yanlış bir sonuca ulaşıyor.


Alev Alatlı’nın “fuzzy mantık” dediği mantık, aslında mümkünlerin mümkün sınırını aşıp zaruret seviyesine gelemeyeceğini ele veriyor. Ele veriyor vermesine de fuzzy mantıkta mümkünleri imkansızların cenderesine atıyor. Şöyle izah edelim. Eşya ve eşyaya egemen olan yasaların tamamı mümkün varlıktır. Eşyadaki nedensellik ilkesinin tamamı mümkün sınırlarını asla aşamaz. Mesela “ateş yakar, yere attığımız her şey düşer zira yerçekimi kanunu var” cümlesi doğru ama akli bir zaruret içermeyen doğru. Bu doğruların tamamı tecrübi zorunluluk içerisinde değerlendirilir. Tecrübi doğruların ileride nasıl bir hal alacağı hususunda ise kesin hüküm verilemez. Akli doğrular ise gelecekte de mutlak doğrudur ve aklın yolu her zaman birdir.


“Ateş yakar, yere attığınız her şey düşer” cümlesindeki sonuç fiilleri akli zauri kanun olamaz zira akıl, zaman içerisinde olan her varlığın mümkün varlık olduğunu tabi olarak tespit eder. Bilimcilerin anlamadığı da tam olarak bu. Oysa bu kanunlar ezeli değildir, ebedi de olmak zorunda değildir. Ama akıl, gerçekten zorunlu varlıktan kaçınca hükümdarlık görevini yapamazsa bu sefer, duygulara, çevre şartlarına vs mağlup olarak mümkünlerden zorunlu varlık inşa ediyor. Bilimsel yani tecrübi zorunlu varlıkları akli zorunluluk seviyesine çıkartma hastalığıda bunlardan biri.


Bir şey aynı zamanda hem var hem de yok olabilir mi? Hayır… Asla… Ama Alev Alatlı’nın gündeme getirdiği “fuzzy mantık” olabilir diyor ve akıldan keskin bir şekilde ayrılıyor. Oysa “fuzzy mantık” akıldan kopmasa bulanıklığı aşmasa faydalı bile olabilecekken Alev Hanım saçmalıklara teslim olmayanları sekter diyerek mahkum ediyor. Hatta yer yer hukuki metinlerin “emir” ve “yasakları”nı bile gri alana sokarak anarşiyede davetiye gönderiyor.

Alev Alatlı’nın “saçaklı mantığı” belki bizi akıldan kopmuş modern mantıktan ve bu mantıktan üretilmiş modernizm ve modern ideolojilerden bir nebze kurtarıyor gibi gözükse de aslında bizi belirsizliğe hatta hiçliğe mahkum ediyor. Oysa aklın yolu birdir Alev Hanım ve akıl asla yanlışlanamaz.


Aslında mantık kendi içinde her zaman kesin bilgi içerir. Kesinlikten uzak dahası bir şeye aynı anda hem var hem de yok demek imkansızı mümkün kılmak demektir ki işte bu kabul aklı iptal eder. Alev Alatlı’nın gündeme getirdiği saçaklı mantık aslında mantık bile değildir. Kendisine sormak lazım; “bir şeyin aynı anda hem var hem de yok olduğunu kabul ederek aslında neyi kabul etmektesiniz, var mı yok mu?” Elbette kapalı devre mantığı kullanarak mümkünleri zorunlu görenler mevcut ve bu kimseler alemin içerisinde kendilerine insandan tanrılar da icat etmektedirler. Ama kavramsal olarak laiklik, komünizm, kapitalizm, muhafazakar demokrasi, milliyetçilik, devlet gibi kavramları mümkün seviyesinden zorunlu seviyesine çıkaran kimselerin yönetimleri altında insanlar, insanlıklarını, haysiyetlerini, akıllarını onların mantık oyunları vesilesiyle kaybetmektedir. Ama bu hastalığın tedavisi kesinlikle postmodernizm veya saçaklı mantık olamaz. Çünkü yeryüzünde zorunluluklar icat eden laiklik, kapitalizm, muhafazakarlık, komünizm gibi kavramlara inanmak nasıl akılsızlıkla post modernizm veya saçaklı mantıkta en az onlar kadar akılsızlıktır.


Saçaklı mantık aslında mantığın bırakıldığı imkansız labirentinden başka bir şey değil. Alev Alatlı’yı bu labirente iten sebebin özeti şudur: Alev Alatlı, mantık gibi asla yanlışlanamayan bir kaideye dayanmakta lakin bu mantığı asla zorunlu mantık olamayacak mümkün varlıklar üzerinde tatbik etmekte lakin mümkün varlıkların seyyal durumunu gözardı edince zorunlu-mümkün ve imkansız varlık tasnifini yapamadığından suçu akıl ve mantıkta bulmaktadır. Halbuki mümkün varlıkları zaten bir mantık içerisine koyamazsınız ve onlardan hiçbir zaman akli bir zaruret çıkaramazsınız. Mümkün varlıklardan akli zaruret çıkaramamak aklın suçu değil aklın ihtişamıdır. Akıl mümkünlere teslim olmaz. Mümkün varlıklarda asla donukluk kabul etmez. Ama akli kaideler kesindir asla seyyallik içerisinde olmaz, mümkünlerin üzerinde egemendir. Mesela 2x2=4 her zaman her durumda 4 eder. Gelecekte dahi bu durum değişmez. Hatta birisi karşımıza çıksa dese ki; “2x2=5 eder buna dair de delilim Güneş’i Batı’dan doğuracağım, gökteki Ay’ı yok edeceğim, ölüleri dirilteceğim” dese ve gerçekten de Güneş’i Batı’dan doğursa, Ay’ı yok etse, ölüleri diriltse biz kendisine yine inanmayız ve kendisini soytarılıkla itham ederiz. Çünkü 2x2=4 hükmü asla değişmez ama Güneş’in konumu değişebilir. 2x2=4 hükmü asla değişmez ama Ay yok olabilir. 2x2=4 sonucu asla değişmez ama ölüler dirilebilir. Alev Alatlı Hanım mantığı değişen varlıklara kurban etmektedir ki bu mantıkla insanların hiçbir şeyi bilmelerine imkan yoktur.

Comments


bottom of page