Aşk Mağlubiyettir

"Sevgilimin itabından kendime şefkat duyarak ağlamaktayım.

Hicran hasebiyle vücudumun bir kısmı da diğer kısmına ağlamakta

Ben iyiliğimde de kötülüğümde de korkarım ondan

Ve onun hükmettiği şeyle kendime hükmederim."




İradelerin üstünde yer alır aşk; maşukun aşığa yenilmesi, kesin galebesi. Mecnun’un çaresizliği, Leyla’nın teslimiyet bayrağı çekmesi… Şair’den dinle aşkı:

"Sevgilimin itabından kendime şefkat duyarak ağlamaktayım.

Hicran hasebiyle vücudumun bir kısmı da diğer kısmına ağlamakta

Ben iyiliğimde de kötülüğümde de korkarım ondan

Ve onun hükmettiği şeyle kendime hükmederim."



İki ayrı devlet ve halk düşün. Öldüresiye, acımasızca, darmadağın etmek için birbirleriyle sonsuz nefretle savaşmışlar. Nihayet biri diğerine galip gelmiş. Galip ile mağlup arasında herhangi bir hakem veya hukuk yok farzet. Galip de kesin bir gurur ve keskin bir intikam duygusu. Mağlup da kat’i bir çaresizlik. Mağluplar kadın, çocuk, yaşlı ayırt etmeden diz çökertilmiş bir şekilde dizilmiş. Artık her şey galibin inisiyatifinde zaten daha önce sonsuz bir kinle savaşıyor; ölümlerin hesabını bile yapmıyordu. Şimdi… Herkesi yakmak, küllerini oraya buraya savurarak düşmandan iz bırakmamak istiyor. Mağlup gözlerde korku… Gözler muhataba bakamıyor bile. Şaşkın… Olacakların tahayyülü dehşet, kalp bomboş. Diz kapakları titriyor; hiçbir şey kontrol altında değil… Yardım umutları da yok. Tam bir çıkmaz. Daha fazlası mümkün olmayan bir korku; mağlubiyetin zirvesi. İşte tam o anda… “Keşke doğmasaydım” noktasına çoktan gelmiş olan mağlup, içten içe galibe sevgi duymaya başlar. Başlamak ne kelime; ölesiye sever galibi. İstese de sever istemesede. Çünkü kesin mağlubiyet, kesin sevginin en büyük sebebidir. Mağlup o kadar çok sever ki, galip için gözünü kırpmadan ölüme atlar; yeter ki bir işaret yollasın galip:



"Sevgilimin itabından kendime şefkat duyarak ağlamaktayım."

Sevgili her daim galip, seven ise daima mağlup. Mecnun, Leyla’nın ayakları altında; Leyla, Mecnun’un gözlerinin hapsinde. Korku zirvede; kaçacak yer yok; nereye gitse Leyla, kime baksa Leyla… Aşığın kendisine ağlaması, yakarması bile nafile; kalp yumuşamıyor, acıma nedir bilmiyor.

"Hicran hasebiyle vücudumun bir kısmı da diğer kısmına ağlamakta"

Sevgili; aşığın kalbini teslim almış artık ağlayıp sızlanmaktan başka derman yok. Vücut darmadağın; baş gövdeden ayrı, yemek mi yiyor zehir mi belli değil. Kalp diğer organlardan ayrılmış; "ne haliniz varsa görün" havasında. Paramparça artık bölük pörçük. Hiçbir şey tam değil. Muhakeme yok. Mağlubiyetin zirvesi; yani aşkın.

"Ben iyiliğimde de kötülüğümde de korkarım ondan"

Bir demet çiçek alsa korkuyor, tebessümü unuttuysa yüreği ağzına geliyor. Bundan büyük mağlubiyet mi olur? Devletlerin devletlere mağlubiyeti ne ki?

"Ve onun hükmettiği şeyle kendime hükmederim."

Kalem, onun elinde. Kalem benim elimde... Ben her iki halde de boş bir kağıt... Dilinden dökülenler emir, kalbinden geçenler ferman. Başımı alacaksa alsın... Silecekse beni silsin. Ne diliyorsa onu yapsın. Eziyet edecekse kendimi bahtiyar hissederim.

Sevgi, kesin bir mağlubiyet. Aşık, kesinlikle yenilen kişi. İradeleri bile teslim alan mağlubiyet. Mağlup değilsen aşık da değilsin.