top of page

Aşk Adamı Öldürür… Aşk Adamı Diriltir

Aşk; karşıdakini sevmek… Kendinin farkına vararak, kendini seven insanın karşıdakini, kendinden başkasını sevmesidir aşk. Aynaya her bakışında kendisine hayran olan kötü kalpli cadılar, kendine tapan narsisler anlamaz, anlayamaz aşkı. Çokluğu kalbinde tekleştirmek, kendine gelmektir. Hayata başka pencerelerden bakan, geçmişleri farklı, tecrübeleri ayrı, duyguları başka iki farklı insanın birbirini sevmesi, sevebilmesi. İşte inkılap. Devrimler ne ki… Devrimler ne ki; bir kalemde milyonlarca insanın ölmesi, iktidarların değişmesi gibi basit, sıradan ve çok zaman kemik kavgasından başka bir şey olmayan nefret abidesi kindar insancıkların kör dövüşünden başka… Ne ki devrimler… Lakin aşk; inkılapların şahı… Dönüşümlerin piri. İnsan olmanın ilk adımı.


Akıl En Büyük Peygamberdir
Aşk Adamı Öldürür… Aşk Adamı Diriltir

Aşk ve evlilik sadece bu dünya için atılmış bir sözleşme değildir. O, gerçekten de sonsuzluktur. İbn-i Abidin şu tespiti kaydeder: “Cennette dünyada olan iki ibadet devam eder. İman ve nikâh.”

İnsanın yaratılış hamuru allak. İnsanın temel maddelerinden alak yapışkan sıvı ama bir yandan da seyyal. Yapışkan olduğu için derler ki; insanın bağrına saplanan bıçak sonrası dayanılmaz acının sebebi organların birbirlerinden ayrılmasının verdiği acının feryadıdır. Doktor Frank T. Vertosick, “Neden Canımız Yanar” kitabında insan acılarının özel ve hayvan ve bitkilerden çok çok farklı olduğunu dile getirir. Hatta insana mahsus acının, diğer varlıklardan öte geleceğe yönelik bir ders verme özelliği olduğunu da delilleriyle anlatır. Aslında zerresinden küresine organlarımız bile birbirine âşık; kopmaz bağlarla birbirine bağlı ve adeta tek nefisten yaratılmış olmanın halini simgelemekte. Esasen organlar, tek bir alakın değişik mertebelerde ve görevlerde bulunmasıyla oluşmuştur… Böbrek, kalp, ciğer, göz… Hepsini topla tek bir alaktır, hepsi. Her organın tek bir “nefse” bağlanan bir ruhu vardır.

Âşıklar tek bir alakın çift görünmesinden fazla bir şey değildir. Bu sebeple âşıkların ayrılması veya kavuşamamaları önce insanı feryat ettirir, sonra çöllere düşürür, dağları deldirir… Ve sonra öldürür… Aşkın sebebi hakkında Peygamberimiz (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Ruhlar toplanmış cemaatler (gibidir). Onlardan birbiriyle (önceden) tanışanlar kaynaşır, tanışmayanlar ayrılırlar." (Buhari)


İşte bu sebeple aslında… Aslında aşığın ayrılık acısı, organların birbirlerinden ayrılmasından daha büyük bir acı oluşturur. Ruhların kaynaşması tek bir nefsi oluşturmuş ve bunların ayrılması da aşığın paramparça olmasına neden olmuştur.


"Beni eller kimi görme Sen benimsin ben seninim Beni eller kimi görme Sen benimsin ben seninim


Gel seni benden ayırma Gel seni benden ayırma Sen benimsin ben seninim Sen benimsin ben seninim yar"


İkimizin kalbi birdir İkimizin kalbi birdir Sen benimsin ben seninim Sen benimsin ben seninim yar"denilmiştir. Arabesk kültür diye küçümser bazıları aşkı... Oysa;


Aşk; karşıdakini sevmek… Kendinin farkına vararak, kendini seven insanın karşıdakini, kendinden başkasını sevmesidir aşk. Aynaya her bakışında kendisine hayran olan kötü kalpli cadılar, kendine tapan narsisler anlamaz, anlayamaz aşkı. Çokluğu kalbinde tekleştirmek, kendine gelmektir. Hayata başka pencerelerden bakan, geçmişleri farklı, tecrübeleri ayrı, duyguları başka iki farklı insanın birbirini sevmesi, sevebilmesi. İşte inkılap. Devrimler ne ki… Devrimler ne ki; bir kalemde milyonlarca insanın ölmesi, iktidarların değişmesi gibi basit, sıradan ve çok zaman kemik kavgasından başka bir şey olmayan nefret abidesi kindar insancıkların kör dövüşünden başka… Ne ki devrimler… Lakin aşk; inkılapların şahı… Dönüşümlerin piri. İnsan olmanın ilk adımı.


Bu ilk adımdan sonra aşık olanın önünde iki yol var… Ya aşkını yere düşürecek, kirletecek. Aşkı ile hukuki ilişki kurmayacak ve aşkını heder edecek. Bayağılaşacak. Veya…


Aşkı disipline edecek, yüceltecek, hukuki sınırlar içerisinde aşkı ile birbirine kavuşacaklar. Ve bu kavuşmaları onları sonsuza taşıyacak.


İnsanların çoğu bedelsiz zannetikleri flört ve zina ile avunurlar. Oysa sorumluluk almadan haz alan insanlar, kıyıcı olurlar benliklerini kaybederler.


Gerçi bunda devletin ve hâkim kültürün de rolü yok değil. Zira devlet, 18 yaş altı genç kızla evlenmenin cezası olarak 16 yıl hapis tayin etmiş. Oysa "aşk belası" insanı çok kere genç iken bulur. AKP'liler sevmek ve aşk kavramından habersiz olduklarından aşkı cezalandırılması gereken bir suç kabul etmişler. Bütün bunlara rağmen...Hukuk (buradaki hukuktan kasıt devletin saçma sapan kanunları değil) ile taçlanmamış aşklar, pörsür ve kirlenir. Her yakınlaşma esasen uzaklaşmadır. Ama...


Hukuk ile taçlanmış aşklar büyür. Sonsuza yelken açar. Zira Peygamberimiz (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:


"Birbirini sevenler için nikâh (evlenmek) kadar güzel bir şey görülmemiştir." (İbn-i Mace)

Aşkı arabesk kültür diye küçümseyenler insan değildir.Aşkı, hukuksuzluğa alet edenler; flört edenler, zinaya saplananlar insanlıklarını öldürüyorlar. Onlar yiğit değildir, onlar aşkı bile öldüren aşağılık mahlûklar.


Ruhlar âleminde tanışan âşıkların birbirini görmesi veya seslerini işitmeleri âşık olmaya yeter. Bu yeteri nikâhla taçlandırmak lazım, zina veya flörte girmeden. Harcamayın aşkınızı. Aşk, öldürür ama daha yücelerde diriltir. Peygamberimiz (sav)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Kim, âşık olur, aşkını iffetinden dolayı gizlerse şehit olarak ölür” buyurmuş, Peygamberimiz (sav). Hadis, nikâhlı veya nişanlı birine duyduğunuz karasevdayı açıklamamalısınız ihtarı yapıyor. Aşkınızdan ölün ama dilinizi tutun, imalarınıza egemen olun. Arsızlık edip de sevgini açık edersen, dışa vurursan hasretini; kan dökülmesine varan fitnelere neden olursun. Kargaşaya sebep olursun da akla hayale gelmez felaketlerin müsebbibi sen olursun. Kaderine razı ol... Kaderine razı ol ve şehit ol.


Bekâr veya dul kişiye gelince... Gönlünü çarpan Leyla'ya ise... İşte ona açtığın nağmeler günah değil. Sevdanı gizlemenin pek manası da yok. Meftun olmuşsan aşkını gizlemenin karşılığında vaat edilen şehitlik makamı yok.


Yukarıdaki hadis bir telmih içeriyor. Şehitler ölmez biliyorsun. Aşk ve şehitlik yan yana zikrediliyor. Çünkü âşıklar ölmez. Hayat onların hayatıdır, diğerleri sadece yaşar; bitkilerde yaşar, hayvanlarda. Aşk ve ölüm; aşk ve şehitlik yan yana zikrediliyor, hadiste.

Aşk adamı öldürür. Öldürür lakin hayata diriltir. Aşk yaşamın içinde hayat. Hayatın içinde başka bir hayat. Âşık; hayatın içinde aldığı her nefesin içine bir ömrü sığdıran kişi. Mekanik değil o, sıradan hiç değil. Farklılıkları idrak etmek, engelleri aşma iradesi göstermektir, aşk. Beşeri aşk deyip geçme...


Aşk... Teoride imkânsız bir hal...


Mecnun'un kendisini aşıp Leyla'ya vurulması imkânsız... Ama aşk bu... Teorik duvarları paramparça ediyor ve yakıcı bir gerçeğe, kül eden hakikate dönüşüyor. Yaşamı aşıp hayata akmanı sağlıyor, aşk.


Âşıklar ölmez...


Âşıklar ölmez, onlar ancak şehit olur. Hayatın içinde hayat bulur, hep daha yükseklere kanatlanır, âşık. Ölmek de neymiş? Bitkiler ölür, hayvanlar ölür, beşer ölür...

İdeolojilerin karanlık ve çıkmaz sokaklarında sürünenler ölür. Paradan başka şey düşünemeyen, döne döne parasını sayanlar ölür. Erken evlendiği için Leyla'nın Mecnun'nunu hapse atanlar ölür. Kısaca adını anmaya değmez nesneler ölür.


Âşıklar Ölmez... Onlar ölmeyi değil hayatı göze alır. Onun nefesi hayat. 60 yıl yaşayıp da dünyadan her hazzını alan kişi bile, aşığın tek nefeste aldığı hazzı anlayamaz. Beşeri aşk deyip geçme...


Aşk nasip oldu ise bir kere dahi... Artık anla... Allah, senin kalbini bile tümü ile istemiyor. Sana muhtaç değil. Adeta seni, senin için yaratmış. Kalbinin... Kalbinin en müstesna yerinin en istisnai makamına koyabildiğim aşk; Allah'ın idrakler üstü cömertliğini idrak ettirir. Zira o kalp Allah'ın. Ve Allah sahip olduğu kalbin başkasına akmasına izin veriyor. Ve hissedersin.

Ve hissedersin...


Aşk gibi müstesna duygu ile hissedersin. Peygamberler ve melekler dâhil bütün bir âlem bir tarafa SEN bir tarafa. Sadece SEN ve ALLAH. Allah ve sen. Anlarsın... Tek başına sen, Allah katında ne kadar kıymetlisin. Biriciksin sen, eşsizsin. Ve anlarsın...


Allah'ın sana olan sevgisi yanında... Leyla'nın aşkından kömür olması da neymiş? Mecnun'un çöllerde kaybolması ne olabilir ki? Basit ama çok çok basit bir hikâye... Allah'ın sevgisi de eşsiz. İdrakler üstü. Kişiye özel...

Commentaires


bottom of page