Ara

62 yıl sonra yazarının kasasından çıkan bir baş yapıt

Siegfried Lenz’in 2. Dünya Savaşı’nda ‘Saf Değiştiren’ bir Alman askerinin hikâyesini anlattığı romanı, dönemin ‘Soğuk Savaş’ atmosferinde yayımlanamadı ve 62 yıl yazarının kasasında bulunmayı bekledi.



Erhan Tekten

Hürriyet Gazetesi

Edebiyat dünyasında hayatını kaybetmiş yazarların yayımlanmayan beş-on sayfalık küçük metinlerinin bulunması olağan bir şeydir. Ama yazar öldükten sonra basıma hazır şekilde bekleyen bir romanın ortaya çıkması çok nadirdir. Hayatı boyunca birçok ödül alan ve son olarak da Johann Wolfgang von Goethe Altın Madalyası ile onurlandırılan ünlü Alman yazar Siegfried Lenz’in ‘Saf Değiştiren’ romanı, 2014’te ölümünün ardından kasasında bulundu. Bulunan metin, önce yakın çevresinde, kitap basıldıktan sonra da Alman okurları arasında büyük heyecan yarattı. 2016 yılında basılan kitap çıkar çıkmaz en çok satanlar listelerine girmeyi başardı. Alman dili için bu kadar önemli bir yazarın kitabı neden 62 yıl saklı kalmış, yayımlanmamıştı?



ÖLÜMÜ ARZULAYAN ADAMLAR 2. Dünya Savaşı’nda Alman askerleri, karşılarına çıkan en küçük bir direniş karşısında hemen ‘kırılma’ yaşıyordu. Karşı taraf ise en zor koşullarda bile geri dönmeyi düşünmüyordu. Batı Almanya’nın savaş sonrası da devam eden kırılgan zihniyetinin aynası niteliğindeki ‘Saf Değiştiren’, Polonya ile Ukrayna arasındaki, Alman birliklerinin elinde olan bir bölgede başlıyor. 1944 yılının yaz aylarında izinden dönen er Walter Proska’nın treni, savaş atmosferinde savunma pozisyonundan artık saldırıya geçen partizanların koyduğu bir bombayla havaya uçuruluyor. Saldırıdan sağ kurtulup, yaya olarak birliğine gitmeye çalışan Proska’nın yolu bir grup Alman askeriyle kesişiyor. Çekilen ordunun bataklık bölgede unuttuğu askerler ile birlikte Proska, yakıcı güneşin, sivrisinek sürülerinin ve partizan ataklarının karşısında çıldırma aşamasına gelen, ölümü arzulayan bir adama dönüşüyor. Çiçeği burnunda yazar Lenz’in ustalığı, karakter oluşturma ve bataklığın yoğun atmosferini okuyucusuna verme gücüyle kendini hissettiriyor. Savaşı, yedi askerin korumaya çalıştığı dar bölgeye indirgerken Lenz, romanı için yarattığı gerçekçi askerlerini cam bir fanusta gözlemliyor.

Siegfried Lenz Almanların milliyetçilik, ahlak, anavatan ve üstün ırk hakkındaki görüşlerini grup içindeki Wolfgang isimli asker üzerinden veriyor. Askerlerin ‘Sütlüsandviç’ lakabını taktığı Proska, Wolfgang’a “Almanya’nın dokusu buhar gibi uçucu değil, Almanya dediğin tadına bakabileceğin, dokunabileceğin, kesebileceğin bir şey. Anavatanımı içimde taşıyabilirim ama hayatımı elimden almaya kalkarsa, artık Almanya diye bir şey olmaz benim için” diyebilme cesaretini gösteriyor. Savaşın bittiği dönemde ise safını değiştirerek Sovyet bölgesine geçiyor. Lenz’in ‘Saf Değiştiren’i neden kasaya kaldırdığı konusuna dönecek olursak; 1952 yılında daha Berlin Duvarı örülmeden önce Batı güçleri ile Doğu Bloku arasındaki ilişkilerin kaygı verici biçimde sertleştiği aşikâr. Alman ordusundan Kızıl Ordu’ya geçerek saf değiştirenlere ilişkin bir roman o zamanlar kabul edilemez olarak görülür. Lenz’in bitirdiği ikinci romanı için yayınevi tüm malzemeyi ve karakterleri gözden geçirmesini ister. Gururu kırılan genç romancı yayınevine gönderdiği mektupta ‘istedikleri roman’ ile ilgili “Bu romanı yazmayacağımı söylemek istiyorum, bu romanı yazmayacağım çünkü yazmayacağım” der ve kitabını kasasına kaldırır. Sizce de her ne olursa olsun sevdiğimiz yazarların bitmiş elyazması kitapları ortaya çıksa iyi olmaz mı?

Derin Bakış