Şimdi / Now / Maintenant / Jetzt / الآن

İngiliz düşünür John Ellis McTaggart, “Zamanın vehim olması” isimli makalesinde lisan-ı halktan yola çıkmış: Göreceli ve mutlak. McTaggart, geçmişte kalan ve kayda alınmış iki olay arasındaki münasebet ile bugün şimdi vukuu bulan olaylar arasındaki münasebetin farklı olduğuna işaret etmiş.


Mehmet Yılmaz

Derin Düşünce

Ne değildir?



Vehim, illüzyon, yanılgı değil.

Nedir?

İnsanın, gerçekliğin yenilenmesine şahid olması.

Neden?

Rudolf Carnap, Einstein’ın “Şimdi” olarak adlandırdığı şey hakkında ciddi şekilde endişelendiğini söylemişti çünkü Einstein’ın fizik bilgisi bile bunu açıklamakta yetersizdi. Carnap, Şimdi’yi tecrübe etmenin insan için özel bir şey olduğunu, geçmişten ve gelecekten esasen farklı bir anlam taşıdığını, ancak bu önemli farkın fizik bilimi içinde olmadığını ve olamayacağını belirtti. Fizikçilere ne kadar zor gelse de itiraf edilmesi gereken bir gerçekti bu. Carnap’a göre, bilim dünyasının dışında olan ve Şimdi’yle ilgili önemli bir şey bulunduğundan şüpheleniyordu. Newton fiziğindeki “t” zamanı gibi Einstein’ın izafiyet teorileri de Şimdi’yi açıklayamıyor.

Bu “Şimdi” bulmacasının kaynağı, pozitif bilimin nesnel gerçekliğe odaklanması ve şimdiki anın indî (sübjektif) deneyimlerle tanımlanması. Bu nedenle, bazı bilim adamları Şimdi’nin hiç mevcut olmadığını bile söylemiş. Tanıdık pozitivist yobazlık: “Bilim bir şeyi ifade edemiyorsa o şey yok demektir”.

Fotoğraf, sadece objektifin önünü değil arkasını da gösterir

Naklen yayında bazen uzak bir yere bağlanırlar ve farklı mekânlardaki insanlar aynı Şimdi’nin içinde görünür. Bazı oyunlarda da bu özellik var: Aynı ekranı birkaç oyuncu paylaşabilir bu yolla: Eşzamanlı görüntüler aynı Şimdi’nin içindedir. “Split screen” denen bu teknik sinemada çok kullanılır: 24 (Surnow ve Cochran), Kill Bill (Tarantino), Requiem for a dream (Aronovski), Rear Window (Hitchcock). Aynı anda bir insanın yüz ifadesini ve gördüklerini görürsünüz. Yahut iki ayrı evde olanları… Aynı Şimdi’nin içinde gerçekleşen birkaç olayı bir ekrana sıkıştırabilen sinemadan fotoğrafa geçelim şimdi. Dikkat, ekran bölmek yerine aklımızı ikiye böleceğiz ve iki farklı şeyi aynı anda akledeceğiz…

Fotoğraflar sadece objektifin önünü değil arkasını da gösterir. Fotoğrafçı yüksek bir duvar üzerinde miydi yoksa yere mi uzanmıştı? Fotoğrafçının konumu hakkında fikir vermeyen yani objektif bir fotoğraf çekemezsiniz. Peki ya panoramik çekimler veya uydu fotoğrafları? Fotoğraf makinesinin geniş açılı merceği, uzun pozda dönmüş olması yahut “objektifin” uyduda olması yeterince sübjektif değil mi? İstanbul’un uydudan çekilmiş fotoğrafları, Sirkeci’nin ara sokaklarında çekilen karelerden daha objektif değil.

Zaman ile ilgili mefhumları akletmemiz de bulunduğumuz yere göre yani Şimdi’ye göre şekillenir. Dün, yarın, gelecek sene gibi sözlerin işaret ettiği gerçeklerin mânâsını Şimdi’den kopuk olarak düşünemeyiz. Haliyle, objektif zaman algısı, objektif fotoğraflara benzer: İmkânsızdır. Zamanı yaşamakta olan Ben’in hafızasında muhafaza ettiği ve “içinde” bulunduğunu hissettiği Şimdi’den kopuk, objektif zaman fantezisi fehmedilemez; ancak vehmedilebilir.

Zaman mefhumunu yanlış mı anlıyoruz?

İngiliz düşünür John Ellis McTaggart, “Zamanın vehim olması” isimli makalesinde lisan-ı halktan yola çıkmış: Göreceli ve mutlak. McTaggart, geçmişte kalan ve kayda alınmış iki olay arasındaki münasebet ile bugün şimdi vukuu bulan olaylar arasındaki münasebetin farklı olduğuna işaret etmiş. (The Unreality of Time Mind: A Quarterly Review of Psychology and Philosophy 17/1908: 456-473.)

McTaggart’a göre kavramlardaki bu çelişki, gerçekliğin zamansal olamayacağını ispatlıyor. Zaman’ın değil ama “zamanın geçişi” algımızın vehim/yanılsama olduğu konusunda ona katılabiliriz. Bu “hissedilen” zaman sadece zihinsel bir inşaat. Tren hareket ettiği zaman istasyon kayıp gidiyormuş gibi görünür. İşte bu yüzden “Zaman” denen vehim, bize geçiyor gibi gelir. Oysa zaman bâkî, insan ise fânîdir. Zaman geçip gitseydi yerine başka bir şey gelirdi. Geçip giden, sürekli yenilenip duran gerçekliktir.

“Ayı burada” diyorum, “izi nerede?” diye soruyorsun

Şu halde izini sürdüğümüz Şimdi’lik tamamen bir yanılgı mı? Yine mekândan istifade edelim: Meselâ ufuk çizgisi, mekânda durduğumuz yere göre değişmiyor mu? Peki “ufuk yoktur; bir vehimdir, illüzyondur” diyebilir misiniz?

Ya geceyi gündüzden ayıran çizgi? Milâdî yeni yıla bütün ülkeler aynı anda girmiyor meselâ. Günü gecesi hatta yazı kışı farklı olan hayvan ve bitkilerin yaşamsal döngülerinin de birer yanılgı olduğunu iddia etmeye kadar bu işin sonu. Neden?

Bu yazıyı okurken (sizin Şimdi’nizde) gece olduğunu kabul edelim. Oysa dünyanın öbür tarafında gündüz ve çiçekler, arılar buna göre (Şimdi’nin gündüz olduğu gerçeğine göre) davranıyor. Fotosentez yapan bitkiler yanılıyor mu?

Netice

Gerçek şu ki, Şimdi’yi anlamakta zorluk çekme sebebimiz, pozitivizm denen bilim yobazlığıdır. İndî (sübjektif) gerçekleri yok sayarak dev bir epistemoloji hatası yapılıyor. Yani yöntemsel ve kavramsal olarak kafalarını kuma gömüyorlar. Eğer elinizdeki bilim, gerçek hayatı tarif edemiyorsa gerçeği yok saymak mı gerekir yoksa bilimsel yöntem ve kavramları geliştirmek mi?

Site Yaptırmak mı İstiyorsunuz

Kurumsal ve e- ticaret siteleri için doğru yerdesiniz

Kurumsal Site: 499 TL

E- Ticaret Sitesi: 799 TL

Bilgisayar Ekranları

Mesai Saatlerimiz

Hafta İçi 09-17 Arası

Yerimiz

Akyol mahallesi, Atatürk Bulvarı No: 111/B Şahinbey - Gaziantep

bilgi@mirkitap.com

5539207655

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter