Çocuk Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar - Adem Güneş

Ne zaman ki biz, bizi kaybettik, çocuklarımızı da kaybettik… Bizim zamanımızda çocuk suçları olarak okul koridorlarında koşmak, istiklal marşı okunurken düzgün durmamak, el kaldırmadan öğretmenle konuşmak geliyordu. Ya da bayramda, bayram namazına geç kalmak, şeker toplarken birkaç şekere birden el uzatmak, arabaların arkasından koşmak, çocuk suçları olarak konuşuluyordu. Ne oldu bize ki artık çocuk suçları olarak annesini kesmek, babasını silahla tehdit etmek, sokakta araba yakmak, öğretmenini köşe başında şişlemek, güvenlik kamerasına el sallayarak hırsızlık yapmak kayıtlara geçer oldu?


Kitap Alıntısı

içindekiler



Giriş Embriyo Psikolojisi Genetik karakter nedir? Psikolojik karakter nedir? Kölelik ruhu Beyaz adamın “sadık köle” merakı Şizofrem’k bir araştırmanın kurbanı anneler Embriyo psikolojisi nedir? Anneyle Çocuk Arasındaki Büyük Sır Televizyon ve kumanda arasındaki iletişimsizlik Doğumu takip eden İlk saatlerin önemi Çocuğun Özellikleri bilinçaltına kayıt ediliyor Anne Sütü, İlk Altı Aydan Sonra Gereksiz mi? İlahî ikram: anne sütü Anne sütü, bebeğin her şeyi Anne, sütü kanseri önlüyor Anne sütünün ağız sağlığıyla bağlantısı Emzirme ve uyum süreci Anneyi, Anne Olmaya Zorlayan Süreç: Tuvalet Alışkanlığı Tuvalet alışkanlığı, bir rahmet sürecidir Anne ile çocuk arasındaki İlahî yapıştırıcı Tuvalet alışkanlığı psikolojiktir Pratikte neler yapılabilir? AnneBabaları Bekleyen Büyük Tehlike: “Evlatkoliklik” Bağımlılık mı, sosyal hayata hazırlanamama mı? Çocuk, hata yaptıkça tecrübe kazanır Bağımlı ebeveynin çocuğunu bekleyen birkaç tehlike Annebabalar ikaz ediliyor Bağımlılık” kaos, “bağlılık” huzur doğurur Çocuk Eğitimi mi. Çocuk Terbiyesi mi? İyi eğitilmiş çocuk, iyi terbiye edilmiş çocuk mudur? “Çocuk eğitimi” ile “çocuk terbiyesi” arasındaki fark nedir? O halde “çocuk terbiyesi” nedir? Çocuk Tanınmadan, “Çocuk Terbiyesi” Olmaz Şahin’in korkak bir kargaya dönüşme hikâyesi Çocuğunuzu yeniden keşfedin Çocuğu tanımada, “basarı” mı “başarısızlık” mı ölçü olmalı? Çocuğu en iyi tanıyan, annedir Akıllı Uslu Çocuk, Terbiyeli Çocuk mudur? Pembe Babalar, Hırçın Anneler Anne gibi anne, baba gibi baba olmak Baba, ailede otorite temsilcisidir Anne, aile içinde şefkat temsilcisi, denge unsurudur Çocukların, Çocuk Olduklarını Unutmayın! Çocuklar için Oyun, Oyun Değildir Oyun, oyun değildir “Hadi, git biraz oyna!” Oyalamak mı, oynamak mı? Çocukla oyun oynamak, beceri ister Çocuk oynadığı oyunun hükmedicisidir Oyun, amaçsızdır, Oyuncak, modaya değil, çocuğa uygun olmalıdır Çocuklara “Kendine Güvenmeyi” Öğretmek Doğru mu? Kendi ayaklan üzerinde durmak, insanı yorar Otonom çocuk yetiştirmek, bela yetiştirmektir Kendine güvenen çocuk yetiştirmeyin Çocuğunuzun Öfkesini Söndürmeyin Öfke, sosyal hayatı biIinçaltından düzene sokar Öfke, çocukları tacizden koruyan bir silahtır Öfkenin önüne geçilmez ise zararlı olmaz mı? “Öfke” zehir, “vicdan” panzehirdir Vicdan ve öfke dengesi Çocuklar, anne babasının yankısıdır Anne babanın vicdanı, çocuklarının vicdanının tohumudur Bahane, vicdanı öldürür Din, vicdanı besleyen şah damardır, suni davranışlar bu daman bakar İlahîler, ezgiler ve çocuk vicdanı Yalan, vicdanı zehirler “Yalan söylemedim, sadece şaka yaptım” Kardeş, Kardeşin “Kumaşıdır!” “Kıskançlık onun kanında var” Tahrip edilen duygular kıskançlığı başlatır Çocuklara eşit davranmak, kıskançlığı körükler Adaletsizlik, kıskançlık doğurur Adaletsizlik, güvensizliği; güvensizlik kıskançlığı tetikler Statü kaybı ve kıskançlık Çocuklar arası yaş farkı, kıskançlıkta rol oynar “Tıpkı babası gibi gözleri var” Çocuğum Yaramaz mı, Hiperaktif mi? Hiperaktiflik nedir? ADHD’in belirgin özellikleri nedir? ADHD nasıl oluşur? ADHD’nin tedavisi var mıdır? Son bir tavsiye Anne Babaların Hazırlıksız Yakalandığı Soru: “Allah Nerede?” Bilinçaltında büyüyen öcü Her kalpte Allah varsa kaç tane Allah var? Bana dinden imandan bahsetmeyin Pembe Renk, Kız Çocuğuna Yakışır; ama Çocuklarınızı ateşe atmayın Peki, kız çocuklarında hangi renk tercih edilmelidir?

“Teşekkür Evet; ben ki bu eserin yazan olarak görünüyorum, öyle ise kitapta rastlayacağınız her türlü kusurun şahsıma ait olduğunu bilmenizi isterim. Tüm kusurlarımıza rağmen bu kitabın oluşmasında fikri katkılarını esirgemeyen Dr. Veli Sın m Bey’e, Kitap ile bütünleşerek okuyucuya hazır hale getirilmesinde ciddi emek sarf eden Özlem Golcü Hanımefendi’ye. Kitabın yayına hazırlanmasının her aşamasında emek veren tüm kardeşlerime teşekkür ederim. Pedagog Adem Güneş Rotterdam, 2008

Giriş Rus psikolog Ivan Pavlov’un meşhur “şartlı refleks”ini bilirsiniz. Hani Pavlov, üzerinde deney yaptığı köpeğine, et vermeden önce zil çalıyor ve arkasından da et veriyor ya… Önce 2İ1 çalıyor, sonra et veriyor… Önce zil, sonra et… Bir süre sonra artık köpek ne zaman zil çalınsa et geleceğini umarak kuyruğunu sallıyor. Yemek hevesiyle salyası akıyor. İşte bilim tarihinde bu olaya, “Şartlı Refleks” deniliyor. Bunda ne var da bilim tarihine geçsin demeyin sakın! Çünkü ilerleyen yıllarda şartlı refleks hayatın her alanında hayvanları eğitmekte kullanılmaya başlandı. Hatırlar mısınız? Bir zamanlar, sokaklarda tef çalarak ayı oynatanlar vardı. Bîr ayı oynatıcısı elindeki tefi çaldıkça ayı bulunduğu yerde zıplaya zıplaya oynamaya çalışırdı. Tef sustuğunda ise burnunda kocaman halkası bulunan ayı, yerine otururdu. Peki, bu ayı tef çalındığında neden zıplaya zıplaya oynuyordu biliyor musunuz? Çünkü tef çalan kişi, ayıyı eğitmek için onu, önce bir kafesin içine yerleştiriyordu. Altı metal bir plaka ile kapalı bu kafesin tabanında bir ateş yakıyor; sonra da ayının karşısına geçiyor ve tef çalmaya başlıyordu. Kafesin altı ısındıkça ayının ayağı yanıyordu. Bu esnada da ayı oynatıcısı tef çalmaya devam ediyordu. Ateş gittikçe yakıcı hale geldiğinde, ayının ayaklan yanmaya başlıyordu. Hâlâ oynatıcı tef çalmaya devam ediyordu. Ayı artık acı ile bağıra bağıra kafesin içinde zıplıyordu. Oynatıcının bu acı umurunda değildi bile, o tefini çalmaya devam ediyordu… Bu olay günlerce, haftalarca devam ediyordu. Artık ayının psikolojisi o hale geliyordu ki kafesin içinde ateş olmasa bile tef sesi duyunca zavallı ayıcık ayağının yanacağını düşünerek zıplamaya başlıyordu.. Bu eğitimin ardından da meydanlarda zıplayan ayılara rastlanırdı. İşte sizin zevk içinde zıpladığını sandığınız ayıcık, ayağının yanacağı korkusuyla ha bire çırpınmaktan başka bir şey yapmazdı! Hayvanların eğitildiği yöntemler ile insan terbiye edilebilir mi? Ne yazık ki bugün, çocuk terbiyesine hâkim olan yöntem, şartlı reflekse dayandırılmaktadır. Etrafınızı gözlemleyin lütfen; çocuklardaki istenmeyen davranışları değiştirmek için kullanılan yöntemler, çoğunlukla ceza ve şiddet etrafında şekillenmiyor mu? Şiddetten kastettiğimiz sadece fiziksel değil, kitabın İlerleyen bölümlerinde de görüleceği üzere “duygusal” ve “psikolojik” şiddettir. Gece yatağına gitmekte zorlanan çocuğa, “Eğer şimdi yatmazsan bir daha seni sevmeyeceğim” demek, duygusal şiddet değil midir? (Burada, çocuk, anne sevgisini kaybetmemek için kendini yatağa gitmeye şartlandırmaktadır.) Misafirliğe gelen çocuk ile ev sahibinin çocuğu kavga etse ve evin hanımı, oğluna/kızına “Çabuk odana git ve sakın dışarı çıkma” diye bağırsa bu psikolojik ve sosyal bir ceza olmaz mı? (Böylece çocuk, anneden gelecek bir ceza korkusu ile tehdit edilir ve yapılması istenilen davranış zorunlu hale getirilmiş olur.) Bu iki örnek neyi hatırlatıyor? Ayağının yanacağından endişe eden ayının, tef sesini duyduğunda zıplamaya başlamasını değil mi? İşte ceza verileceği korkusuyla da çocuk, kendi davranışlarını değiştirmeye çalışıyor. Böylece ayı için kullanılan eğitim yöntemi, çocuğa da tatbik ediliyor. Aslında çocuk terbiyesinde günlük olarak uyguladığımız bu ve benzeri yöntemlere öyle alışmışızdır ki hiç de tuhafımıza girmez. Problemle baş başa kalındığında el altında ilaç gibidir, ceza korkusu ile çocuğu “adam” etmeye çalışmak… Unutmayın ki hayvanları şartlandırılmış refleks davranışlarla istediğiniz gibi terbiye edebilirsiniz: Köpeği aç bırakır, açlıkla terbiye ederek istediğiniz hareketi yaptırabilirsiniz. Ayının ayaklarım yakarak tef çalar ve karşınızda oynatabilirsiniz; ama insan… İnsanda bir izzet, onur, vicdan, akıl, ruh, kalp ve sır vb. var. Hayvan, belki aç bırakılarak, acı verilerek terbiye edilir; ama İnsan, asla!.. Pedagojide Derin Darvinizm Izleri Ne yazık ki hayvanlar ile insanların aynı soydan geldiği inana, hayvanlar üzerinde olumlu sonuçlar veren davranış değiştirme metotlarını insanlar üzerinde de uygulanmasını yaygın hale getirdi. Pedagoji ve psikoloji fakültelerinde, “İnsan davranışı nasıl değiştirilir?” dersleri olarak gösterildi ve ne yazık ki bazı uzmanlar tarafından da bu yöntemler anne babalara tavsiye edildi. Sonuç? Sonuç ortada: yeni tip insan modeli. Çocukluk yıllarında, otur, deyince oturan, kalk, deyince kalkan, yat, deyince ceza korkusu ile yatan minik çocuklar; bir süre sonra ergenlik dönemi ile birlikte “isyankâr” kişilikleri ile okulda öğretmene kafa tutan, evde babaya asi, sokakta komşusuna yaka silktiren insan modeline dönüştüler. O güzelim Anadolu insanının çocuk terbiyesinde hedef olarak seçtiği, insan gibi insan alma; tevazu, alçak gönüllülük, hoşgörü ve vicdan kültürü temellerine göre çocuk yetiştirme metotları gitti. Bunlar yerine kendine güven duymaya zorlanan, başarmaktan zevk alması için eğitilen, bireysel yaşama göre programlanmış, egoist, hedonist, materyalist yöntemlere göre şartlanan çocuk terbiyesi modelleri geldi. Hem de öyle geldi ki dönüp kendimize baktığımızda, çocuğumuza uyguladığımız terbiye yöntemlerinin hiçbiri tuhafımıza gitmeyecek kadar ruhumuza sindi. İşte bu kitapta, çocuk terbiyesinde ruhumuza kadar sinmiş olan bu yanlışları bir araya getirmeye çalıştık. İnanıyoruz ki bu mütevazı çalışma kendi pedagojimizin sıcaklığını yansıtma adına bir değer taşır…

Site Yaptırmak mı İstiyorsunuz

Kurumsal ve e- ticaret siteleri için doğru yerdesiniz

Kurumsal Site: 499 TL

E- Ticaret Sitesi: 799 TL

Bilgisayar Ekranları

Mesai Saatlerimiz

Hafta İçi 09-17 Arası

Yerimiz

Akyol mahallesi, Atatürk Bulvarı No: 111/B Şahinbey - Gaziantep

bilgi@mirkitap.com

5539207655

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter